Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/5707 E. 2023/2715 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5707
KARAR NO : 2023/2715
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, tehdit suçundan 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği somut bir nedene dayanmamaktadır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, aralarında arkadaşlık ilişkisi bulunan ve evlenme niyetinde olduğu mağdurenin telefonunda uygunsuz mesajlar görmesi üzerine sinirlenen sanığın, mağdureyi bıçak tehdidiyle alıkoyması, isteği dışında zorla evine girerek onu darp etmesi ve mağdureye suça konu tehdit içerikli mesajları atmasına ilişkindir.
2. Sanık tarafından mağdureye gönderilen mesajlara ait çıktılar dava dosyasında mevcuttur.
3. Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 29.09.2015 tarihli raporda, mağduredeki mevcut yaralanmaların basit tıbbi müdahaleyle iyileşebilir olduğu bildirilmiştir.
4. Kolluk tarafından düzenlenen 25.10.2015 tarihli araştırma tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE
A. Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hüküm yönünden;
Her ne kadar olay öncesinde sanık ile mağdure arasında duygusal anlamda arkadaşlık ilişkisi bulunmakta ise de; Ceza Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/1-906 E., 2020/64 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, sadakat yükümlülüğünün sadece eşlere ait bulunması karşısında, suç tarihinde mağdure ile aralarında resmi nikah bulunmayan sanık hakkında şartları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik kararda bir isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların, eleştiri dışında, doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın somut bir nedene dayanmayan temyiz sebebi yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden;
1. Sanığın aşamalarda bıçak kullanmadığını savunması, kolluk tarafından düzenlenen 25.10.2015 tarihli araştırma tutanağına göre, olay yeri dürüm salonunda çalışanların, iş yerlerinde böyle bir olayın olmadığını ve bu tarz bir olaya tanıklık yapmadıklarını ifade etmeleri karşısında, sanığın mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini silahtan sayılan bıçakla gerçekleştirdiğine dair
mağdurenin beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca hapis cezasında arttırım yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Her ne kadar olay öncesinde sanık ile mağdure arasında duygusal anlamda arkadaşlık ilişkisi bulunmakta ise de; Ceza Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/1-906 E., 2020/64 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, sadakat yükümlülüğünün sadece eşlere ait bulunması karşısında, suç tarihinde mağdure ile aralarında resmi nikah bulunmayan sanık hakkında şartları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden;
1. Hükümden sonra, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olması karşısında; uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş ve karar hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle…hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda… basit yargılama usulü uygulanmaz.” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “Hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, bozmayı gerektirmiş ve karar hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararında sanığın somut bir nedene dayanmayan temyiz itirazı ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın temyiz itirazının reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı

Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, karar kısmında 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin gösterilmesi gerektiği yönünden oy çokluğuyla, diğer yönleriyle oy birliğiyle BOZULMASINA,
C. Tehdit suçu yönünden;
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtayın yerleşmiş uygulamasına göre aleyhe temyiz olmayan ve bozulan kararlarda ikinci kez verilen cezanın ilk verilen cezadan fazla olunamayacağına ilişkin 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasının uygulanmasının hatırlatılması, incelenmekte olunan dosyanın bozma kararında yazılması gerekir. Yerel mahkeme ikinci yargılama sonunda hürriyeti tahdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrasını tatbik edip, tüm suçlarda 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin uygulanmaması durumunda verilen ceza ilk cezadan fazla olacaktır. Bu konudaki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 02.05.2023