Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6938 E. 2023/188 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6938
KARAR NO : 2023/188
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/3215 E., 2021/565 K.
İHBAR OLUNAN : … Makina-Montaj Danışmanlık İnş. Doğalgaz Sistemleri
İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 15.09.2015
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/583 E., 2019/556 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalı … İşl. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararın davalı … İşl. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 29.03.2011 tarihinde davalı şirketin İzmit … Dolum Tesisleri tank terminalinde kaynak boru montaj ustası olarak çalışmakta iken geçirdiği iş kazası neticesinde sol elinden ve 4. ile 5. parmaklarından yaralandığını, iş kazasının terminalde bulunan tanklardan dolum tesisine giden boru hatları işinde çalışılırken boşalan oksijen tüpünün işverene ait depodan yenisi ile değiştirilmesi esnasında iki kişiyle taşınması istenen 70 kg lık oksijen tüpünün arabaya taşınırken davacının ağır taşımaya daha fazla gücünün yetmemesi neticesinde dengesini kaybederek tüpün altında kalması ile meydana geldiğini, iş kazasının gerek davalı asıl işveren şirketin gerekse taşeron şirketin iş sağlığı ve iş güvenliği hükümlerine uygun çalışma ortamı sağlamaması, denetim ve gözetimin eksik olması, gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması neticesinde meydana geldiğini, davalı asıl işverenin olay sebebi ile sorumlu olduğunu beyanla fazlaya ve manevi tazminata ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davacı vekili, 26.03.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat tutarını 100.000,00 TL olarak artırarak kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş aynı dilekçe ile başvurma harcı yatırmak suretiyle manevi tazminat tutarı olarak 12.000,00 TL.’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı işçinin davalı …Ş. çalışanı olmadığını, davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davalı … ile … Makina Montaj Danışmanlık İnşaat Doğalgaz Sistemleri İth. ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. arasında taşeronluk ilişkisinin olmadığını, iki şirket arasında imzalanan müteahhitlik sözleşmesinin mevcut olduğunu, müeahhitlik sözleşmesi gereği her türlü emniyet ve güvenlik tedbirlerini alma görevinin tamamen dava dışı … Makinaya ait olduğunu, iş kazasının meydana gelmesinde tamamen davacının kusurlu olduğunu, davalı şirketin kusurunun bulunmadığını, davacının iddia ettiği şekilde zararının mevcut olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 100.000,00 TL ‘nin olay tarihi olan 29.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi 10.000,00 TL ‘nin olay tarihi olan 29.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, manevi tazminatın reddedilen kısmı için davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinden avukatlık asgari ücret tarifesine 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrasına göre fazla olamayacağından bu yönden itirazla manevi tazminatın az taktir olunduğunu, maddi tazminat hesabına itiraz ettiklerini, davacının uzun süre işsiz kaldığını, maluliyet oranının %10,2 olmasına rağmen kazanç kaybının %50-75 lerde olduğunu, davanın uzaması sebebiyle güncelliğini yitirdiğini, kararın hüküm fıkrasındaki davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin silinerek 2.000 TL olarak yazılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, müteahhitlik sözleşmesi kapsamında anahtar teslimi şeklinde iş verilen diğer davalı … Makine’nin tek ve asıl işveren olduğunu, davacının müvekkilinin çalışanı olmadığını, pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, kazanın işçinin bağışlanamaz kusuru sonucu meydana geldiğini, müvekkiline kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, hesap ve kusur raporlarına itiraz ettiklerini ancak itirazları değerlendirilmeksizin bu raporlar esas alınarak hüküm kurulduğunu, 10.000 TL manevi tazminatın amacı aşar fahiş miktar olduğunu, davacı tarafın istinaf taleplerine itiraz ettiklerini belirterek, kararın kaldırılarak davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin reddedilen manevi tazminat miktarına göre davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine itirazı yönünden yapılan incelemede reddedilen manevi tazminat miktarı için hükmedilecek vekalet ücretinin davacı için bu nedenle hükmedilen vekalet ücretinden AAÜT’ 10/2 maddesine göre fazla olamayacağından bu yöndeki istinaf talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılarak,

“1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2.Davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile reddedilen manevi tazminat miktarı için hükmedilecek vekalet ücretinin davacı için bu nedenle hükmedilen vekalet ücretinden A.A.Ü.T. 10/2 maddesine göre fazla olamayacağından bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden … Anadolu 8. İş Mahkemesinin 2015/583 E 2019/556 K sayılı kararının kaldırılmasına,

a-)Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 100.000,00 TL ‘nin olay tarihi olan 29.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

b-)Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi 10.000,00 TL ‘nin olay tarihi olan 29/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ….

d-)Kabul edilen manevi tazminat açısından Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereğince 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, … ” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bilindiği üzere 4857 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.

İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

5510 sayılı Kanun’un 12/6.maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.

4857 sayılı Kanun’un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu’ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun’un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.

Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu “müteselsil sorumluluktur”. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.

Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.

a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.

b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.

c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.

d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.

e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.

f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)

2.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davalı … İşl. A.Ş. ile ihbar olunan … Mak. Dan. Tic. Ltd. Şti. arasında 28.06.2010 tarihinde akdedilen “… Liman İşl. A.Ş.’nin Yeniköy/İzmit adresinde kurulu fabrikasında muhtelif ünitelere ait borulama ve çelik konstrüksiyon imalat ve montaj işleri konulu” sözleşme kapsamındaki işte davacı sigortalının çalışması sırasında iş kazası gerçekleşmiş, mahkemece sözleşme kapsamında işin anahtar teslim, götürü bedelli olduğuna işaretle davalı şirketin asıl işveren olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmakta ise de yapılan araştırmanın noksan olduğu anlaşılmaktadır.

3. Bölge Adliye Mahkemesince, öncelikle davalı şirketin ana sözleşmesini dosya kapsamında dahil edilerek, yapılan işe ilişkin sözleşme de irdelenerek ihbar olunan ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirlenmek suretiyle işverenlik sıfatının hangisi yada hangilerine ait olduğu ortaya konularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.

4. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
5. O halde, temyiz eden davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369 uncu maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, … Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesince verilen hüküm sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.