Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/37675 E. 2023/1119 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37675
KARAR NO : 2023/1119
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İTİRAZ

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1010 E., 2019/2030 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne bilerek yardım etmek
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2022/1684 Esas, 2022/3613 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2022 tarihli ve KD-2022/127091 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2022 tarihli ve KD-2022/127091 sayılı itirazı, özetle; “…Somut olayda istinaf mahkemesi kararının sanığa 17.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği tebliğ mazbatasından, itiraz dilekçesine ekli gönderi takip ve hareket bilgilerinden ayrıca tarafımızca yapılan PTT gönderi takip sorgulamasından anlaşılmaktadır. Bu itibarla sanığın 29.01.2020 tarihinde yaptığı temyiz talebi CMK’nın 291. maddesinde belirtilen 15 günlük yasal süresinde yapılmıştır. Ancak o tarihte tebligat memurunun tebliğ mazbatasına 7 rakamını 2 rakamına benzeyecek şekilde yazmasından kaynaklı olarak tebligatın 17.01.2020 yerine 12.01.2020 tarihinde yapılmış gibi algılandığı, PTT kayıtlarından da ayrıca sorgulama yapılmadığı için sanığın 29.01.2020 tarihinde yapmış olduğu temyiz talebinin 15 günlük yasal süresinden sonra yapıldığından bahisle temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verildiği ancak yukarıda açıklandığı üzere bu kararın hatalı olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan hususlar çerçevesinde; Yüksek Daire kararına karşı sanık … lehine 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur…
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. İtirazımızın kabulü ile,
2. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.06.2022 tarih ve 2022/1684 Esas – 2022/3613 Karar sayılı ‘Temyiz Başvurusunun Reddi’ kararının kaldırılması,
3. Dosyanın esastan incelenerek, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, gerekçeye ve eylemlerin nitelendirilmesine göre; sanığın değişen suç vasfına göre silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği sübut bulduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca esastan reddi ile, usul ve yasaya uygun bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 13/12/2019 tarih ve 2019/1010 Esas- 2019/2030 Karar sayılı ‘İstinaf Başvusurunun Esastan Reddine’ dair kararının onanması,
4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı CMK’nın 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,…”
Talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
06.02.2020 tarihli dosya gönderme formunda dahi 12.01.2020 tarihinde tebliğ edildiğinin derci sureti ile temyiz incelemesine esas olmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen dosyaya konu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 13.12.2019 tarihli ve 2019/1010 Esas, 2019/2030 Karar sayılı kararını, 17.01.2020 tarihinde tebliğ aldığını tasrihle sunduğu 29.01.2020 tanzim ve havale tarihli dilekçesi ile temyiz isteminde bulunan, ilaveten 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinde öngörülen süreden sonra temyiz talebinde bulunulduğundan aynı Kanun’un 298 inci maddesince, temyiz isteminin reddine karar verilmesine dair düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesine karşılık gönderdiği 28.02.2022 tanzim ve havale tarihli dilekçesi ve eklerine müsteniden asıl tebliğ tarihinin “17.01.2020” tarihi olduğunu bildiren sanık …’e; istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı içeren tebligat mazbatasının “17.01.2020” tarihinde tebliğ edildiğinin PTT gönderi takip sorgulaması sisteminden tedarik belgelerden tespit edilmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23’üncü maddesince düzenlenip tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını tevsik eden tebligat mazbatasında elle yazılan tarihin “12.01.2020” tarihi olmayıp, esasında “17.01.2020” tarihi olduğunun ve “yedi rakamının iki rakamına benzetilerek yazıldığının” görülüp, anlaşılması, gerek ilk derece mahkemesinin infazın durdurulmasına müteallik 20.09.2022 tarihli ve 2018/7 Esas, 2019/21 Karar sayılı ek kararında gerekse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca PTT gönderi takip sisteminde yapılan sorgulamadan durumun tespit edildiğinin bildirilmesi ayrıyeten UYAP sisteminden murakebasinden de teyit edilmesi karşısında, tebligattaki kayıtların aksinin gönderi takip evrakları ve sorgulamaları ile belirlenmesine ayrıca elle yazılan tarihin yanıltıcı vasfına binaen, tereddüt oluşturacak şekilde tanzim olunan mazbata ile yapılan usule aykırı tebliğe 7201 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi hükmü gereğince sanığın muttali olduğunu bildirdiği tarihin esas alınması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli, 2022/1684 Esas, 2022/3613 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. HUKUKÎ SÜREÇ
1. FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan kamu davasında, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli, 2018/7 Esas, 2019/21 sayılı Kararı ile sanık …’in silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/3 ve 220/7′ nci maddeleri delaletiyle, aynı Kanun’un 314/2., 220/7- son cümle., 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5/1., 5237 sayılı Kanun’un 62/1., 53., ve 63′ üncü maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.12.2019 tarihli ve 2019/1010 Esas, 2019/2030 sayılı Kararı ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun [5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca] esastan reddine karar verilmiştir.
