YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11599
KARAR NO : 2023/2741
KARAR TARİHİ : 05.05.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
KARAR: İtirazın reddine
Uyuşturucu madde imal etmek suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 403 üncü maddesinin birinci, altıncı ve yedinci fıkraları ile 59 uncu maddesi gereğince 24 yıl ağır hapis ve 2.149.125.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair … Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15.02.2000 tarihli ve 1999/133 Esas, 2000/27 Karar sayılı kararının Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.11.2000 tarihli ve 2000/16262 Esas, 2000/16421 Karar sayılı ilamı ile onanarak 30.11.2000 tarihinde kesinleşmesini müteakip, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’u uyarınca yapılan uyarlama yargılaması sonucunda sanığın uyuşturucu madde imal etmek suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 62 nci maddesi
uyarınca 15 yıl hapis ve 125,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2005 tarihli ve 1999/133 Esas, 2000/27 Karar sayılı kararının 15.09.2005 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanık müdafinin ceza zamanaşımının dolması sebebiyle davanın düşürülmesine yönelik talebinin reddine dair … İnfaz Hakimliğinin 04.02.2021 tarihli ve 2021/526 Esas, 2021/1892 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2021 tarihli ve 2021/374 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.09.2022 tarihli ve 94660652-105-65-22438-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve 2022/120832 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve 2022/120832 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“… İnfaz Hakimliğince “hükümlü hakkında 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve lehe hükümler içeren 5237 sayılı Kanun’a göre hükümlü hakkında yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, … 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında 15 yıl hapis cezasına hükmedildiği ve 15.09.2005 tarihinde kesinleştiği, 5237 sayılı Kanun uyarınca 5 yıldan fazla hapis cezalarında ceza zaman aşımı süresinin 20 yıl olduğu, bu sürenin hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren işlemeye başladığı, ilgili hükmün kesinleşme tarihinin hükümlü yönünden 15.09.2005 olduğu, bu tarihten itibaren 20 yıl eklendiğinde ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı” gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 22.12.2014 tarihli ve 2014/14222 Esas, 2014/13781 Karar sayılı ilamında yer alan “…hükümlü hakkında 765 sayılı Kanun uyarınca verilen…hüküm 05.05.1994 tarihli 1994/3562 Esas ve 1994/6938 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş, böylelikle ceza zamanaşımı süresi de 05.05.1994 tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır.Yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, 21.09.2006 tarihinde verilen kararla, lehe kabul edilen 5237 sayılı Kanun hükümleri yukarıda belirtildiği biçimde uygulanmış ve bu karar da temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Hükümlünün lehine olan ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3 üncü maddesi uyarınca bütünüyle uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun’un ceza zamanaşımına ilişkin 68/1-d maddesi uyarınca, cezası 20 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabidir…Somut olayda, ceza zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı 05.05.1994 tarihinden sonra, hükümlüye infaz için yetkili merci tarafından kanuna göre yapılmış bir tebligat işlemi ya da adli sicil kaydı içeriğine göre başka bir suçtan ceza zamanaşımını kesebilecek nitelikte bir mahkûmiyeti bulunmadığı ve hükümlü hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmış olmasının ceza zamanaşımını kesen sebeplerden olmadığı, bu nedenle hükmün kesinleşme tarihinden itibaren 20 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’u uyarınca, … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.07.2005 tarihli ve 1999/133 Esas ve 2000/27 Karar sayılı kararı ile uyarlama yargılaması yapılmak suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve anılan
kararın 15.09.2005 tarihinde kesinleştiği, sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti imal etmek suçunun 5237 sayılı Kanun’un 68/1-d maddesi gereğince 20 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabi olduğu, bahse konu Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere, “somut olayımızda hükümlüye infaz için yetkili merci tarafından kanuna göre yapılmış bir tebligat işlemi veya adli sicil kaydına göre başka bir suçtan ceza zamanaşımını kesebilecek nitelikte bir mahkûmiyetin bulunmadığı” cihetle, sanığın mahkumiyetine konu … (Kapatılan) Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15.02.2000 tarihli kararının kesinleşme tarihi olan 30.11.2000 tarihinden itibaren 20 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un temyiz ve karar düzeltme başlıklı 8 inci maddesi;
“(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1.7.2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. (Ek cümle: 6.12.2006-5560/29 md.) Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yazıma ilişkin maddi hataların düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel Kuruluna başvurabilir.)
(2) (İptal: Ana.Mah.’nin 5.4.2007 tarihli ve E.: 2005/127, K.: 2007/42 sayılı Kararı ile.)
(3) Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce Yargıtay’ca incelenip kesinleşen hükümler hakkında, başvuru süresi dolmamış olması kaydıyla karar düzeltme yoluna gidilebilir.”
2. 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun temyizi kabil olan ve olmayan hükümler başlıklı 305 inci maddesinin birinci fıkrası;
(Değişik: 21.1.1983 – 2789/1 md.) Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, onbeş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiç bir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re’sen tetkik olunur.
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. Hükümlü …’ın, 16.05.1999 tarihinde işlediği teşekkül halinde uyuşturucu madde imal etmek suçundan … Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15.02.2000 tarihli ve 1999/133 Esas, 2000/27 Karar sayılı kararıyla 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 403 üncü maddesinin (1), (6) ve (7) nci fıkraları ile 59 ncu maddesi uyarınca 24 yıl ağır hapis ve 2.149.125.000 Türk lirası ağır para cezasıyla cezalandırıldığı, hükümlü hakkında verilen bu mahkumiyet kararının Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 30.11.2000 tarihli ve 2000/16262 Esas, 2000/16421 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesinden
sonra 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesi gereğince yeniden ele alınıp, duruşma yapılmaksızın evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2005 tarihli ve 1999/133 Esas, 2000/27 Karar sayılı kararı ile hükümlünün lehe kabul edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 15 yıl hapis ve 125,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 188 nci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, verilen bu kararın ceza miktarı itibariyle 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca re’sen temyize tabi olduğu gözetilmeksizin temyiz edilmeksizin 15.09.2005 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle 23.09.2005 tarihinde infaza verildiği anlaşılmıştır.
4. Ortada kesinleşen bir hüküm olmadığı için ceza zamanaşımı da sözkonusu olamayacağından, öncelikle ceza miktarı itibariyle re’sen temyize tabi olup henüz kesinleşmeyen … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2005 tarihli ve 1999/133 Esas, 2000/27 Karar sayılı kararının mahkemesince temyiz incelemesinin yapılması amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiğinden, bu aşamada haklı sebebe dayanmayan kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oybirliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.05.2023 tarihinde karar verildi.