YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6876
KARAR NO : 2023/1653
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava konusu 959 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesi için …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1009 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan 1 adet ev, bir adet sondaj kuyusu ve ağaçların vekil edeni tarafından dikildiğini ve yaptırıldığını açıklayarak; açıklanan muhdesatların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar cevap dilekçelerinde; dava konusu evin 1981-1985 yılları arasında davalılar … Fabrikasında kazandığı paralar ile yaptırıldığını, kumun nakliyesinin …’e yaptırıldığını, demir ve çimentosunun nakliyesinin …’e yaptırıldığını, davacının katkısının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuşlardır.
Bir kısım davalılar vekili ise ön inceleme duruşmasındaki beyanında; dava konusu muhdesatların taraflarca yapıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile 959 parsel sayılı taşınmaz içerisindeki 26/04/2013 havale tarihli fen bilirkişisi raporundaki krokide B harfi ile gösterilen evin, aynı taşınmaz üzerinde bulunan 10 adet nar, 1 adet erik, 3 adet yenidünya, 3 adet armut, 3 adet incir, 4 adet zeytin, 2 adet böğürtlen, 7 adet asma, 1 adet dut, 11 adet narenciye, 2 adet ayva ağacının ve 1 adet sondaj kuyusunun davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; bir kısım davalıların cevap dilekçesinde adı geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesi, taraflar arasında görülen dava konusu taşınmazdaki ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasının bulunduğu yerden getirtilerek incenlenmesi, delillerin tam olarak toplanması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi hususlarına değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…davalının bildirmiş olduğu tanıkların dinlendiği, davacı tarafın ididasının tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı, her iki tarafın da tam olarak bilgi sahibi olmayan çoğunlukla varsayıma dayanan tanık beyanlarına itibar edilmediği, bu davalarnın niteliği gereği kabul beyanları eldeki davada sonuca etkili olmayacağından kabul beyanları dava konusu taşınmaza ilişkin olarak açılan ortaklığın giderilmesi dosyası ve dava konusu taşınmazın satışı sırasında göz önünde bulundurulması gereken hususlar olduğu…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dinlenen tanık beyanlarının iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, davanın kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, Yargıtay ve Dairemiz uygulamalarında belirtildiği üzere muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle, kimin adına ve hesabına meydana getirildiğinin tam olarak tespit edilemediği tespitiyle verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.