YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4602
KARAR NO : 2023/376
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava kabul
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak birleşen davada davalı … vekili ve asıl davada davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, birleşen davada davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.01.2023 günü hazır bulunan asıl davada davacı, birleşen davada davacı vekili Av. … ile birleşen davada davalı … vekili Av. … ile asıl davada davalı … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1. Asıl davada davacı dava dilekçesinde; davalı ile aralarında 29.12.2003 tarihli protokol düzenlendiğini, protokolde belirtilen taşınmazların satışından …’a yapılacak ödemenin teminatı olarak 29.12.2003 tanzim tarihli bir bono verdiğini, senede ciro ve temlik yapılamayacağına ilişkin şerh konulduğunu, protokol gereğini eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalının senedi iade etmediğini iddia ederek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı dava dilekçesinde; asıl davada bedelsizlik ve tahrifat nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep ettiği bononun davalı lehtar tarafından tekrar tahsil edilmesini sağlamak üzere birleşen davalı …’e ciro edildiğini ve bu kişi tarafından takip başlatıldığını, senet üzerindeki ciro edilmez kaydının yok edilerek tahrifat yapıldığını, tahrifatın 3 üncü kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğunu iddia ederek senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile senet nedeniyle icra dosyasına ödemiş olduğu meblağın iadesine ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı …; davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; senette tahrifat bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 28.11.2006 tarih, 2004/253 E. ve 2006/748 K. sayılı kararı ile davacının protokol konusu meblağı davalı … hesabına yatırdığı, davalının takibe konu senet dışında senet bulunduğunu kanıtlayamadığı, senedin perforajlı bölümünün yırtılarak ayrıldığının Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği gerekçesiyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, ödenen 349.042,00 YTL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. İlk Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 18.02.2008 tarih, 2007/11872 E. ve 2008/1777 K. sayılı kararının (1) numaralı bendi ile asıl davada davalı …’ın temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bendi ile davalı …’in iyi niyetli hamil olduğunu belirterek davanın reddini istediği, takip dosyasına konulan senette tahrifat bulunmadığından senedi ciro yoluyla devralan hamilin kötü niyetli olması halinde menfi tespit talebinin kabul edilebileceği, bu durumda davacıdan …’in senedi ciro yoluyla devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğine ilişkin delilleri sorulup, toplanan deliller değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabet görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına, davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 27.12.2017 tarih, 2014/823 E. ve 2017/1578 K. sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, davacının davalı …’a borçlu olmadığının tespitine, 349.042,00 TL’nin 07.10.2004 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı için kötü niyet tazminatı isteğinin reddine, birleşen davanın reddine ve %40 tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarih, 2018/1750 E. ve 2019/3544 K. sayılı kararının (1) numaralı bendi ile davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bendi ile Mahkemece, bozmaya uyulduğu, bozma kararı gereğince tahkikat yapılarak birleşen dosya davalısı …’in senedi ciro yoluyla devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğine ilişkin davacı delillerinin toplandığı, bu deliller arasında yer alan davacı tanıkları …, … ve …’ın birbirini doğrulayan ve somut vakıa anlatımlarından senet lehtarı asıl dava davalısı … ile senedi ciro ile devralan birleşen dosya davalısı hamil …’in ortak işyeri açan iş ortakları olduğu, bu ortaklığın da iki şahsın ortaklığı şeklinde adi ortaklık olduğu anlaşıldığından senedin bedelsizliğini birleşen davalı …’in bilebilecek durumda olduğu halde Mahkemece birleşen davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken dinlenilen davacı tanıklarının beyanlarına değer verilmeyerek davanın reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle birleşen davada verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, birleşen dava yönünden ise davacı tanıkları …, … ve …’ın birbirini doğrulayan ve somut vakıa anlatımlarından senet lehtarı asıl dava davalısı … ile senedi ciro ile devralan birleşen dosya davalısı hamil …’in ortak işyeri açan iş ortakları olduğu, bu ortaklığın da iki şahsın ortaklığı şeklinde adi ortaklık olduğu anlaşıldığından senedin bedelsizliğini birleşen davalı …’in bilebilecek durumda olduğu, davalı alacaklı …’in senedi iktisap anında davacı zararına hareket ettiğinin sabit olduğu, davacının işbu senet nedeniyle davalı …’e borçlu olmadığının kabulü gerektiği, davacı tarafça