YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9840
KARAR NO : 2023/2472
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesi
Alacaklı tarafından çeke ve bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, borçluların borca itirazı üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın kısmen kabulüne, takibin bonodan kaynaklanan 125.000,00 TL asıl alacak ve buna isabet eden ferileri üzerinden durmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine, kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar yönünden takip durdurulmadığından icra inkar tazminatına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.İTİRAZ
Borçlular itiraz dilekçesinde; takip dayanağı çeke karşılık 13.04.2021 tarihli protokol gereğince senet verildiğini, bununla çekten doğan borcun sona erdiğini, ancak mükerrer tahsil yoluna gidilerek hem çek hem de senede dayalı olarak takip yapıldığını, icra takibine konu çekten kaynaklı bir alacağın kalmadığını ileri sürerek takibin iptalini, alacaklı aleyhine alacağın %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; “borcun yenilenmesi” (tecdit) iddialarını kabul etmediklerini, takibe konu senedin veriliş sebebinin tecditten kaynaklanmadığını, yenileme iradesinin bulunmadığını, takip dayanağı senedin cari hesap mutabakatı sonrası davalıların borcu ödememesi hali için düzenlendiğini, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında süregelen ticari münasebetler neticesinde meydana gelen cari hesap kaydı için tarafların 24.12.2020 tarihinde karşılıklı cari hesap mutabakatı yaptığını ve itiraz eden (borçlu) şirketin 360.000,00 TL cari hesap bakiyesi olduğunu, 06.01.2021 tarihinde ödeneceği konusunda bakiyenin belirlenmesi hususunda TTK’nın 94/2 maddesinde saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan tarafın aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa bakiyeyi kabul etmiş sayılacağının belirlendiğini, düzenleme kapsamında karşılıklı hesap teyidi ile mutabık kaldıklarını, protokol metni incelendiğinde senedin ödenmesi ile çekin iade olunacağının yazılı olduğunu, dolayısıyla senedin iadesinin çekin ödenmesine bağlandığını, ödeme yapılmayarak protokolün borçlu tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek itirazın reddini, borçlular aleyhine alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanmış protokolde bononun çekin teminatı olarak düzenlendiği, buna göre tarafların çekten doğan borcun yenilenmesine dair açık iradesinin mevcut olmadığı, aksine bu borcun teminat altına alınması için bono düzenlendiği, bono çekten doğan alacağın teminatı olarak düzenlendiğinden hem bonoya hem de çeke dayalı takip yapılmasının aynı alacağın iki kez tahsili anlamına geleceği, diğer yandan teminatın akıbeti yargılamayı gerektirdiğinden teminat senedine dayalı olarak takip yapılamayacağı, teminat olgusunun ayrı bir sözleşmeye dayalı olarak getirilmesi halinde bunun itiraz; senet metnine dayalı olarak getirilmesi halinde ise şikayet niteliğinde olduğunun kabul edileceği, tüm bunlara göre alacaklının çekin teminatını oluşturan bonoya dayalı olarak değil, çeke dayalı olarak takip yapma hakkının bulunduğu, talep edilen 125.000 TL asıl alacak ve ferilerinin teminat bonosuna dayalı olarak talep edildiği,alacaklının bononun çekten doğan alacağın teminatı olarak düzenlendiğini bilebilecek durumda olduğu, 14.02.1951 gün 1947/17 E. – 1951/1 K. sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı ve gerçekleşen olgulara göre iyi niyet savunmasında bulunamayacak durumu belirmiş olan kimsenin kötü niyetinin ayrıca diğer tarafça ispatına gerek olmayıp bu hususun resen gözetileceği, davalının takibinde ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile itirazın kısmen kabulüne ,takibin bonodan kaynaklanan 125.000,00 TL asıl alacak ve buna isabet eden ferileri üzerinden durmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine, kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar yönünden takip durdurulmadığından icra inkar tazminatına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı istinaf dilekçesinde; dava dayanağı protokolde herhangi bir şekilde teminattan söz edilmediği gibi, protokol öncesinde düzenlenen hesap mutabakatından da anlaşıldığı üzere borçlunun senedin ödenmesi şartıyla çeki iade alacağının kabul edildiğini, burada kararlaştırılan koşulun bononun ödenme şartı olmadığını, hesap mutabakatından ve protokolden anlaşıldığı üzere bononun 360.000,00 TL bedelli cari hesap bakiyesinin bir kısmına karşılık verildiğini, borç miktarının çek ve bononun toplam miktarının üzerinde olduğunu, mahkemece durdurulmasına karar verilen bononun teminat senedi vasfında olmadığını, protokolde çekin keşidecisine teslimi için ödenmesi koşulu belirlenmiş olup buna dair protokole ek madde konulduğunu, çekin ödenmediğinin davacının da kabulünde olduğunu, bu sebeple çek borcu ortadan kalkmadığı gibi söz konusu bononun da ödenememesi ve davacının bakiyesinin hala mevcut olması sebebi ile müvekkilinin bakiye cari hesap mutabakatında yer alan bedel için elinde bulunan iki kambiyo senedi ile ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, dolayısıyla mevcut cari hesap bakiyesinden daha az bedelde bono ve çek için mükerrer tahsilattan söz edilemeyeceğini, mahkemece verilen kararın ancak borç bakiyesinin 125.000 TL olmasına rağmen 250.000 TL değerinde icra takibi yapılması hali için mümkün olabileceğini, protokolde bononun çek karşılığı verilmiş olmasının kararlaştırılması hali için yerel mahkeme kararının hukuka uygun olabileceğini, ancak mahkemece davacının da inkar etmediği cari hesap mutabakatı ve protokolde yer alan ödeme yapılması halinde iade olunacağı kararlaştırılan bono bakımından mükerrerlik kabulünün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, aynı zamanda mutabakatın yanı sıra yerel mahkemeye sunulan yine aynı cari hesap borcu için verilmiş olan çekin de ödenmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklı tarafça hem 125.000,00 TL bonodan kaynaklı, hem de karşılıksız kalan 122.330,00 TL çek alacağı üzerinden takip başlatıldığı, protokole göre takip konusu bononun ödenmeyen çek için verildiğinin anlaşıldığı, dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı, istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çeke ve bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK 169/ a
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.