YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17064
KARAR NO : 2009/19289
KARAR TARİHİ : 23.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Köyü 731 parsel sayılı 5000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 1953 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Davacı Hazine vekili ise, taşınmazın 2005 yılında yapılıp kesinleşen 2B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını belirterek, tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, Orman Yönetiminin davasının kabulüne ve dava konusu parselin 30.01.2009 tarihli … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 1148,54 m2 bölümü yönünden Orman Yönetiminin, (B) ile gösterilen 2565.04 m2 bölümü yönünden Hazinenin davasının kabulüne, (A) bölümünün orman niteliğiyle son parsel numarası verilerek, (B) ile gösterilen 2565,04 m2’lik bölümün de son parsel numarası verilerek (nitelik belirtilmeden) Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1953 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşerek Hazine adına tescil edilen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 2005 yılında yapılan ve 08.06.2005 tarihinde kesinleşen 2/B ve aplikasyon işlemi sırasında da yine orman sınırları içinde gösterilmiş, 1969 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak kişiler adına tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşerek orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın … bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerinin 1953 yılında yapılıp kesinleşen ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve Hazine adına orman niteliğiyle tapuya tescil edilmiş olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı davalı taşınmazı satın almışsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satan kişi yada kişilerden satış bedelini geri alabileceği gözönünde bulundurularak kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalının temyiz itirazlarının reddine, Ancak; yargılama sırasında, keşifte belirlenen değer üzerinden dava harcı tamamlattırılmadığından, dava dilekçesindeki değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi ve yine taşınmazın ikinci keşifte belirlenen ve dosya kapsamına uygun düşen 3000.- TL’lık değer üzerinden harç alınması gerekirken, yanlış değerlendirme ile fazla harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi, keza; bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen yer 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu halde bu niteliğinin belirtilmemesi doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasına [(B) ile gösterilen 2565.04 m2 olarak ve son parsel numarası verilerek Hazine adına tescil edilecek parselin beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkartılmıştır.] şeklinde şerh verilmesine, yine hüküm fıkrasındaki harç ve vekalet ücretine ilişkin bölümlerin tamamı hükümden çıkartılarak bunların yerine; “Kendilerini vekil ile temsil ettiren davacılar Hazine ve Orman Yönetimi lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 575’… TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine”, “Orman Yönetimince açılan dava yönünden alınması gereken 186,84.- TL karar ilam harcından peşin alınan 40,50.- TL. düştükten sonra kalan 146,34.- TL.nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına”, “Hazinenin açmış olduğu dava yönünden alınması gerekli 415,53.- TL. karar ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23.12.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.