Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/9974 E. 2022/12279 K. 17.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9974
KARAR NO : 2022/12279
KARAR TARİHİ : 17.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan inceleme sonucunda; başvurunun kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazlarının kısmen kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm oluşturulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Geri çevirme kararı üzerine noksan ikmalinin yapıldığı anlaşılmakla, tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelendi, gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 02/06/2016 tarihinde davacının yolcu konumunda olduğu ve davalıya Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı otobüsün yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanarak %8 oranında malul kaldığını, davalıya başvuru yapılmasına rağmen bir dönüş yapılmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 16.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 21/10/2019 temerrüt tarihinden itibaren 8 iş günü sonu itibariyle yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 04/02/2020 tarihli dilekçesiyle talebini 92.038,52 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; kusur tespiti gerektiği, başvuruya eklenen maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, Erişkinler Yönetmeliğine göre rapor alınmasını talep ettiklerini, hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasını belirterek, başvurunun usul ve esastan reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun kabulü ile 92.038,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince; kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınmasına karar verilmiş, Hacettepe Üniversitesi tarafından anılan yönetmeliğe göre düzenlenen 25/08/2020 tarihli raporda davacının %5 oranında maluliyeti bulunduğu tespit edilmiş, davalı vekilinin TRH tablosu ve 1.8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılmasına yönelik itirazı kabul edilerek 27/09/2020 tarihli ek hesap raporu alınarak; davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararı kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulü ile 54.451,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
1-Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından hükme esas alınan 03/02/2020 tarihli hesap raporunda; hesaplama PMF 1931 tablosu ve progresif rant esasına göre yapılmış, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazı üzerine TRH 2010 tablosu ve 1.8 teknik faiz esasına göre bilirkişiden alınan 27/09/2020 tarihli ek rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak tazminat isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömür süreleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF 1931” cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla; tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olmakla birlikte birlikte, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde PMF1931 tablosunun kullanılması gerektiğine yönelik itiraz ve kabulü nedeniyle, tazminat hesabında PMF 1931 tablosunun (TRH 2010 tablosundan daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı kabulü gereği) kullanılması gereklidir.
Davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve İHH tarafından da karara esas kabul edilen 27/09/2020 tarihli aktüer raporunda; yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de; Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih- 2019/40 E.- 2020/40 K. sayılı kararı gereği, sürekli iş göremezlik tazminatının hesabında, yeni … Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve % 1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanmasının mümkün olmadığı Dairemizce kabul edilmektedir. Açıklanan nedenle tazminat hesaplamasının %1.8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir ki İtiraz Hakem Heyeti tarafından esas alınan rapor, bu yönüyle de yeterli bir rapor değildir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı için PMF 1931 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi (davalı lehine olacak biçimde daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı vekilinin temyiz dilekçesindeki talebiyle bağlı kalınması gerektiğinden), 1.8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından da “progresif rant” formülü kullanılarak tazminatın hesaplanmasının gerektiği dikkate alınmak suretiyle, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
a)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemesine, tazminattan emniyet kemeri nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmayışının yerinde bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının redine karar vermek gerekmiştir.
b) İtiraz Hakem Heyetince; kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine 7.878,72 TL tam vekalet ücretine hükmedilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmelik’in 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2-a) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2-b) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davalı yararına, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davacı yararına İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 17/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.