3. 23.06.2021 tarih ve 31520 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarih ve 196 sayılı kararı ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi numarasının Yargıtay 3. Ceza Dairesi olarak değiştirilmesi sonrasında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kanuni süreden sonra öne sürülen temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmesi görüşünü içeren, 11.01.2022 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
4. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2022/1684 Esas, 2022/3613 sayılı Kararı ile sanığın süresinden sonra yapılan temyiz başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2022 tarihli, istinaf başvusurunun esastan reddine dair kararının onanması görüşünü de içerir İtiraznamesi ile dava dosyası Daireye tevdi olunmuştur.

B. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, temyiz isteminde özetle;
1. 5237 sayılı Kanun’un 289’uncu maddesi kapsamında mutlak bozma nedenleri bulunmasına rağmen, bu hususlara yönelik inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, istinaf isteminin eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile reddine karar verildiğini,
2. Örgüte yardım suçunun işlenebilmesi için daha önce kesinleşen bir yargı ilamı ile tespit edilen silahlı bir örgütün var olmasının şayet böyle bir ilam yok ise 5237 sayılı Kanun’un 220/1-2 ve 3713 sayılı Kanun’un 1’inci maddelerinde belirtilen suçları işleyen yahut işlemek için kurulan bir örgüt olduğunu bilerek özgür iradeyle yardım edilmesi gerektiği; yerleşik yargısal uygulamalarla, öğretide de kişinin fiilleri icrası sırasında, kanunilik ilkesi gereği cezalandırılmayacağı inancı ile 5237 sayılı Kanun’un 26/1 inci maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir hakkı kullanması yahut bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması durumunda, 5237 sayılı Kanun’un 220/7 ‘inci maddesinde cezalandırılmaması lüzumunun belirtilmesine nazaran, aksi yönde uygulamaların hukukun evrensel ilkeleri ve de esaslarına aykırı bir biçimde kanunilik ilkesinden uzaklaşılmasına ve öngörülebilir olmaktan öteye keyfiliğe sebebiyet vereceği dikkate alınarak, atılı suçun unsurları oluşmadığı, suç kastının bulunmadığı ve bunların aksine somut bir delilin de bulunmamasına rağmen, zamanında yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren bir derneğe üye olmasının yahut bankaya cüzi miktarda para yatırması veya rutin bankacılık işlemlerinde bulunmasının sonradan suç ya da suç delili ilan edilerek, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ve buna matuf suç ve cezaların yasayla konulması, aleyhe kanunun geriye yürümezliği, kıyas yasağı ile suçta ve cezada belirlilik ilkelerinin ihlali ile yine Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde teminat altına alınan mülkiyet hakkına ve özel hayatın gizliliğine müdahale oluşturacak şekilde suç telakki edilmesi; ayrıyeten her ne kadar suç kastı bulunmuyorsa da, 5237 sayılı Kanun’un “Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası” başlıklı 26’ıncı maddesince hakkın kullanılması yahut aynı Kanun’un “Hata” başlıklı 30’ uncu maddesince kaçınılmaz bir hataya düşülmesi durumunda ceza verilemeyeceğinin tertibine binaen durumunun bu kapsamda kaldığı gözetilmeden, hatalı değerlendirme ile hukuk kurallarının eksik ve hatalı uygulanması sureti ile mahkumiyetine karar verildiğini,
3. Öte taraftan, başkaları tarafından yapıldığında suç olmayan bir davranışın kendisine suç olarak isnat edilmesinin hukuken ve vicdanen kabul edilemeyeceğini ileri sürmüş, belirtilen ve de resen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Kuruluşundan itibaren, örgüt lideri tarafından belirlenen ideoloji doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere, halkın dini duygularını da suistimal etmek sureti ile eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren silahlı terör örgütü Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) ait finans kuruluşlarından Bank …’ya yönelik alınan tedbirler sonrası, örgüt liderinin verdiği talimata uyarak 12.09.2014 ile 16.11.2017 tarihleri arasında toplam 3 adet katılım hesabı açtığı ve vadeleri doldukça 5 kez temdit ettirerek hesap bakiyesini arttırma gayretinde olduğu dosya münderacatından ve alınan bilirkişi raporundan anlaşılıp, İl Dernekler Müdürlüğünün 15.02.2018 tarihli yazısı ile de 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan örgüte müzahir derneklerden … İmam Hatip Derneği ile … Gönül Elçileri Derneği’ne üye olduğu, buna mukabil üyeliklerden ayrıldığına dair bir belgenin bulunmadığı belirlenen ve fakat örgüt üyesi