Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/6510 E. 2008/10721 K. 17.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6510
KARAR NO : 2008/10721
KARAR TARİHİ : 17.07.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : …-…

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Velimeşe Beldesi, … (sınırdere) Mevkiinde bulunan 4396 parsel sayılı 1 hektar 6350,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, T.evvel 1341 tarihli 268 ve 275 sıra nolu tapu kaydıyla, tarla niteliğiyle … … adına tespit edilmiş, 1976 yılında satışla 1/2 pay oranıyla davalılar adlarına … ve tapuya kaydedilmiştir. Davacı … Yönetimi, bölgede 1985 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın 1200 m² lik kısmının orman olarak tespit edildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece; davanın kabulüne ve taşınmazın krokide (A) ile gösterilen 1200 m²’lik kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescil davasıdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan 6831 Sayılı Yasanın 2896 Sayılı Yasayla değişik orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları 13.05.1987‘de kesinleşmiştir. Daha sonra 1995 yılında başlayan 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulamaları ise ilan edilerek 06.05.1994’de kesinleşmiştir.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.).Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof. Dr. ……, Prof. Dr…. …… Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün olmadığı gibi, tüm ormanlar 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilmiş olup, 5658 Sayılı Yasaya göre yapılmış bir iade de söz konusu olmadığından, eski tapulara da değer verilemez.
Somut olayda; davaya konu taşınmaz, yörede 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda T. Evvel 1341 tarihli 268 ve 275 sıra nolu tapu kayıtlarına dayanılarak … … adına 4396 parsel numarası verilerek tescil edilmiş, daha sonra 1976 yılında satışla davalılar adına tapuya kaydedilmişse de, 1985 yılında yapılan ve 13.05.1987 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda çekişmeli parselin davaya konu bölümü orman sınırları içine alınmıştır. 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler geçmiş orman kadastrosu kesinleşmiş olduğu gibi uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda davaya konu

olan ve krokide (A) ile gösterilen bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu da belirlenmiştir. Davacı adına oluşturulan tapu kaydı, aslı orman olan yerde oluşturulmuş olduğunda yolsuz tescil niteliğindedir. Sahibine mülkiyet … kazandırmayacağından Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyetle iktisap kuralı da uygulanmaz.
Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet … kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanmaz.
O halde, başlangıçtan itibaren geçersiz olan kaydın iptaline ilişkin hüküm yenilik doğuran (inşai) bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hükümdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/02/2003 gün ve 2003/20-102 Esas ve 2003/90 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 17/07/2008 günü oybirliği ile karar verildi.