Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7328 E. 2023/1019 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7328
KARAR NO : 2023/1019
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava konusu 550 ada 15 parselin dava dışı 16 parselde bulunan evle birlikte davacıların dedeleri İsmail Lafçı tarafından davalı …’den satın alındığını, ondan da davacıların babaları …’ya geçtiğini, 20 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde olduğunu, taşınmazın maliki görünen bu …’in mirasçılarının bulunamadığını ve kim olduğunun, yaşayıp yaşamadığının tespit edilemediğini, bu nedenle TMK’nın 713 üncü maddesinde belirtilen olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabın koşulları oluştuğundan tapunun iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2015 tarihli ve 2013/792 Esas, 2015/127 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne hükmedilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarih ve 2015/18225 Esas, 2018/2702 Karar sayılı ilamında; dosya içinde bulunan dava konusu 550 ada 15 parsele ait kadastro tutanağındaki bilgiler ile davacı vekilinin dava dilekçesindeki beyanlar ve dosya kapsamına göre, tapu maliki …’in ismi belli, tanınan ve bilinen kişi olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak, dayanılan hukuki sebebe göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, tapu maliki …’in ismi belli, tanınan ve bilinen bir kişi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Tapu maliki olarak görünen …’in kanunun aradığı ve Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre malikin tapu kütüğünden anlaşılamayan kişilerden olduğunu, TMKnın 713/2 nci maddesinde belirtilen şartların oluştuğunu, dava konusu taşınmazın vekil edenleri ve öncesi miras bırakanları tarafından 20 yıldan fazla bir süreden beri tasarruf edildiğini, 20 yılın dolması ile “ölü” kişi adına olan tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini ve vekil edenlerinin mülkiyet hakkını kazandığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; TMK’nın 713/2 nci maddesindeki “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olup uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
a. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Olağanüstü zamanaşımı” başlıklı 713 üncü maddesi şöyledir:
“Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”

b. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir.

c. Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK’nın 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Özetle; kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin saptanamaması gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bununla kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişiler amaçlanmıştır.

3. Değerlendirme
a. … ‘in kanunda tanımlandığı şekli ile maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişilerden olmadığı anlaşılmaktadır.

b. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı fazla yatırılan temyiz giderinin ilgiliye iadesine,

HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilâma karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,

21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.