YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6826
KARAR NO : 2023/267
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil – bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma günü olarak saptanan 17.01.2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … ve vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı … vekili Avukat … geldiler. Davetiye tebliğine rağmen davalı … vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, satın aldığı tarihten itibaren ikamet etmekte olduğu 1852 ada 1 parsel sayılı taşınmazını kayınbiraderi olan dava dışı … … ile davalılardan … arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan nedenlerle, kararlaştırılan 120.000,00 TL satış bedeli sonradan ödenmek kaydıyla davalı …’a temlik ettiğini, ancak satış bedelinin ödenmediği gibi taşınmazın temlik edildikten 1 gün sonra diğer davalı …’ye devredildiğini, davalılar arasındaki devrin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa taşınmazın tespit edilecek rayiç bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 120.000,00 TL’nin davalı …’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı …, resmi senette belirtilen satış bedelini davacıya ödeyerek taşınmazı satın aldığını ve daha sonra bedeli karşılığında diğer davalı …’ye devrettiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, taşınmazı yatırım amacıyla, tapu siciline güvenerek iyiniyetli temlik aldığını, 120.000,00 TL olan satış bedelini satıcı olan diğer davalı …’a banka aracılığıyla gönderdiğini, taşınmazın kendisine ne zaman teslim edileceğine ilişkin şartların satıcı ile aralarında imzaladıkları satış sözleşmesinde yer aldığını, taşınmazın tahliyesi için gerekli hukuki yollara başvurulacağını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı …’ın taşınmazı davacıdan hile ile aldığı, satış bedelini ödemediği, diğer davalı …’nin ediniminin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK)1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile iptal – tescile karar verilmiş
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı … vekili, davacının, yalnızca müvekkilinin bedeli ödemediği iddiasında bulunduğunu, Mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı olacak şekilde taşınmazın değerini dikkate alarak taşınmazın hile ile devralındığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin bedelini ödemek suretiyle taşınmazı devraldığını ve bedeli karşılığında diğer davalıya devrettiğini, müvekkili ile diğer davalı arasında belirlenen taşınmaz bedelinin bir kısmının elden, kalan kısmının Garanti Bankası aracılığı ile ödendiğini, bu hususun Garanti Bankası kayıtları ve tanık beyanları ile açıkça ortaya konulduğunu, İlk Derece Mahkemesince, dekont içeriğinde taşınmaz bedeli olarak gönderildiği açıklaması yazılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin doğru olmadığını, davacının iddialarını ispatlayamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı … vekili, davacının davada üstü kapalı biçimde de olsa inançlı işlem iddiasında bulunduğunu, oysaki Mahkemece hile hukuki sebebi yönünden hüküm kurulduğunu, davacının iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, Mahkemenin hukuki nitelendirmesi dikkate alındığında, davacının resmi senette satış bedelini nakden ve tamamen aldığını kabul ettiğini, resmi senedin aksinin ancak başka bir resmi senetle ispatlanması gerektiği kuralının göz ardı edildiğini, davalı …’nin dava konusu taşınmazın satışı için 65.000,00 TL ve 120.000,00 TL olmak üzere toplam 185.000,00 TL ödediğini ispatladığı ve arada aynı gün iki defa ödeme yapılmasını gerektirecek başkaca bir hukuki ilişki olduğu iddia ve ispat edilemediği halde Mahkemece 65.000,00 TL’lik ödemenin yok sayıldığını, satış bedelinin düşük gösterilmesinin muvazaanın ispatında delil olarak kabul edilemeyeceğini, taşınmazın bir gün sonra satılmasının başlı başına muvazaa iddiasının kabulüne yeterli olmadığını, salt davalılar arasında tanışıklık varmış gibi değerlendirmenin hatalı olduğunu, taşınmazın tahliyesi için davacı ve eşine karşı açılan davanın gözetilmediğini, davalının iyiniyetli 3. kişi konumunda olup 4721 sayılı TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanması gerektiğini, ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1.b.1. maddesi uyarınca davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili duruşma istekli temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz nedenlerini tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hile hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 246. maddesinde; ”Taşınır satışına ilişkin kurallar, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır.”, 232. maddesinin 1. fıkrasında; “Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür.”, 235. maddesinde; ” (1) Satılanın, ancak satış bedeli ödendikten sonra veya ödenme anında devredilmesi gereken durumlarda alıcı temerrüde düşerse satıcı, herhangi bir işlem gerekmeksizin satıştan dönebilir. (2) Bu hakkını kullanmak isteyen satıcı, durumu gecikmeksizin alıcıya bildirmek zorundadır. (3) Satılanın zilyetliği satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmişse, alıcının temerrüdü sebebiyle satıcının dönme hakkını kullanarak satılanı geri alması, bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlıdır.” hükümlerine yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 1852 ada 1 parseldeki 26 no.lu bağımsız bölümünü 11.01.2018 tarihinde davalı …’a satış suretiyle temlik ettiği, Neslihan’ın da taşınmazı 12.01.2018 tarihinde diğer davalı …’ye devrettiği anlaşılmaktadır.
2.Somut olayda, davacı satış bedeli daha sonra ödenmek kaydıyla taşınmazını davalı …’a temlik ettiğini, Neslihan tarafından satış bedeli ödenmeyip, taşınmazın temlikten bir gün sonra diğer davalı …’ye devredildiğini iddia etmektedir.
Yukarıda belirtilen kanun maddeleri uyarınca satış bedelinin sonradan ödenmesi taraflarca kararlaştırılabilir. Davacı temlikteki satış iradesinin hile ile fesada uğratıldığını ileri sürmeyip bedelin ödenmediğini ileri sürdüğüne göre, davacı sözleşmeden dönme hakkını TBK’nın 235/3. maddesinde yer alan düzenleme gereğince ancak sözleşmede açıkça saklı tutması halinde kullanabilir. Ne var ki, sözleşmede bedelin sonradan ödeneceğine ilişkin ihtirazi kayıt yoktur. Bu durumda bedelin ödenmemesi nedeniyle sözleşmeden dönülmesi suretiyle tapu kaydının iptali mümkün bulunmadığından davacı ancak ödenmediğini iddia ettiği bedele ilişkin istekte bulunabilir. Nitekim davacı terditli olarak bedel isteğinde bulunmuştur.
Hal böyle olunca, tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilerek davacının terditli bedel isteğinin incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı … vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının talep hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,
03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı … vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.