icra dosyasına ilk etapta nakdi olarak yatan sonradan teminat mektubuna çevrilen nakit ve teminat mektuplarının davacıya iadesine karar vermek gerektiği ayrıca davalı alacaklı …’in senedi iktisap anında davacı zararına hareket ettiği sabit olduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi uyarınca takip ve ilk dava tarihindeki şekline göre hükmedilen alacak bedeli olan 349.042,00 TL’nin %40’ı oranında olmak üzere 139.616,80 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2004/9698 E. sayılı dosyasında takibe konulan 160.000,00 euroluk senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacı tarafça icra dosyasına önce nakit olarak yatırılan sonra teminat mektubuna çevrilen bedel ve teminat mektuplarının davacıya iadesine, davacının tazminat talebinin reddine, birleşen davanın kabulü ile İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2004/9698 E. sayılı dosyasında takibe konulan 160.000,00 euroluk senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yine davacı tarafça icra dosyasına ilk etapta nakdi olarak yatan sonradan teminat mektubuna çevrilen nakit ve teminat mektuplarının davacıya iadesine, davacı yararına 139.616,80 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bunun davalı …’ten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline ciro edilen bononun ön ve arka yüzünde teminat senedi olduğuna dair bir kaydın bulunmadığını, dava konusu bonoda silinti ve tahrifatın söz konusu olmadığını, davacı tanıklarının yetersiz ve gerçeğe aykırı beyanlarının karara mesnet olmayacağını, davacı tanıklarının yeminsiz dinlendiklerini, davalı …’i tanımalarının söz konusu olmadığını, asıl davada davalı …’ın davalı …’e borcu olduğu için dava konusu senedi verdiğini, davacı tanık beyanlarını destekler nitelikte belgelerin bulunmadığını, müvekkilinin 2000 yılından sonra kimse ile iş münasebeti olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu hususta müvekkili yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, dava konusu İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2004/9698 E. sayılı dosyasında takibe konulan 160.000,00 Euro bedelli senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 599 uncu maddesinin birinci fıkrası (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687 nci maddesinin birinci fıkrası), 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin beşinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Gerekçeli karar asıl davada davalı …’a 21.04.2021 tarihinde tebliğ olunmuş, asıl davada davalı …, 09.06.2021 havale tarihli dilekçesi ile temyiz dilekçesine ve davacının cevap dilekçesine cevap veren sıfatı ile bir dilekçe sunmuş olup bu dilekçede bir kısım beyanlarda bulunduktan sonra hükmün bozulmasını istemiş, temyiz harçlarını yatırmamıştır. Asıl davada davalı …’ın gerekçeli kararın kendisine tebliğ tarihine göre 15 günlük yasal temyiz süresinden sonra sunduğu temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davada davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
3. İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2004/9698 E. sayılı takip dosyasında birleşen davada davalı …, asıl ve birleşen davada davacı … ve asıl davada davalı … hakkında 160.263,00 euro karşılığı 283.759.905.000 eski TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip başlatmıştır. 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin beşinci fıkrası; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, 72 nci maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “yüzde kırktan” ibaresi “yüzde yirmiden” ve beşinci fıkrasında yer alan “yüzde kırkından” ibaresi “yüzde yirmisinden” olarak değiştirilmiştir.)” düzenlemesini içermektedir. Bu düzenleme uyarınca birleşen davada davalı … aleyhine takip çıkış miktarı olan 283.759.905.000,00 eski TL’nin % 40’ı oranında (takip tarihinin 2004 tarihi olması sebebiyle) tazminata karar verilmesi gerekirken 349.042,00 TL’nin %40’ı oranında 139.616,80 TL tazminata karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davalı …’ın temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2. Birleşen davada davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Birleşen davada davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “Davalı alacaklı …’in senedi iktisap anında davacı zararına hareket ettiği sabit olduğundan İİK 72/4. Maddesi uyarınca takip ve ilk dava tarihindeki şekline göre hükmedilen alacak bedeli olan 349.042,00 TL’nin %40’ı oranında olmak üzere 139.616,80 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bunun davalı …’ten alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı alacaklı …’in senedi iktisap anında davacı zararına hareket ettiği sabit olduğundan 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca takip çıkış miktarı 283.759,10 TL’nin (283.759.905.000 eski TL) % 40’ı oranında olmak üzere 113.503,64 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bunun davalı …’ten alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin birleşen davada davacıdan alınıp davalı …’e verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.