Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/2090 E. 2023/2724 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2090
KARAR NO : 2023/2724
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sermaye şirketinin iflasını istememek
HÜKÜM : Beraat, zamanaşımı nedeniyle düşme

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 04.12.2012 havale tarihli dilekçesi ile; alacaklının alacağı nedeniyle borçlu şirket aleyhine İstanbul 11. İcra müdürlüğünün 2011/8858 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin ticaret sicil müdürlüğüne bildirdiği adresine 16.12.2011 tarihinde hacze gidildiğini, hacze gidilen adresin boş olduğunu, borçlu şirketin adresini terk ettiğini, mal beyanını icra dosyasına ve bağlı bulunduğu ticaret siciline bildirmediğini alacaklının mağdur olduğunu, tapu ve trafik tescil müdürlüklerinde yapılan sorgulamalarda sanıklar üzerine kayıtlı araç ve taşınmaz kaydına rastlanmadığını, bankalara gönderilen haciz ihbarnamelerinden netice alınamadığını, borçlu şirketin ticareti resmi mercilere bildirmeksizin terk
ettiğini, İİK’nın madde 44 deki gerekli bildirimlerde bulunmayan borçlu şirket yetkilileri sanıklar

hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a ve 345/a ıncı maddeleri gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.
2.İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesinin, 22.05.2014 tarihli kararı ile, sanıklar hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek ve sermaye şirketinin iflasını istememek suçlarından İİK’nun 347 inci maddesi uyarınca müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine, karar verilmiştir.
3. İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesinin, 22.05.2014 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 08.02.2017 tarihli ve 2015/30395 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararı ile “…1-İİK’nın 337/a maddesine aykırılık suçundan verilen hükümlerin onanmasına, 2-İİK’nın 345/a maddesine aykırılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde; a-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede, Sanığın borçlu şirketi temsile yetkili müdürü olmadığı anlaşıldığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede, Sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, İİK’nın 179. ve TTK’nın 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenmesini müteakip, şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğinden, borçlu şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğünden borçlu şirketin muhasebecisi öğrenilerek bu yerden, bunun mümkün olmadığı takdirde zabıta marifetiyle yaptırılacak araştırma suretiyle şirkete ait ticari defterlerin ve kayıtların temini yoluna gidildikten sonra, ticari defterler, kayıtlar ve banka hesapları üzerinde karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasını takiben sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli kararı ile; sanık … hakkında üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatine, sanık … hakkında açılan davanın TCK’nun 66 ıncı ve CMK’nun 223/8 inci maddeleri gereğince zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki vekilinin temyiz istemi, sanık … yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile düşürülmesine yönelik kararın hukuka aykırı olduğu, yargılama süresinin uzamasına müşteki tarafından sebebiyet verilmemiş olduğundan, bunun sonuçlarına müştekinin katlanmasının beklenemeyeceği, mahkemenin, ilgili devlet kurumlarının ve sanıklar muhasebecisinin hareketlerinin yargılamanın uzamasına neden olduğu, alacaklı müştekinin yargılamanın uzamasında herhangi bir sorumluluğun bulunmadığı, temyiz kanun yolu incelemesi ile yargılamanın gecikmesine sebebiyet veren unsurların araştırılması, yargılama süresinin uzamasına kimlerin sebebiyet verdiğinin tespitini talep ettikleri, alacaklı tarafından yargılamanın hiçbir aşamasında yargılamayı geciktirici herhangi bir faaliyet yapılmadığı, yargılama işlemlerinin uzatılmasına sebebiyet verilmediği, bilirkişi raporu ile mülga TTK’nun 234 üncü maddesine göre münfesih duruma gelindiği, iflas şartlarının oluştuğu ve dosya borçlusunun borca batık olduğu ancak sanıkların şirketin iflasını istemedikleri için cezalandırılmaları gerektiği, usulüne uygun iflas istenmediğine yönelik iddiaların ispatlandığı, ceza yargılamasının etkisizliği ve zamanaşımı kararı ile yargılamanın nihayete erdirilmediği, bilirkişi raporu ile sanıkların suçu işlediğinin sabit hale gelmesine rağmen sanıkların cezalandırılmadığı, sanık …’ın şirket yetkilisi olmadığı gerekçesiyle beraatine yönelik verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğu ve sanığın cezalandırılması gerektiği belirtilerek kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, alacaklının icra takip konusu alacağının sağlanmasının mümkün olmadığı, borçlu şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamadığı iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
A.Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a ıncı maddesi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Suç tarihinin 04.12.2012 tarihi olduğu, diğer sanık …’ın savunmasının alındığı 06.06.2013 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen ve durduran başkaca bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin yargılama sırasında gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
3.Sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
4.Müşteki vekilinin, sanık … yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile düşürülmesine yönelik kararın hukuka aykırı olduğu, yargılama süresinin uzamasına müşteki tarafından sebebiyet verilmemiş olduğundan, bunun sonuçlarına müştekinin katlanmasının beklenemeyeceği, mahkemenin, ilgili devlet kurumlarının ve sanıklar muhasebecisinin hareketlerinin yargılamanın uzamasına neden olduğu, alacaklı müştekinin yargılamanın uzamasında herhangi bir sorumluluğun bulunmadığı, temyiz kanun yolu incelemesi ile yargılamanın gecikmesine sebebiyet veren unsurların araştırılması, yargılama süresinin uzamasına kimlerin sebebiyet verdiğinin tespitini talep ettikleri, alacaklı tarafından yargılamanın hiçbir aşamasında yargılamayı geciktirici herhangi bir faaliyet yapılmadığı, yargılama işlemlerinin uzatılmasına sebebiyet verilmediği, bilirkişi raporu ile mülga TTK’nun 234 üncü maddesine göre münfesih duruma gelindiği, iflas şartlarının oluştuğu ve dosya borçlusunun borca batık olduğu ancak sanıkların şirketin iflasını istemedikleri için cezalandırılmaları gerektiği, usulüne uygun iflas istenmediğine yönelik iddiaların ispatlandığı, ceza yargılamasının etkisizliği ve zamanaşımı kararı ile yargılamanın nihayete erdirilmediği, bilirkişi raporu ile sanıkların suçu işlediğinin sabit hale gelmesine rağmen sanıkların cezalandırılmadığı, sanık …’ın şirket yetkilisi olmadığı gerekçesiyle beraatine yönelik verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğu ve sanığın cezalandırılması gerektiği belirtilerek kararın bozulması gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
5.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, atılı suç yönünden 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin yargılama sırasında gerçekleşmiş olduğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B.Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 345/a ıncı maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Suç tarihinin 04.12.2012 tarihi olduğu, sanığın savunmasının alındığı 06.06.2013 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen ve durduran başkaca bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 06.06.2021 tarihinde yargılama sırasında gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

V. KARAR
A.Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünün (a) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli ve 2017/249 Esas, 2022/63 Karar sayılı kararında müşteki vekilince ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden müşteki vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünün (b) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli ve 2017/249 Esas, 2022/63 Karar sayılı kararına yönelik müşteki vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki davanın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2023 tarihinde karar verildi.