Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/8103 E. 2023/1869 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8103
KARAR NO : 2023/1869
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki, davalı üçüncü kişinin İİK’nun 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğundan bahisle davalının yedinde bulundurduğu hakediş miktarı oranında tazminata mahkum edilmesi talepli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince tazminatın reddine karar verilmiştir.

Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Alacaklı vekili dilekçesinde; alacaklı tarafından borçlu … … Ortaklığı aleyhine başlatılan ilamsız takibin kesinleşmesi üzerine, borçlu şirketin inşaatını yüklendiği davalı …’ndaki hakediş alacağına haciz konulmasına karar verildiğini ve birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalı kurumun 27.10.2015 tarihinde “… … Ortaklığının (V.no:6620809410) uhdesinde devam eden … … İlkokulu inşaatı işi ile ilgili olarak hakediş düzenlenmesi halinde, hakediş miktarına göre, ilgi yazınızda belirtilen borç miktarı kurumunuz hesabına yatırılabilecektir. Bu nedenle kurumunuza ait banka hesap (Iban) bilgilerinizin gönderilmesi hususunu, bilgi ve gereğini arz ederim” şeklinde cevap verildiğini, icra dairesince iban bilgilerinin davalı kuruma iletildiğini, bu arada borçlunun … 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/696 Esas sayılı dosyasında ödeme emrinin iptali için dava açtığını ve davanın reddedildiğini, borçlunun bu kez … 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/399 Esas sayılı dosyası ile icra müdürünün 04.03.2016 tarihli kararının kaldırılması için dava açtığını ve bu davanın da reddedildiğini, 13.04.2016 tarihinde … 2. İcra Dairesinin davalı kuruma talimat yazılarak borçlu … ortaklığının 27.10.2015 tarihli hacizden sonra, bugüne kadar herhangi bir hakediş yapıp yapmadığı, … 13. İcra Mahkemesine verilen şikayet dilekçesindeki beyan da dikkate alınarak hakediş yapıldıysa müdürlük dosyasına bugüne kadar neden herhangi bir ödemenin yapılmadığı hususlarında bilgi verilmesi, hakediş ödemesi varsa birinci haciz ihbarnamesinin zaman kaybetmeksizin aynen infazının istendiğini, davalının ise 29.04.2016 tarihli yazı ile “Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2014/22956 Esas , 2014/29729 Karar numaralı ve yine 2015/25154 Esas, 2016/689 Karar numaralı kararları gereği ile İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin 29/03/2016 tarih ve 5886 sayılı görüş yazısına istinaden 2015/20588 esas sayılı yazınız ilgi (c) yazımız ile iade edilmiştir.” şeklinde cevap verildiğini, bu cevap taraflarına tebliğ edilmediği için yazıdan ancak, 12.07.2019 tarihinde dosyayı incelemeleri sonucunda haberleri olunduğunu ve bu davayı açma gereği hasıl olduğunu, İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin görüşünün yanlış olduğunu, emsal gösterdiği Yargıtay Kararlarının da … bu dosyada emsal alınacak bir borca dair olmadığını, ilgili kararlar incelendiğinde; adi ortaklığın borcundan dolayı değil, adi ortaklardan birinin borcuna dair olduğunu, takip dosyasındaki ödeme emrinin dayanağı olan faturalar incelendiğinde borçlunun … ortaklığı olduğunun anlaşılacağını, … ortaklığının dava ehliyeti bulunmadığı için yasa gereği takibin … ortaklığının ortaklarına karşı başlatıldığını, dolayısı ile davalı kurumun gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı kurumun kendi kendine haczi kaldırmasının yasal olmadığını, adi ortaklığın iki ortağı tarafından açılan davaların reddedildiğini ve haczin kesinleşiğini belirterek İİK’nun 89/4 üncü maddesi gereği davalı kurumun yedinde bulundurduğu hak ediş oranında faizi ile birlikte tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı üçüncü kişi cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini, tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığa ait bir mal veya alacak üzerine haciz konulamayacağını, 2.744.000 TL sözleşme bedelli … Merkez … İlkokulu inşaatı işinin … İnşaat Taah … Ltd. Şti. – … İnşaat … Ltd. Şti. … Ortaklığı’nın uhdesinde kaldığını, işin geçici kabulünün 20.07.2016 tarihinde yapıldığını, binanın İl Milli Eğitim Müdürlüğü kullanımına verildiğini, yüklenici firmanın kuruma verdiği 03.07.2015 tarihli dilekçe ile müracaat ettiğini, davalı idarenin ise birinci haciz ihbarnamesine cevaben ilgili yazıda belirtilen borçlu … ortaklığının kurumları sorumluluğunda yapımı devam eden … İlkokulu yapım işinin yüklenicisinin … … ortaklığına ait olup olmadığı anlaşılamadığından işleme alabilmek için vergi numarasının bildirilmesinin istendiğini, … 2. İcra Müdürlüğünün 15.10.2015 tarihli, birinci haciz ihbarnamesine cevaben ise 27.10.2015 tarihli yazı ile “… … Ortaklığı’nın uhdesinde devam eden … … İlkokulu inşaatı işi ile ilgili olarak hakediş düzenlenmesi halinde hakediş miktarına göre ilgi yazıda belirtilen borç miktarı Kurumunuz hesabına yatırılabilecektir. Bu nedenle Kurumunuza ait banka hesap (Iban) bilgilerinizin gönderilmesi” şeklinde cevap verildiğini, bu cevabi yazıdan müzekkerenin davalı idareye tebliğ edildiği tarih itibariyle yüklenici firmanın kurumlarından herhangi bir hak ve alacağı olmadığının açıkça anlaşıldığını, davalı idarenin süresi içerisinde haciz iharnamesine cevap verdiğini, haciz ihbarnemesinin tebliği tarihi itibariyle yüklenici firmanın kurum nezdinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, sonrasında 17.11.2015 tarihli ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bu haciz iharnamesine de 20.11.2015 tarihli ilk haciz ihbarnamesinden bugüne kadar borçlu ile ilgili herhangi bir alacağın oluşmadığının cevaben bildirildiğini, daha sonra da … İcra Müdürlüğü kanalıyla yine süresi içerisinde 23.11.2015 tarihli yazı ile itiraz edildiğini, üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesinde doğmuş veya doğacak alacakların haczedildiği bildirilmiş olsa bile üçüncü kişinin sorumluluğunun haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği andaki durumla sınırlı olduğunu, davalı idareye gönderilen haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde itiraz edilerek borçlunun kurum nezdinde herhangi bir hak ve alacağının olmadığının bildirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı üçüncü şahıs idareye alacaklı vekilinin talebi üzerine 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiği, davalı idare tarafından 27.10.2015 tarihinde “borçlu … ortaklığının uhdesinde devam eden … … İlkokulu İnşaatı işi ile ilgili olarak hakediş düzenlenmesi halinde, hakediş miktarına göre, ilgi yazınızda belirtilen borç miktarı Kurumunuz hesabına yatırılacaktır.” şeklinde cevap verildiği, ancak davalı idarece 23.11.2015 tarihinde müdürlükçe gönderilen ikinci haciz ihbarnamesine açıkça itiraz edilerek borçlu ortaklık için düzenlenen 07.07.2015 tarihli hakedişten yazı tarihine kadar geçen sürede borçlu … ortaklığının kurumları nezdinde herhangi bir hak ve alacağı doğmadığınının bildirildiği, bilirkişinin 11.08.2020 tarihli raporu ile davalı idare ile borçlu … ortaklığı arasındaki … … İlkokulu İnşaatı işi ile ilgili tüm kayıtların incelenmesi neticesinde, davacı şirket tarafından davalı idareye 21.10.2015 tarihinde tebliğ edilen birinci haciz ihbarnamesine karşılık itiraz edilen tarihlerde takip borçlularının davalı idareden herhangi bir tahakkuk ettirilmiş ve ödenmemiş bir alacağının bulunmadığı şeklinde görüş bildirildiği, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu ile haciz ihbarnamesi tebliğ tarihi itibariyle borçlu … ortaklığının davalı idareden alacağı olmadığının açık olduğu, davalı idarenin birinci haciz ihbarnamesine verdiği cevapta hakediş düzenlenmesi halinde borç miktarı kadar bedelin ödeneceği yönündeki beyanına karşılık, ikinci haciz ihbarnamesine yaptığı açık itirazdan davalı idarenin muaccel, kayıtsız bir borç kabulünün olmadığının anlaşıldığı, alınan raporun da bu hususu desteklediği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Tarafların ticari kayıtları incelenmeden hüküm kurulduğunu, davalı kurumun haciz tarihi itibariyle borçluya herhangi bir borcumuz yoktur şeklinde bir itirazı olmadığı halde gerekçeli kararda borca itiraz varmış gibi hatalı değerlendirme yapıldığını, 89/1 haciz ihbarnamesinin kurumca kabul edildiğini ve herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalı kurumun cevaplardan sonra borçluya ödeme yapmaya devam ettiğini, davalının kayıtları incelenmiş olsaydı bu durumun ortaya çıkacağını, dosyanın yeniden bilirkişiye tevdiği gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davacının dava dilekçesinde sonuç ve talep bölümünde “İİK’nun 89/4 üncü maddesi gereğince davalı kurumun yedinde bulundurduğu hak ediş oranında faizi ile birlikte tazminata mahkum edilmesi şeklinde” miktar belirtmeden, davanın kısmi dava mı belirsiz alacak davası mı olduğunu belirtmeden talepte bulunduğu, mahkemece