Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4792 E. 2023/1318 K. 18.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4792
KARAR NO : 2023/1318
KARAR TARİHİ : 18.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/740 Esas, 2015/1748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci, sekizinci maddeleri ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince hükmedilen 2 yıl hapis cezasının, 3 yıl süreyle denetime tabi tutularak ertelenmesine ve 3 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.09.2020 tarihli ve 2016/72039 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına yetersiz gerekçe ile karar verilmesinin ve fiille orantısız şekilde sürücü belgesinin asgari hadden çok fazla uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle bozma görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz istemi, verilen kararın genel usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2. Sanık müdafiinin temyiz istemi, takdiri indirim ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması ile müvekkili hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Mahkemece, ”Yapılan yargılama,toplanan deliller, sanık savunması, katılanların beyanları doktor raporları, adli raporlar,5 Sulh Ceza Hakimliğinin kararı, düzenlenen diğer tutanaklar,nüfus kaydı,adli sicil kaydı ve tüm dosya kapsamı ile mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile ADli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporların birbirleriyle ve dosyada toplanan delillerle uyumlu olduğu,ölen yaya …’in 2918 sayılı karayolları trafik kanunun 68-B maddesi ve aynı kanuna bağlı yönetmeliğin 138-B maddelerinde belirtilen “taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayalar,taşıt yolunu yaya ve okul geçidiyle kavşak giriş ve çıkışlardan geçmek zorundadır” kuralını ihlal ederek olayda asli kusurlu ise de sanığın kaza mahalline yaklaşmadan önce yayanın orta refüjden yola indiğini görmesine rağmen klakson çalmakla yetinip hızını azaltmadan sürüşüne devam ettiği ve yaya …’e çarparak tali kusurla ölümüne neden olduğu kazada taksirinin bulunduğu,kabul edilen oluş ile sanığın taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçunu işlediği,olay tarihi itibariyle sürücü belgesi almaya hak kazandığı,ancak mevzuata uygun olarak sürücü belgesini almadığı ve kazadan sonra sürücü belgesini alan sanığın sonradan aldığı sürücü belgesinin de TCK.nun 53/6.maddesi kapsamında değerlendirilmesinin ve sanığın bu sonuca katlanması gerektiği sabit olduğundan cezalandırılmasına karar verilmiş, sürücü belgesi sertifikası olan ancak henüz yasal olarak geçerli sürücü belgesi bulunmadan şehir trafiğinde … kullanmaya başlayan sanığın, yaşı ve fiziksel durumu itibariyle hızlı hareket edemeyeceği ortada olan 1940 Doğumlu yaya Ümmü’yü görmesine rağmen hızını kesmeden yola devam ederek ve hüküm tarihine kadar da hızını kesmemesinin ortaya çıkarttığı vahim sonucu idrak edemediğini ve meydana gelen üzücü sonuçtan ders almadığını ortaya koyan beyanları ile ilerleyen zamanda diğer araçlara ve yayalara karşı daha saygılı, dikkatli ve özenli … kullanacağına dair kanaat oluşmadığından cezaların şahsileştirilmesi ve caydırıcılık ilkeleri gereği aşağıdaki şekilde hüküm düzenlenmiştir.”

Şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2. Sanık aşamalarda, 60-65 km hızla seyir halindeyken, gidiş yönüne göre solda, orta refüjde bulunan palmiye ağaçlarının arasından siyah şemsiyesi açık bir bayanın koşarak yola girdiğini gördüğünü, kendisini korna çalarak ikaz ettiğini, sağa manevra yaptığını buna rağmen çarpmaya engel olamadığını ileri sürmüştür.

3. … Morg İhtisas Dairesi 21.05.2015 tarihli otopsi raporunda,
”…
kişinin ölümünün künt genel beden travmasına bağlı çoklu kot ve ekstremite kırığı ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği kanaatini bildirir”.

Denilmektedir.

4. Olay tarihli kaza tespit tutanağında ve keşif üzerine mahkemece aldırılan trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda sanığın kavşaklara ve yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmamaktan, … Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … Trafik İhtisas Dairesi 26.10.2015 tarihli raporunda ise sanığın çarpmayı önlemeye matuf zamanda etkin fren tedbirine başvurmadığından bahisle tali kusurlu olduğuna değinilmiştir.

5. Uyap Ehliyet Bilgisi Sorgu Sayfası incelemesinde sanığın sahip olduğu B sınıfı sürücü belgesi tarihinin 27.04.2015 olduğu görülmüştür.

IV. GEREKÇE
Sanığın idaresindeki otomobille, gündüz vakti, meskun mahalde, iki şeritli, asfalt kaplama caddede sol şeritte seyrederken, olay mahalline geldiğinde, gidiş yönüne göre soldan sağa doğru, orta refüjden kaplamaya giren 1940 doğumlu yayaya çarpmasıyla, bir kişinin öldüğü olayda, sanığın yaya geçidine yaklaştığında hızını azaltması gerekirken limitlerinin üstündeki hızıyla seyrine devam ettiği ve yayanın yola girişini görmesine karşın zamanında etkili fren tedbirine başvurmadığı gözetildiğinde anılan davranışlarıyla tali kusuruyla neticeye sebebiyet verdiği olaya ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.

A)Tebliğname Yönünden;
1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ”…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi…” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği, katılan … vekilinin müvekkilinin cenaze masraflarının olduğu, katılanın, sanığın kendileriyle hiç ilgilenmediği gibi baş sağlığı dahi dilemediğini belirttiği ve sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde anılan hükümlerinin uygulanmama gerekçesi yetersiz görülmüşse de sonuca etkili görülmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.

2. Sanık kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği düzenlendiği; dosya içeriğinden ve UYAP üzerinden yapılan sorgulamada, suç tarihi itibariyle sürücü belgesi bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında anılan madde gereğince sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

B) Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.

C) Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına olanak sağlayan sebeplerin varlığının dosyadan tespit edilemediği dikkate alındığında, sanık hakkında takdiri indirim müessesesinin uygulanmamasına yönelik mahkemenin takdirinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.

2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ”…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi…” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği, katılan … vekilinin müvekkilinin cenaze masraflarının olduğu, katılanın, sanığın kendileriyle hiç ilgilenmediği gibi baş sağlığı dahi dilemediğini belirttiği ve sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde anılan hükümlerinin uygulanmamasına dair mahkeme takdiri yerinde bulunmuştur.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde A-2 numaralı bentte açıklanan nedenle … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/740 Esas, 2015/1748 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin dokuzuncu paragrafın hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.04.2023 tarihinde karar verildi.