Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6221 E. 2023/1510 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6221
KARAR NO : 2023/1510
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili Avukat … ile karşı taraftan asıl ve birleştirilen davada davalı Hazine vekili Avukat … ile asıl ve birleştirilen davada davalı … vekili geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçelerinde; doğusu 46, güneyi 43 ve 44, batısı 43 ve 25, kuzeyi 24 parsel sayılı taşınmazlara sınır olan 20 dönümden fazla taşınmazı, müvekkillerinin murislerinin 1958 yılından itibaren tarıma elverişli hale getirdiklerini, müvekkillerinin ve murislerinin 1960 yılından bu yana taşınmazı davasız ve aralıksız ekip biçtiklerini belirterek, dava konusu taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine, Belediye ve TOKİ vekilleri asıl ve birleştirilen davada cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan taşınmazlardan olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olması nedeniyle imar ihya yolu ile kazanılamayacağı, davacının farklı taşınmazları göstererek keşif yapılmasını istediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile imar ihyaya dayalı tapu iptali ve tescili talep etme koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yerin kadastro tespiti sırasında ekilemez arazi olarak tespit edildiğini, kazanma koşulları oluştuktan sonra taşınmazın vasfının değişmesinin kazanılan hakkı ortadan kaldırmayacağını, dava konusu edilen yerden başka bir yer için kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırıldığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının ve uzman görüşünün dikkate alınmadığını, Mera Kanunu’nda düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin mülkiyet hakkına ilişkin olmadığını beyan ederek ve re’sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri uyarınca imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Olağanüstü zamanaşımı” kenar başlıklı 713 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”

3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti” kenar başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

Aynı Kanun’un “İhya edilen taşınmaz mallar” kenar başlıklı 17 nci maddesi ise şöyledir:
“Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.”

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin asıl ve birleştirilen dava davacılarından alınarak davalı … ve davalı …’na verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.