Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/1671 E. 2023/1347 K. 19.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1671
KARAR NO : 2023/1347
KARAR TARİHİ : 19.04.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.10.2015 tarihli 2014/402 Esas, 2015/550 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 58 inci maddesinin yedinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.03.2022 havale tarihli ve 2022/21515 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
1.Suçun failinin sanık olmadığına, birden fazla kişinin kim olduğu, kimliklerinin ortaya konulmadığına, sanığa TCK’nın 89/4. maddesinden ceza verilemeyeceğine,

2.Eylemin bilinçli taksirle gerçekleştirilmediğine,

3.Sanığın asli kusurlu olmadığına,

4.İddianame ve eklerinin sanığa okunmayarak savunma hakkının kısıtlandığına,

5. Sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığına,

6. Taksirli suçta TCK’nın 53. maddesinde yer alan hak yoksunluklarının uygulanamayacağına,

7.Hükmün gerekçesiz olduğuna,

8.Re’sen gözetilecek hususlara
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü:
Sanık savunması, mağdur beyanı, tanık .ın yeminli beyanı, mahallinde yapılan keşif sonucu ibraz edilen bilirkişi raporu içeriği, sanığın … Devlet Hastanesinden aldırılan olay günü 1,75 promil alkollü olduğuna ilişkin doktor raporu içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, olay tarihinde sanığın aracı ile seyir halinde iken yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan mağdurlara çarpmak suretiyle yaraladığı, kazanın oluşumunda sanığın 2918 sayılı Yasanın 74, 52/1-a ,48/5 ve 81/1-d maddelerinde yer alan kuralları ihlal etmek suretiyle asli kusurlu olduğu, mağdurların ise kusurlarının bulunmadığı, bilirkişi raporundan anlaşılmakla sanığın olay günü alkollü … kullanarak bilinçli taksirle haraket etmek suretiyle üzerine atılı birden fazla kişinin taksirle yaralanmasına neden olma suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan TCK’nın 89/4,22/3 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Olay nedeniyle .’un hayat fonksiyonlarını orta (2.) derece etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde, kızı …’ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıklarına dair doktor raporları dosya içerisindedir. . sanıktan şikayetçi olup uzlaşmayı kabul etmemiştir.

3.Sanığın 1,75 promil alkollü olduğuna dair alkol tutanağı dosya içerisindedir.

4.Kaza tespit tutanağında, 31.07.2014 günü, meskun mahalde, gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu, bölünmüş düz ve eğimsiz caddede, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken olay mahalli yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmekte olan .ve kızı …’a çarparak kaza yerinden uzaklaştığı, … sürücüsü …’ın … hızını kavşaklara, yaya geçitlerine yaklaşırken azaltmak kuralını ihlal ettiği, kazaya karışan yayaların yaya geçidinden geçmekte oldukları ve kazaya ilişkin kusurlarının olmadığı tespit edilmiştir.

5.Mahallinde keşif sonucu düzenlenen 14.05.2015 tarihli trafik bilirkişi raporunda, sanığın yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmamak, bu geçitlerden geçen kişilere ilk geçiş hakkını vermemek ve alkollü … kullanmak nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiştir.

6.Sanık savunmasında; olaydan sonra mağdur ile ilgilendiklerini, bir kaza olduğunu, öncelikle beraatine karar verilmesini talep ettiğini, mahkeme aksi kanaatte ise hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

Gerekçeli karar başlığında şikayetçi .un gösterilmemesi mahallinde düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak kabul edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de gösterilen diğer gerekçelere göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir.

Dosya içeriğine göre, meskun mahalde, gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu, bölünmüş düz ve eğimsiz caddede, 175 promil alkollü olan sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmekte olan . ve kızı …’a çarpması neticesinde asli kusurlu olarak .’un hayat fonksiyonlarını orta (2.) derece etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde, … ‘ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK’nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, tamamen kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu biri nitelikli olmak üzere iki kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, … ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yerine, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

A.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Suç vasfına, kusur durumuna, hükmün gerekçesiz olduğuna ve re’sen gözetilecek hususlara yönelik temyiz sebepleri yönünden

Dosya içeriğine göre, meskun mahalde, gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu, bölünmüş düz ve eğimsiz caddede, 175 promil alkollü olan sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmekte olan . ve kızı …’a çarpması neticesinde .’un hayat fonksiyonlarını orta (2.) derece etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde, … ‘ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu .’un yaralanmaları nedeniyle kızı ve kendi adına sanıktan süresi içinde şikayetçi olduğu, kaza tespit tutanağı ve trafik bilirkişi raporunda sanığın yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmamak, bu geçitlerden geçen kişilere ilk geçiş hakkını vermemek ve alkollü … kullanmak nedeniyle tamamen kusurlu olduğunun belirlendiği, anlaşılmakla, mahkemenin suç vasfına ve kusur durumuna ilişkin kabulünün dosya kapsamı ile uyumlu ve yerinde olduğu, olay esnasında 100 promil üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluştuğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.İddianame sanığa okunmayarak savunma hakkının kısıtlandığı yönünden
Sanığın 05.10.2015 tarihinde savunması alınmadan evvel kendisine iddianamenin okunduğu tespit edildiğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığı yönünden
Sanık ve müdafiinin lehe hüküm uygulanması talebinin bulunmadığı anlaşılmakla, daha önce kasıtlı suçlardan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkumiyeti bulunan ve dolayısıyla hakkında erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması bakımından yasal olarak engel bulunan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin uygulanmaması bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir.

4. Taksirli suçta hak yoksunluklarının uygulanamayacağı yönünden
5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle yaralama suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

B. 5237 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükmü uygulanmaz” hükmüne yer verildiği, sanığın tekerrüre esas alınan sabıkası ve diğer sabıkalarının kasıtlı suçlara ilişkin olduğu dolayısıyla kasıtlı suçun taksirli suçta tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, hükmolunan cezanın yazılı şekilde mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A-4) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.10.2015 tarihli 2014/402 Esas, 2015/550 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının hak yoksunluğu ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin beşinci ve altıncı paragaraflarının hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.04.2023 tarihinde karar verildi.