YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19343
KARAR NO : 2023/3044
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/45 E., 2016/751 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2016/45 Esas, 2016/751 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na (1632 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci
maddesi uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; suçun başlangıç ve bitiş tarihlerinin gösterilmemesi, yüklenen suçun yoklama kaçağı/bakaya suçlarından hangisine ilişkin olduğunun belirtilmemesi, 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde sanığın kendiliğinden gelmesi ve yakalanmasına binaen terditli olarak cezalar öngörüldüğünden uygulama yapılan kanun maddesine ilişkin ilgili cümlenin denetime elverişli olacak şekilde gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesine aykırı davranıldığına ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği; verilen cezanın yerinde olmadığına, mütemadiyen çeşitli tarihlerde cezaevine girip çıktığından askerlik görevini yerine getirmesinin mümkün olmadığına ve beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanık hakkında Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2015 tarihli ve 2015/3384 Esas 2015/3365 sayılı iddianamesiyle “…şüpheliye yoklama kaçağı suçundan 26.03.2015 tarihli ve 21 sayılı kararla 1.357.00 TL idarî para cezası verildiğinin, yükümlünün cezasının 22.04.2015 tarihinde kendisine tebliğ edildiğinin, söz konusu idarî para cezasına itiraz edilmediğinin, şüphelinin yakalanarak ele geçirildiğinin ihbar yazısında belirtildiği, şüpheli ile ilgili belgelerin temini için Askerlik Şube başkanlığına yazılan yazı üzerine şüphelinin suça konu evraklarının 10.09.2015 tarihli üst yazı ile Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderildiği, şüpheli hakkındaki kararın 07.05.2015 tarihinde kesinleştiğinin yazılı bulunduğu, mevcut yazıda şüphelinin yoklama kaçağı suçunu işlemeye devam ettiğinin yazılı bulunduğu, şüphelinin ifadesinin alınması için gerekli ayrıntılı araştırmaların yapıldığı, ifadesinin alınamaması üzerine şüpheli hakkında 08.10.2015 tarihinde yakalama kararı çıkarıldığı, yakalama kararının infazının beklenmesinin dosyayı sürüncemede bırakacağının değerlendirildiği, bu kapsamda suç ihbar dosyası, şüpheli askerlik dosyası, Askerlik Şube Başkanlığı cevabi yazısı ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin 1111 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesi uyarınca hakkında uygulanan idarî para cezasının kesinleşmesini takiben herhangi bir kabul edilebilir özürü bulunmadan yoklama kaçağı kalmak suretiyle Askerlik Kanununa muhalefet suçunu işlediği,…” şeklindeki anlatımla başlıkta suç tarihi 22.04.2015 şeklinde gösterilmek suretiyle yoklama kaçağı suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanığa isnat edilen yoklama kaçağı suçunun mütemadi bir suç olduğu, mütemadi suçlarda suçun başlama ve bitim tarihlerinin doğru bir biçimde belirlenerek maddi vakanın kesin olarak tespit edilmesinin önem arz ettiği, ancak sanık hakkında düzenlenen iddianamede atılı suçun hangi tarihler arasında işlendiği, temadinin ne şekilde sona erdiği hususlarının gösterilmediği, ayrıca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) yapılan sorgulamada sanık hakkında 13.03.2015-21.04.2015 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği iddiasıyla Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/645 Esas sayılı dava dosyasında yargılandığı ve hakkında mahkûmiyet kararı verildiği, yine 21.04.2015-08.06.2015 tarihleri arasında İzmir (Kapatılan) Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunduğu anlaşılmakla, öncelikle dosyanın Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek davanın dayanağı olan 29.12.2015 tarihli iddianamenin içeriği itibarıyla sanığın hangi tarihler arasında yoklama kaçağı kaldığı hususunun kesin ve net olarak açıklattırılması, bu hususu tevsik edici belgelerin dosyaya getirtilmesi, sonrasında da belirlenen suç tarihlerine göre sanığın usulüne uygun yeniden savunmasının tespit edilerek sanığın eylemi yönünden mükerrer dava olup olmadığının ortaya konulması, mükerrer
dava bulunmadığının saptanması halinde ise atılı suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2016/45 Esas, 2016/751 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.