YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10599
KARAR NO : 2023/922
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz
dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2020 Tarihli ve 2019/189 Esas, 2020/212 Karar Sayılı Kararıyla
1. Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 20 yıl hapis cezası cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, müsadereye ve mahsuba,
2. Sanık … … hakkında kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.12.2020 tarihli ve 2020/1317 Esas, 2020/1587 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık … müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.12.2020 tarihli ve 2020/1317 Esas, 2020/1587 Karar sayılı kararının sanık … ve müdafi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 09.12.2021 tarih, 2021/7046 Esas, 2021/14838 Karar sayılı kararı ile,
“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının soruşturma aşamasında dosyaya sunduğu 25.09.2018 tarihli dilekçe ile Bakanlığın kamu davasına katılması hususunun değerlendirilmesi bakımından iddianame düzenlenmesi halinde iddianamenin, KYOK kararı verilmesi halinde KYOK kararının tebliğ edilmesinin ve verilecek kararın bildirilmesi istendiği halde, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında ilgili Bakanlığa gerekli bildirimde bulunulmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğ edilerek, tebliğ tebellüğ belgesi ile hükmün temyiz edilmesi halinde ek tebliğname de düzenlenerek, Dairemize gönderilmesi için mahalline gönderilmek üzere incelenmeyen dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE ” karar verilmiştir.
D. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.09.2022 tarihli ve 2020/1317 Esas, 2020/1587 Karar sayılı ek kararı ile sanık … … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi
1. Sanık … … hakkında eksik inceleme ile beraat kararı verildiğine,
2. Sanık … hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine, İlişkindir.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstemleri
1. Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2. Eksik incelemeye,
3. Temel cezada gerekçelendirilmeden alt sınırdan uzaklaşıldığına,
4. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takdiri indirim sebebinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … …’in Suriye uyruklu olduğu, sanık … ile aynı evi paylaştıkları, olaydan bir-iki hafta kadar öncesinde sanıkların kaldığı evde tanıklar…., maktul, Fatma isimli bir bayanın gelip kalmaya başladıkları, olay günü sanık …’ın, …takma adlı….’ye evlilik teklif etmek için sanık …, tanıklar…., …., … isimli bayan ve maktulde olduğu halde eğlenmek için bir mekana gittikleri, sanık …’ın burada tanık….’ye evlenme teklif edip yüzük taktığı, ardından sanık …’ın evine geçtikleri, evde bulundukları sırada tanık….’nin yüzüğü çıkarıp yere atması üzerine sanık … ile aralarında tartışma yaşandığı, sanık …’ın tanık….’ye tokat attığı, sanık …’ın olaya müdahale etmesi üzerine sanıkların karşılıklı kavgaya tutuştukları, orada bulunanların ayırmaya çalıştığı, birara sanık …’ın kapıyı kilitlediği ve anahtarını cebine koyduğu, sanık …’ın odada bulunan pompalı tüfeğini çıkardığını görmesi üzerine sanık …’ın müdahale ettiği, bu sırada pompalı tüfeğin ateş aldığı ancak kimsenin yaralanmadığı, sanık …’ın elinde bulunan pompalı tüfeği sanık …’ın elleri ile tuttuğu, sanıklar arasında yaşanan mücadele sırasında evde bulunan tanıkların, sanık …’ın cebindeki anahtarı alıp kapıyı açtıkları ve kaçtıkları, bu sırada tüfeğin bir kez daha ateş aldığı ve bu ateşle maktulün yaralandığı, sanıkların maktulü hastaneye götürdükleri, sanık …’ın hastanede kaldığı, sanık …’ın ise hastaneden ayrıldığı, maktulün kalça kemiğinin üst ön kısmında meydana gelen toplu giriş yarasına bağlı olarak otopsi raporunda belirtildiği üzere pelvis kırığı ile birlikte iç organ ve büyük damar yaralanması ile gelişen iç kanama ve yaygın yumuşak doku içi kanama sonucu yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır.
