YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13537
KARAR NO : 2023/2802
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi 1241 ada 2 parsel sayılı taşınmazı 26.07.2000 tarihinde satın aldığını, Orman İdaresinin açtığı dava üzerine, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/510 Esas, 2005/447 Karar sayılı kararı ile taşınmazın orman sınırları içinde kaldığından bahisle, tapu kaydının iptali ile … adına tesciline karar verildiğini, bu durumun mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle de husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, dava konusu yapılan yerin orman vasfında olduğunu, tazminata hükmedilecek ise de makul bir bedel olması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hazineye ait tüm taşınmazların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına devredildiğini, … açısından husumet itirazında bulunmalarına rağmen bu hususun gözardı edildiğini, dava konusu taşınmazla ilgili olarak her türlü hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçmiş olduğunu, dava konusu yerin evveliyatı itibarıyla fiilen orman alanı olduğunu ve bu durumun bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, verilen kararın eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, bilirkişi raporundaki afaki saptamalara göre karar verildiğini, ıslah edilen kısım için de zaman aşımı süresinin dolduğunu, belirlenen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Hazine vekili tarafından cevap süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu ve zamanaşımı süresinin taşınmazın tapu iptal kararının kesinleştiği 25.12.2007 tarihinden itibaren 10 yıl ve Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Esas sayılı dosyasında belirtilen makul süre geçmekle dava tarihinden önce dolduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescil tarihinin 31.05.2018 olduğunu, bu tarihe göre zamanaşımı süresinin geçmediğini, mülkiyet hakkının zaman ötesi bir hak olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) kararı öncesinde zaten bu davayı açma haklarının iç hukukta olmadığını, zamanaşımı süresinin YHGK karar tarihinden başlatılması gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi,
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi.
4. YHGK’nın 18.11.2009 tarihli ve 2009/4- 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi 1241 ada 2 parsel sayılı, 428,00 m² miktarlı arsa vasfındaki taşınmazı davacının 26.07.2000 tarihinde satın aldığı, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucu, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/510 Esas, 2005/447 Karar sayılı ilâmı ile, taşınmazın tapu kaydının iptali ile, orman vasfı ile … adına tesciline karar verildiği verilen kararın temyiz edilmemesi üzerine 25.12.2007 tarihinde kesinleşmiş olduğu, eldeki davanın ise 28.02.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesine (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesine) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Buna göre 10 yıllık zamanaşımı süresi ve dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.