Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/104 E. 2023/354 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/104
KARAR NO : 2023/354
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1041 E., 2022/2209 K.
DAVA TARİHİ : 20.05.2016
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/232 E., 2017/547 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı, 01.11.1983 tarihinde bir gün süre ile hizmet akdine tabî olarak çalıştığının tespite karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın Kurum yanında işverene de yöneltilmesi gerektiğini, tespiti istenen süre ile ilgili 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2017 tarihli ve 2016/232 E., 2017/547 K. sayılı kararı ile; davacıya ait sigorta sicil numarasının 1983 yılına ait serilerden olduğu, dinlenen tanıkların davacının 1983 yılında işveren …’e ait işyerinde çay, temizlik ve yemek gibi işleri yaptığını beyan ettikleri, her ne kadar işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olduğu hususunda tam bir tespit yapılamamış ise de imzanın zaman içerisinde değişiklik gösterebileceği gibi imzanın davacıya ait olmasının tek başına ispat vasıtası olmadığı, işverene bağlı fiili çalışmanın önemli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 01.11.1983 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespiti ile sigorta başlangıç tarihinin 01.11.1983 olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli ve 2018/166 E., 2018/183 K. sayılı kararı ile; işe giriş bildirgesinin davacının fotoğrafı ile Kurum kayıtlarına intikal ettiği, sigorta sicil numarasının o yıla ait serilerden olduğu, davacıya sicil kartı verildiği ancak dönem bordrosu verilmediği için bordro tanığı bulunmadığı, dinlenen tanıkların iddiayı doğruladığı, bu nedenlerle mahkemenin tespite ilişkin kararının doğru olduğu ancak davacı 01.06.1966 doğumlu olup sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 01.06.1984 olarak kabulü ile bu tarihten önceki hizmet sürelerinin yalnızca prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 506 sayılı Kanun’un 60-G maddesine göre sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 01.06.1984 olduğunun tespitine, 01.11.1983 tarihindeki bir günlük çalışmaya yönelik ödenecek sigorta priminin prim ödeme hesabına dahil edilmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 31.05.2018 tarihli ve 2018/2007 E., 2018/5186 K. sayılı kararı ile; “ 1983/1 inci dönem bordrosunda ismi bulunan …’nun bordro tanığı olarak beyanına başvurmak, işverenin davacıyla akrabalığı olup olmadığını nüfus kayıtlarıyla sorgulamak, dinlenen komşu işyeri tanıklarının sigorta kayıtlarını veya vergi kayıtlarını getirterek beyanlarının içeriğini sorgulamak, Kurumdan, Belediye’den ve Vergi Dairesinden sorulmak suretiyle, ayrıca zabıta marifetiyle sağlıklı bir araştırma yaptırılarak başka komşu işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tespit etmek, sonrasında bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtlarını SGK’dan getirtmek, tanık olarak bilgilerine başvurmak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun’un 2, 6, 9 ve 79/8 inci maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar karar vermek ” gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B.Direnme Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/1551 E., 2018/1804 K. sayılı kararı ile; 33 yıl öncesine ilişkin 1 günlük sigortalılığın tespiti davasının bu derece kayıt ve şartlara bağlanmasının dava hakkının şeklen var olduğu anlamına gelebileceği, 1983/1 inci dönem bordrosunda adı geçen …’ nun dinlenmesine ilişkin davacının ilk derece mahkemesinin karar celsesinde aradan geçen 33 yıl sebebiyle bu şahsı tanımadığını ifade ettiği gibi talep tarihi ile yakın dönemde bile çalışması bulunmayan 7 ay önce Mart 1983 tarihinde çalışmış tanık beyanı ile 01.11.1983 tarihli çalışmanın tespitine karar verilemeyeceği, davacının işverenle akrabalığı olup olmadığının tespitine yönelik olarak 506 sayılı Kanun’un 2 ve 3 üncü maddelerinde sigortalı sayılan ve sayılmayanların belirtildiği, sosyal güvenlik