2. Sanıkların inkara yönelik savunmaları, tanık beyanları, maktulün kesin ölüm nedenine ilişkin görüş içeren Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 06.11.2018 tarihli Otopsi Raporu, Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesince düzenlenen 28.12.2018 tarihli DNA incelemesine ilişkin raporu, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 12.12.2018 tarihli Uzmanlık Raporu, olay yeri inceleme raporları, ses kaydı çözüm tutanağı, 19.12.2019 tarihli Keşif Zaptı, keşfe bağlı
düzenlenen 04.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporu, sanıklara ait adli muayene raporları, olay yeri ve keşif fotoğraflarını içerir CD’ler, diğer tutanaklar, sanık …’e ait nüfus ve adli sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Beraate Yönelen
Sanık … …’in aşamalardaki savunmaları kısmi çelişkiler içerse de oluşa ilişkin anlatımının tanık beyanları ile desteklendiği görüşmüştür. Tanık ….’nin kollukta alınan 14.09.2018 tarihli beyanında “Tüfeğin tetik kısmında …’ın parmağı vardı, Delıl, …’ın elinin üstünden tutuyordu” dediği, tanık ….’nin yine kollukta alınan 14.09.2020 tarihli beyanında “… Avcılar Meydanda tek başına idi, parmağından yaralı idi, ben yanlışlıkla hem parmağımı hem de kızı vurdum, sen Esenyurt Devlet Hastanesine git kız öldü mü kaldı mı bana söyle dedi” şeklinde söylediği tespit edilmiştir. Tanık ….’nin Mahkemece beyanının tespit edildiği 18.03.2019 tarihli celsede bu beyanının doğru olmadığı iddia etmiş ise de, dosyaya sunduğu 15.04.2019 tarihli dilekçesinde duruşmada baskı altında olduğu için ilk ifadesini değiştirdiğini beyan etmiş ve kolluk beyanını doğrulamıştır. Sanık … …’in kavga sırasında elinde tüfek olan sanık …’dan tüfeği almaya çalışmasının olağan bir davranış şekli olduğu, amacının sanık …’ın ateş etmesinin engellemek olduğu ve tanıklar …. ile ….’nin beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık … … hakkında verilen beraat hükmünde isabetsizlik olmadığı anlaşılmış olup hüküm bu yönüyle hukuka aykırı bulunmamıştır.
2. Ceza Tayini Yönünden
Sanık …’in maktule yönelik öldürme eylemini olası kastla işlemiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 20 yıldan 25 yıla kadar hapis ceza belirlenmesi gerektiği ve Mahkemece sanık hakkında “20 yıl hapis cezasına” hükmedildiği, somut olayda suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın kusur durumu göz önünde bulundurulduğunda cezanın alt sınırdan belirlenmesinde isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırı bulunmamıştır.
B. Sanık … Müdafiinin Temyizi Yönünden
1. Beraat Yönünden
Olay ve Olgular başlığının (1) numaralı paragrafında kabul edilen oluşa göre sanık …’in tanık… ile tartışmasına müdahale eden sanık … … ile kavgası sırasında av tüfeğini alarak önce bir el ateş ettiği ancak kimsenin isabet almadığı, daha sonra sanık …’ın sanık …’ın hakimiyetinde bulunan av tüfeğine müdahale ettiği, yaşanan mücadele sırasında tüfeğin ateş alması sonucu maktulün isabet aldığı, ayrıntılarına Gerekçe başlığının (A-1) bendinde yer verilen tanıklar …. ve ….’nin olay
sonrası alınan beyanlarından, maktulün sanık …’in eylemi sonucu yaşamını yitirdiği anlaşılmış olup hükümde bu yönüyle hukuka aykırı bulunmamıştır.
2. Eksik İnceleme Yönünden
Keşif sırasında sanıklar hazır edilmeden keşif yapılması sanık müdafi tarafından eksiklik olarak görülmüş ise de keşfin amacının dosyada yer alan sanık … tanık beyanlarının doğruluğunun tespitine yönelik olduğu anlaşılmış olduğu, sanıkların keşif sırasında bulunmasının yarar sağlamayacağı ve Covid-19 Tedbirlerinin uygulandığı bir dönemde sanıkların sağlığı açısından risk teşkil ettiği anlaşılmış olup bu husus eksiklik olarak görüşmemiştir.
3. Temel Cezada Gerekçesiz Şekilde Alt Sınırdan Uzaklaşıldığı Yönünden
Sanığın, maktule yönelik öldürme suçunun 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlendiği ve müebbet hapis cezası yaptırımını içerdiği, sanığın eylemini aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen olası kastla işlediğinin anlaşıldığı, bu maddede “….müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” cümlesine yer verildiği, Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenen cezanın “20 yıl hapis cezası” olarak alt sınırdan belirlendiği anlaşılmış olup hükümde bu yönüyle hukuka aykırı bulunmamıştır.
4. Takdiri İndirim Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdirin sınırsız ve denetime kapalı bir yetkiyi barındırmadığı, Yargıtay tarafından yapılacak değerlendirmenin, Mahkemenin takdirinin dava dosyasında mevcut veriler ile uyumlu şekilde şekillenip şekillenmediği ve yerinde ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; “Sanığın suça eğilimli kişiliğini gösterir sabıka kaydı ve fiilden sonraki davranışları gözetilerek bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından” şeklindeki gerekçeye istinaden sanık lehine takdiri indirim sebebi uygulanmamasına karar verilmesi karşısında, güncel adli sicil kaydından mükerrir olduğu anlaşılan sanığın suça eğilimli kişiliği, fiilden sonra tanıklara etki etmeye yönelik davranışları karşısında Mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.09.2022 ve 28.12.2020 tarihli ve 2020/1317 Esas, 2020/1587 Karar sayılı asıl ve ek kararlarında katılan Kurum vekili, sanık … müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.