Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8488 E. 2023/686 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8488
KARAR NO : 2023/686
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 654 parsel sayılı taşınmazı 14.03.1974 tarihinde harici satış senedi ile lehine tespit yapılan Mürteza Meral’dan satın alındığını, o tarihten itibaren zilyet olmaya devam ettiğini, ayrıca kayıt malikinin ölümü üzerinden 20 yıl içerisinde intikal yapılmaması nedeniyle tapunun hukuki değerini yitirdiğini belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edenin adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının malik sıfatıyla zilyet olmadığını ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2016/184 Esas, 2018/256 sayılı Kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF VE İSTİNAFTAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci İstinaf Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesi 28.06.2019 tarihli ve 2019/187 Esas, 2019/685 Karar sayılı ilamında; “…dava konusu taşınmazın hükmen tesciline esas Torbalı Tapulama Mahkemesi’nin 1971/1525 Esas sayılı dosyası dosya içine getirtilerek, anılan dosyada verilen hükmün dosyamız tarafları yönünden kesin hükmün koşullarını taşıyıp taşımadığı hususlarında değerlendirme yapılmadan; tapu maliki murisin tapuda kayıtlı isminin, nüfus kayıtları esas alınarak düzeltilmesi sağlanmadan; ayrıca mahkemece yapılan yargılama sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıklarına, davacı tarafın dayandığı senedin, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı hususları sorulup, dayanak senede ilişkin olarak yöntemince kapsam tayini yapılmadan, dayanak senedin uygulanmasında, komşu taşınmazlara ait tapu kayıtları ile dayanak kayıtlarından yararlanılmadan, senedin uygulama kabiliyetinin bulunması halinde, fen bilirkişiye kroki üzerinde işaretlettirilmeden; davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır…” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Kaldırmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, davacının söz konusu taşınmazı tapuya tescil edilmeden önce zilyetliğin devri yoluyla adi yazılı köy senedine dayanarak taşınır hükümleri kapsamında malik sıfatıyla zilyet olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci İstinaf Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesi 23.09.2021 tarihli ve 2021/88 Esas, 2021/938 Karar sayılı ilamında; davacının 20/05/1961 doğumlu olması karşısında anılan senedin düzenlendiği tarihte davacının henüz 13 yaşında olup reşit olmaması, aynı şekilde senette yasal temsilcisinin imzasının bulunmaması karşısında, senede geçerlilik tanınmasının mümkün olmadığı; öte yandan dosyada dinlenen tanık ve yerel bilirkişi beyanları ile satış işleminin ispatlanamadığı, buna göre, davacının taşınmazdaki zilyetliğinin malik sıfatıyla değil, tereke adına olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili,
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının önceki karar ile çeliştiğini,

2. Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu ile 14.03.1974 tarihli senetteki sınırların dava konusu taşınmaza aynen uyduğunun kesinlik kazandığını,

3. Davalarının TMK’nın 762. ve 763 üncü maddelerine istinaden açılan zilyetliğin devri nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu,

4. Dava konusu taşınmaz senetsizden tescil görmüş olup, vekil edenine verildiği 1974 senesinde de tapusuz olduğunu,

5. Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın menkul mal hükmünde olduğunu ve zilyetliğinin teslimi ile mülkiyetinin de vekil edenine geçtiğini,

6. Tapusuz taşınmazların taşınır niteliğinde olması nedeniyle bunların satış ve bağışlanmasının herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığını,

7. Senette yasal temsilcisinin imzasının bulunmaması sebebiyle geçerli olmadığı ve senet tarihi itibariyle kendi adına borçlandırıcı hukuki işlem yapabilme ehliyetinin bulunmadığı şeklindeki gerekçeye katılmadıklarını,

8. Somut olayda, vekil edeninin bir borç altına girmediğini, bilakis lehine kazandırıcı bir tasarruf, ivazsız bir iktisabın gerçekleştirildiğini,

9. Her ne kadar senette temlik işlemi satış olarak gösterilmiş ise de yapılan işlemin bağış olduğunu,

10. Bağış işleminin geçerli olup, sözleşmenin miras bırakanın iradesi doğrultusunda yorumlanması gerektiğini,

11. Müvekkilinin dava konusu taşınmazı nizasız ve fasılasız olarak 40 yıldan fazla zamandan beri kullandığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tespit sonrası kesinleşme öncesi haricen satın alma ile TMK’nın 713/2 nci fıkrasında yer alan; “… maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Olağanüstü zamanaşımı” başlıklı 713 nci maddesi şöyledir:
“Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Taşınır Mülkiyeti” ve “Konusu” başlıklı 762 nci maddesi şöyledir:
“Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir. ”

3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Zilyetliğin devri ” başlıklı 763 nci maddesi şöyledir:
“Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir.
Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o şeyin maliki olur. ”

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.