Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/29565 E. 2023/1889 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/29565
KARAR NO : 2023/1889
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıklar müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2022 tarihli ve 2021/335 Esas, 2022/32 sayılı Kararı ile sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci, 53 üncü maddesinin birinci ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 20.05.2022 tarihli ve 2022/357 Esas, 2022/592 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin düzeltilerek onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri özetle;
1. İlk derece ve istinaf mahkemelerinin kararlarının gerekçesiz olduğuna,
2. İçeriğinde bir takım fotoğrafların yer aldığı dijital materyallerin müvekkil …’nin daha önce yargılanıp beraat ettiği Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi 2015/147 Esas sayılı dosyasına da konu edilmiş olup, bu dijital materyal ve içeriğindeki fotoğrafların Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince tartışıldığına, mükerrer yargılamaya dikkat edilmediğine,
3. Sanıkların ikametinde el konulduğu iddia edilen ve örgütü simgelediği iddia edilen bayrağa ilişkin olarak elde edilen delilin bayrak değil tülbent olduğu ve Diyarbakır ilinde umuma açık çarşı, pazar veya mağazalarda satılan ve kolaylık erişilebilen bir ürün olduğuna,
4. Örgütün yayın organı yapılanmasını bildiği ve tanıdığı iddiası ile kızlarının taziyesinde müvekkiller tarafından verildiği iddia edilen röportajın gerçekten sanıklar tarafından verilip verilmediğine ilişkin bir araştırma yapılmadan hükme esas alındığına,
5. Sanıkların kızlarını görmek için yurtdışında bulunan örgüt kampına gittikleri iddiası ile ilgili söz konusu yurt dışına giriş ve çıkışlarının tamamının örgütün bulunduğu alana gidildiğine dair dosya içerisine alınan herhangi bir delilin bulunmadığına, herhangi bir yardım ve destek durumlarının olmadığına,
6. Üzerlerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğine, sanıklar hakkında teşdit uygulanmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … Yönünden
İlk Derece Mahkemesince özetle, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyip kızını örgütten getirmek için gittiğini savunmuş ise de sanığın bu yönde resmi makamlara başvurusunun olmadığının anlaşılması, birçok defa yurt dışı giriş-çıkış kaydının olması, bunlardan 18 tanesinin eşi Zinet ile olması, ele geçen dijitallerde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın farklı tarihlerde çekilmiş fotoğraflardan anlaşılacağı üzere bu fotoğraflarda sanığın örgüte ait kamplarda bulunan diğer örgüt üyeleri ile birlikte otururken, sohbet ederken, yemek yerken, dinlenirken, kutlama yaparken birçok resminin bulunduğu, her ne kadar sanık 3 defa gittiğini savunmuş ise de bayram kutlaması Nevruz kutlaması gibi birçok faaliyete katıldıklarının görüldüğü, fotoğrafların 2009-2015 arasında değişik tarihlerde çekildiğinin anlaşılması, ayrıca ikametinde yapılan aramada örgüte ait sözde bayrağın ele geçirilmesi, dijitallerinde örgütsel ses dosyalarının ele geçmesi, örgüte müzahir yayın organına kızının etkisiz hale getirilmesinin akabinde vermiş olduğu röportaj bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Sanık … Yönünden
İlk Derece Mahkemesince özetle, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyip örgütten kızını getirmek için gittiğini savunmuş ise de sanığın bu yönde resmi makamlara başvurusunun olmadığının anlaşılması, birçok defa yurt dışı giriş-çıkış kaydının olması, bunlardan 18 tanesinin eşi Yakup ile olması, ele geçen dijitallerde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın farklı tarihlerde çekilmiş fotoğraflardan anlaşılacağı üzere bu fotoğraflarda sanığın örgüte ait kamplarda bulunan diğer örgüt üyeleri ile birlikte otururken, sohbet ederken, yemek yerken, dinlenirken, kutlama yaparken, yemek yaparken birçok fotoğrafının olması, her ne kadar sanık 3 defa gittiğini savunmuş ise de bayram kutlaması, Nevruz kutlaması gibi birçok faaliyete katıldıklarının görüldüğü, fotoğrafların 2009-2015 tarihleri arasında farklı tarihlerde çekildiğinin anlaşılması, ayrıca ikametinde yapılan aramada örgüte ait sözde bayrağın ele geçirilmesi hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, ele geçen dijital verilerin içerikleri, açık kaynak araştırmaları, arama tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların örgüt içindeki konum ve faaliyetleri, eylemlerin yayıldığı zaman dilimi ve yoğunluğuna göre ilk derece mahkemesinini kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemekle,
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, sanıkların savunmalarının inandırıcı gerekçelerle red edilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığından sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere,
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp katılmadığına ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması bakımından, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz aşamasında gönderilen 17.11.2022 tarihli 2021/3597 soruşturma numaralı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ekinde beyanları bulunan Hüseyin Çelik ve Şehmus Boran’ın usulüne uygun şekilde tanık sıfatıyla dinlenmelerinden ve tüm delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi gereğince okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1. Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurunun ağırlığı bağlamında, sanığın örgüt içindeki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği ile faaliyet alanı gözetilerek, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile fazla ceza tayin edilmesi,
2. Sanığa silahlı terör örgütü üyelik suçundan verilen cezanın artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi olarak gösterilmesi gerekirken aynı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi hukuka aykırıdır.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Diğer sanık …’un eşi olan ve birlikte aynı evde yaşayan aksi kanıtlanamayan savunmasına göre okuma yazma bilmeyen ev hanımı sanığın, evlerinden kaçarak silahlı terör örgütünün dağ kadrosuna katılması nedeni ile birçok kez kızlarını geri getirmek için örgüt kamplarına gidip geldiklerini, söz konusu fotoğrafların bu gidiş gelişler esnasında çekilmiş olabileceğini savunmasına göre, aralarındaki akrabalık ilişkileri ve sosyolojik realite nazara alındığında anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığını ortaya koyan kesin ve inandırıcı yeterli delil ikame olunamaması nazara alınarak ispat edilemeyen müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle yerinde olmayan gerekçeye dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde sanıklar ile ilgili ayrı ayrı açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 20.05.2022 tarihli ve 2022/357 Esas, 2022/592 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sanık …’nin iş bu suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, sanık …’nin tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni, atılı suçun niteliği ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.