YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8683
KARAR NO : 2023/1355
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 416 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin tapudan kaynaklanan ve zilyetlikten doğan mülkiyet ve tasarrufunda bulunduğunu, müvekkili davacının babasının bu yeri davalıya bakması için kısa bir zaman bıraktığını belirterek davalının müdahalesinin men’ine, geriye dönük son beş yıldır kullanımı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL ecrimisilin işgal tarihleri dikkate alınarak işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı oturumda alınan beyanında, dava konusu yeri 10 yıl önce davacının babası Settar Kılıç’dan aldığını, karşılığında 16 tane büyükbaş hayvan verdiğini, Settar Kılıç’ın kendisine vekaletleri toplayıp söz konusu yeri üzerine geçireceğini söylediğini, fakat geçirmediğini, davacının babası ile bir sözleşme yapmadığını ancak şahitlerinin bulunduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: “…mahkeme gözleminde, dava konusu taşınmazda davalı Zeynel Abidin Kaya’nın ailesi ile birlikte ikamet ettiğinin belirlendiği, dava konusu 416 parsel sayılı taşınmazın 12.06.1987 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kesinleştiği, bilirkişi raporunda krokide A harfiyle gösterilen ev ve ahırın 197.79 metrekare geldiği, Abuzer Kılıç’a ait 800/960 (eski 100/120) hissenin Abuzer Kılıç’ın 20.03.1996 yılında vefatı ile mirasçılarına intikal ettiği, davacının babası Settar Kılıç’ın da Abuzer Kılıç’ın mirasçısı olduğu, Abuzer Kılıç’ın mirasçılarının hisselerini anneleri ve bir diğer mirasçı olan Sona Kılıç’a devrettikleri, Sona Kılıç’ın taşınmaz’ın 800/960 hissesine sahip olduğu, Sona Kılıç’ın ise bu hissesini 19.01.2007 tarihinde davacı …’a sattığı, davacı …’ın taşınmazın 800/960 (eski 100/120) hissesine 19.01.2007 tarihinden beri malik olduğu, davacının mülkiyet hakkını kullanma hakkının 19.01.2007 tarihinde doğduğu, davacının ancak 19.01. 2007 ile dava tarihi olan 27.06.2007 tarihleri arasına ilişkin olarak payı oranında ecrimisil talebinde bulunabileceği, davalının 1998 yılından beri söz konusu taşınmazda oturduğu, davalı ile davacının babası arasında yapılan harici satım sözleşmesinin geçersiz olduğu, davalının harici satımı 1998 yılında davacının babası Settar Kılıç ile yaptığını beyan etmiş olduğu, tanık beyanları ile de bu hususun doğrulandığı, davalının, davacının babasının hisseli malik olduğu dönemde iyiniyetli olduğu, davacının hisseli mülkiyeti kazandığı tarih olan 19.01.2007 yılından itibaren iyiniyetli kabul edilemeyeceği, davalının, davacının mülkiyeti kazandığı tarih olan 19.01.2007 tarihi ile dava tarihi olan 27.06.2007 tarihleri arası için ecrimisil ödemesinin gerektiği…” gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı asil temyiz dilekçesinde özetle; duruşmalardaki beyanlarını tekrarla taşınmazı haricen satın aldığını, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve Yasa’larla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
3. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
4. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nın 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
5. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
6. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
7. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
8. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
9. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında, davalının, dava konusu taşınmazda hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunmadığı dikkate alınarak, davacının kayden paydaş olduğu tarih itibarıyla yapılan değerlendirme sonucunda verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı asilin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.