YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/109
KARAR NO : 2023/10593
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli Yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/75186 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un (5237 sayılı Kanun) TCK’nın 149/1.c, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2018 tarihli ve 2015/471 Esas, 2018/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2018/2934 Esas, 2019/1136 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili, duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri,
Deliller toplanmadan eksik inceleme neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak beraat kararı verildiğine, İstinaf Mahkemesinin de bu kararı onadığına, tanıkların dinlenmediğine ve mahkemeye gelmeleri sağlanmadan karar verildiğine, sanığın olay yerinde bulunduğunun ve olaya iştirak ettiğinin açık olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdurun facebook üzerinden temyiz dışı sanıklardan Z.A. ile tanıştığı ve arkadaşlık ettiği, Z. A.’nın mağduru tanıdığı ve kendisini rahatsız ettiğinden durumu erkek arkadaşı olan temyiz dışı sanık F. D. ve sanık …’e söylediği, F.D. ve …’in facebook üzerinden mağdur ile konuşmak için mağduru çağırdıkları ve mağduru darp ettikleri olayda; İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamı bir arada nazara alındığında, ayrıca sanığın bizzat mağduru darp ettiği ve telefonunu aldığına dair şüpheden ileri giden herhangi bir somut delile rastlanmadığı, bu cihetle şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetildiğinde sanığın kendisine isnat edilen bu suçu işlediği hususunda, cezalandırılmasına yetecek, her türlü şüpheden arınmış, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçtan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Katılan mahkemedeki beyanında, “Ben facebook’tan bir kızla konuşuyordum. Zeytinburnunda buluşma konusu çıktı. Bana bir yer tarif etti. Ben orayı bilmiyordum. Ben … pazarı diye bir söylemişti, oraya geldim ve kıza mesaj attım. Kız bana orada bim market var dedi ben de orada durdum. Kalabalık bir grup üzerime doğru gelmeye başladı. Ben saymadım ancak 15 kişi kadar vardılar. Orada dükkanın demirini tuttum, abi kurtarın dedim ancak kimse gelmedi. Beni tuttukları yerde yanda çimenlik gibi tenha bir yere götürdüler. Bana yumrukla vurmaya başladılar. Beni yere yatırdılar. Hepsi birden vurdu. Orada çalışan adam çıktı. Bir de kadın çıktı. Beni bir yere götürdüler. Oradaki abla bana kaç dedi. Ben de kaçtım. Sonra eve gidince telefonumun olmadığını fark ettim. Annem de beni karakola götürdü. Üzerimde eşofman vardı. Telefonda fermuarlı cebimdeydi. Nasıl alındığını bilmiyorum. Telefonum iade olmadı. Telefon Samsung Grand marka idiydi. Huzurdaki sanık saldıran grup içinde vardı. Aralarında vurmayın ayırın diyen olmadı, hepsi vurdu. Telefon ne şekilde gittiğini bilmiyorum. Ben orada bayılmadım. yerdeydim. Bir an kaçınca ablalar bana kaç dedi. Ben de kaçtım. Karakolda 2 kişi teşhis ettim.Dizi 57-56’deki ifadeli teşhis tutanağı zamanında ilk anda tespit edemedim. Daha sonra Fırat bana facebook’tan mesaj attı. Ben vurmadım diye söyledi. Ben ondan sonra onların hepsinin facebooktan profil resmine baktım. Huzurdaki sanık bana vuranlar içinde vardı.”şeklindeki beyanla şikâyetçi olduğu anlaşılmıştır.
3. Sanık aşamalarda istikrarını koruyan olayla alakası olmadığı, olay günü tartışmanın yaşandığı yeri görebilecek bir yerde annesiyle birlikte bulunduğu, ancak birşey yapmadığını içeren savunmalarda bulunduğu belirlenmiştir.
4. Katılanın yaralanmasına ilişkin adli rapor dava dosyasında mevcuttur.
5. Katılana, sanık ve diğer iki kişi teşhis amaçlı gösterildiğinde, olaydaki şahısların çokluğu nedeniyle ayırt etmekte zorlandığını, şahısları daha önce gördüğünü hatırlamadığını, teşhiste bulunamadığını beyan ettiğini belirten 23.11.2015 tarihli ifadeli teşhis tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında Mahkûmiyet Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanıklar tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, dosya kapsamında katılan ve sanığın aşamalardaki ifadeleri ve 23.11.2015 tarihli ifadeli teşhis tutanağı dikkate alındığında, katılanın yargılamanın ilerleyen aşamalarında yağma olayından sonra Fırat’ın facebooktan mesaj gönderdiğini ve bahse geçen kişilerin facebook’tan profil resmine baktığında sanığın da kendisine vuran kişiler içinde olduğunu tespit ettiğine ilişkin beyanına itibar edilmesi mümkün görülmediği, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından ilk derece mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararın istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından verilen esastan reddine kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2018/2934 Esas, 2019/1136 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.