tensiple birlikte dava değerinin bildirilmesi ve harç yatırılması için süre verilmesi üzerine davacı vekilinin 10.12.2019 tarihli dilekçesi ile “…. Bu nedenle HMK’nun 107 nci maddesi gereği, davalının yedinde bulunan gerçek hakediş miktarı bilirkişi marifeti ile tespit edildiğinde, tespit edilen miktar üzerinden eksik harcı tamamlanmak üzere tarafımızca şimdilik belirsiz alacak olan 70.000,00TL üzerinden harç yatırılmıştır.” şeklinde açıklamada bulunularak, davanın belirsiz alacak davası olduğunun belirtildiği, bu durumda davacının HMK’nun 107 nci maddesine dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğu anlaşıldığına göre; dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından mahkemece davanın dava şartı (hukuki yarar) yokluğundan usulden reddi gerekirken, esasa ilişkin nedenlerle reddedilmesinin yerinde olmadığı, dava şartının kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen dikkate alınması gerektiği, açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun HMK’nun 355 ve 353/1-b-2. maddeleri uyarınca kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının sair istinaf taleplerinin esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Yerel Mahkeme tarafından davalı idarenin ticari defterleri incelenmeden davanın reddine karar verildiğini, davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı cevabi yazısında takip borçlusuna ait ne kadar parayı (hakedişi) uhdesinde bulundurduğuna dair bir beyanda bulunmadığı için dava değerinin tam olarak bilinmesinin mümkün olmadığını, davada davalı tarafın 89/1 haciz ihbarnamesine cevap verdiğini, ancak uhdesinde bulundurduğu borç miktarına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadığını, ihbarnameye cevap veren davalının ihbarnamenin kendisine tebliğ edildiği tarihte borçluya ait ne kadar hakedişi uhdesinde bulundurduğuna dair bilgiye sahip olmaları mümkün olmadığından huzurdaki davanın tipik belirsiz alacak davası olduğunu, davanın değerinin taraflarınca bilinmesi mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka uygun olduğunu, davalı kurumun ticari kayıtları incelenmeden rapor hazırlandığını, yerel mahkeme tarafından ticari defterler incelenmiş gibi hatalı hüküm kurulduğunu, davalı kurumun haciz tarihinde, borçluya herhangi bir borcumuz yoktur şeklinde bir itirazı olmadığı halde gerekçeli kararda borca itiraz varmış gibi hatalı değerlendirme yapıldığını, davalının 89/1 haciz müzekkeresini açıkça kabul ettiği ve herhangi bir itirazda bulunmadığının takip dosyasında sabit olduğunu, davalı kurumun önce borcu kabul ettiği, daha sonra da, sadece … ortaklığının alacağına haciz konulamaz iddiası ile 89/1 yazısını icra müdürlüğüne iade ettiğini, yerel mahkemenin hiç olmayan bir itirazı sanki varmış gibi bir gerekçe oluşturmasının hatalı olduğunu, dolayısı ile davalı kurumun borca değil, emsal olarak sunduğu ve olayla ilgisi olmayan bir Yargıtay kararına dayanarak … ortaklığının alacağına haciz konulamaz iddiası ile itiraz ettiğini, yerel mahkemenin davanın konusuyla ilgisi olmadığı halde, tarafların dahi iddia ve itiraz etmediği hususları davanın reddi gerekçesi saydığını, davalı kurumun borca itirazı bulunmadığını, üçüncü şahıs olan davalı kurumun 89/1 haciz ihbarnamesine itiraz etmediği gibi, vermiş olduğu cevabi yazıda borçlu … ortaklığına olan borcunu kabul ederek icra müdürlüğünden banka hesap bilgilerini istediğini, söz konusu cevaptan sonra da davalı kurumun takip borçlularına ödeme yapmaya devam ettiğini, şayet davalı kurumun defter ve kayıtları incelenmiş olsaydı bu iddianın ispat edilmiş olacağını, davalı kurumun 27.10.2015 tarihinden sonra yapmış olduğu tüm hakediş ödemelerinin tarihleri ile birlikte sorulması ve defter ve kayıtlarının mutlaka incelenmesi gerektiğini, davalı kurumun hakediş ödemesi yaptığı banka kayıtlarının da dosyaya celbi ile dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii gerektiğini,ancak yerel mahkeme tarafından bu taleplerin dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı üçüncü kişinin İİK’nun 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğundan bahisle İİK’nun 89/4 üncü maddesi gereğince davalının tazminata mahkum edilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanununun 338, 89/1, 89/4. maddesi.

3. Değerlendirme
1.Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nun 366 ıncı maddesi hükmü gereğince uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.