hukukunda eşin sigortalılığı dışında akrabalığın önem arz etmediği, dosya kapsamında bu derece bir akrabalık olmadığının anlaşıldığı, komşu işyeri tanığı araştırılması, dinlenmesi ve dinlenen tanıkların getirtilecek bilgi ve belgelerle beyan içeriklerinin denetlenmesine yönelik bozma nedeni yönünden ise ilk derece mahkemesince polis marifetiyle iki kez komşu işyeri araştırma yapıldığı ancak tespit edilemediği, bunun üzerine davacının bildirdiği ve komşu işyeri tanığı olduklarını ifade eden tanıkların dinlendiği, yeniden bu konuda yapılacak araştırmanın akim kalacağı, Sosyal Güvenlik Kurumunun hiç bir biriminin komşu işyeri ve/veya tanığı bildirdiğine rastlanmadığı, davaların en az masrafla ve en kısa sürede çözümlenmesi gerektiği, dosya kapsamındaki bilgi, belgeler ve alınan beyanların davanın ispatı için yeterli olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

C.Direnme Kararının Temyizi:
Direnme kararı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu’nun 21.12.2021 tarihli 2019/(21)10-147 Esas,2021/1733 Karar sayılı ilamı ile ” 01.06.1966 doğumlu davacı adına … unvanlı … Sanayi Ticarethanelerinde yer alan işyeri tarafından düzenlenen 01.11.1983 işe giriş tarihli bildirgenin 28.11.1983 tarihinde Kurum kayıtlarına girdiği, sigorta sicil numarasının 1983 yılı serilerinden olduğu, işe giriş bildirgesindeki imza üzerinde inceleme yaptırıldığı, davacının 01.01.2013 tarihinde başlayan 4/1-b isteğe bağlı sigortalılığının dışında çalışmasının bulunmadığı, 01.12.1967 tarihinde kanun kapsamına alınan ve 14.08.1992 tarihinde Kanun kapsamından çıkarılan işyerine ait 1983/1 inci dönem bordosunun bulunduğu, anılan bordroda … adına 1983 yılının ilk üç ayı için 90 gün üzerinden bildirim bulunduğu, davacı tarafından bildirilen tanıkların dinlendiği, komşu işyeri araştırması yapıldığı anlaşılmaktadır. Sigorta başlangıcının tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin ve res’en araştırma ilkesine tabî davalardan olduğu dikkate alındığında dinlenen tanıkların çalışmanın geçtiği işyeri ile davacının abisine ait işyerine komşu işyeri sahibi olduklarını, davacının çay-yemek işlerine baktığını beyan etmelerine rağmen komşu işyeri sahibi olup olmadıkları konusunda dosya içinde bilgi ve belge olmadığı gibi bu hususta araştırma da yapılmamıştır. Öte yandan davacı ile dava dışı işveren arasından akraba ilişkisi bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamamakta olup bu hususta gerekli araştırma yapılmalıdır. Ayrıca 1983 yılı dönem bordrosunda bildirimi bulunan bordro tanığı …’nun adresi tespit edilerek tanık olarak beyanına başvurulmalıdır. Özel Daire bozma kararında belirtilen bu hususlar dışında işyerinin kapsam ve kapasitesi de araştırılarak anılan işyerinin çay-yemek yapılmasını gerektirecek nitelikte işyeri olup olmadığı da belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.” denilerek davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının genişletilmiş gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.

E. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ve Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen bordro tanığının dinlendiği ve davacının çalışmasını doğruladığı, yapılan araştırma neticesi elde edilen kayıtlardan davacıyla davalı arasında herhangi bir akrabalık ilişkisi tespit edilemediği, işe giriş bildirgesinin kurum kayıtlarına intikal ettiği, sicil numarasının o yıllara ilişkin olduğu, bordro tanığının dinlendiği, bozma öncesi dinlenen tanıkların komşu iş yeri olduğu anlaşılarak eksik hususların giderildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının, 506 sayılı Kanun’un 60-G maddesine göre sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 01.06.1984 olduğunun tespitine, 01.11.1983 tarihindeki bir günlük çalışmaya yönelik ödenecek sigorta priminin prim ödeme hesabına dahil edilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan özenle araştırılması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un 2 nci, 60 ncı maddesinin (G) bendi ile 108 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.