olup olmadığı yahut örgüt hiyerarşisine dahil olup olmadığında şüphe bulunmakla, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi gözetilerek, örgüte müzahir kapatılan derneğe üye olup, örgütün finans kaynağı olan Bank Asyada katılım hesapları açıp, vadeleri doldukça temdit ettirmek sureti ile de hesap bakiyesini arttırma gayretinde olan ve inkara yönelik savunmasına toplanan delillere nazaran itibar edilmediği belirtilen sanığın, sempati düzeyini aşan fakat salt yardım düzeyini aşmadığı ve örgüt hiyerarşisi içerisine dahil olduğuna dair yeterli delil olmadığı belirtilen eylemleri ile örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek silahlı terör örgütüne yardımda bulunduğu, derneklerin faaliyetlerine son verildiği 23.07.2016 tarihinin ise suç tarihi olduğunun kabulü ile suçun işleniş biçimi dikkate alınarak alt sınırdan takdiren belirlenen cezasından, yardımının niteliği ve kapsamı dikkate alınıp 5237 sayılı Kanun’un 220/7′ nci maddesinin son cümlesi gereğince takdiren 2/3 oranında indirim, 3713 sayılı Kanun’un 3’ünci maddesinin delaleti ile aynı Kanun’un 5/1’inci maddesince yarı oranında artırım ve sabıkasız oluşu, sözlü ve eylemli pişmanlığı ve verilen cezanın geleceği üzerindeki olası ıslah edici etkisi nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62/1’inci maddesince indirim uygulanmak sureti ile cezalandırılmasına, oy birliği ile mütalaaya uygun olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesinin gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, yardım etme olarak kabul edilen en son fiilin gerçekleştiği son katılım hesabını açma tarihi olan 23.03.2015 tarihi yerine, derneğin kapatıldığı 23.07.2016 tarihinin yazılmasının mahallinde düzeltilebileceğinin değerlendirildiği belirtilerek; bu husus dışında, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine [5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca] karar verilmiştir.
D. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2. Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
3. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (BDDK) 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli Kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
4. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütle iltisakları nedeni ile 667 sayılı KHK ile kapatılan derneklerde yönetim ve denetim kurulları yedek üyeliği yapan ve 16.05.2016 tarihli genel kurul kararı ile de Denetim Kurulu Başkanlığına seçilen, bu dernekler aracılığı ile örgüte yardımda bulunan ve örgütle iltisaklı Bank … Aş’ye örgüt yönetiminin talimatı üzerine katılım hesabı açtırıp para yatıran sanığın anılan örgüte yardım ettiğine ilişkin kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
5. Ancak; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun’un 221/4′ üncü fıkrasının 2’inci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi 12.05.2015 tarihli, 2015/1426 Esas ve 2015/1292 Karar ve 26.10.2015 tarihli, 2015/1565 Esas-2015/3464 Karar).
5237 sayılı Kanun’un 221/4’üncü fıkrasının 2’inci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; hakkında müsned suçtan başlatılan soruşturma kapsamında yakalanan sanığın örgütle olan irtibatı ve yardım kapsamında değerlendirilen faaliyetleri hakkında safahatta bir takım ikrarlarda bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın yeniden dinlenip etkin pişmanlık kurumunun nitelik ve şartları da anlatılmak sureti ile ayrıntılı beyanının alınmasından sonra hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221/4 maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
a) Urla Emanet Memurluğunun 2016/229 sırasına kayıtlı olup, İzmir Emanet Memurluğunun 2017/1075 numarasına kayıt edilen ve müsaderesi istenilen 2 adet Amerikan Dolarına ilişkin bir karar verilmemesi,
b) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetileceği belirtilerek kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 53 ‘üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresi ile aynı maddenin ikinci fıkrasının, birinci fıkranın (b) bendinde yer alan “Seçme ve seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden iptal edilmesine rağmen yer verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
6. İstinaf başvusurunun esastan reddine dair kararının onanmasına ilişkin İtirazname görüşüne, (5) madde de belirtilen nedenlerle iştirak olunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.12.2019 tarihli ve 2019/1010 Esas, 2019/2030 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, İtirazname’ye KISMEN aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.