Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4899 E. 2023/1596 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4899
KARAR NO : 2023/1596
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Katılan vekilinin yüzüne karşı 26.04.2016 tarihinde verilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 17.06.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, görülmüştür.

Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarih, 2015/ 679 E.,2016/376 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca paraya çevrilerek, 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.09.2020 tarihli katılan vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi görüşü ve sanık müdafiinin temyiz nedeninin kabulü ile sürücü belgesinin asgari hadden çok fazla uzaklaşmak suretiyle alınmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın kusurunun bulunmadığına, olay yerine 1 dakika mesafede yaya üst geçidi bulunduğuna, Adli Tıp Genel Kurulundan kusur raporu alınması gerektiğine,
ilişkindir.

B. Katılan vekilinin Temyiz Sebepleri
Ölen yayanın ve bir grup gencin, kavşak başından karşıya geçtiği sırada, sanığın fren izi olmadan çarpması neticesinde olayın meydana geldiği, sanığın asli kusurlu olduğu , keşif yapılması gerektiğine,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Olay tarihinde, sanığın aracıyla trafikte seyir halinde iken ölene çarptığı, adli tıp kurumunun oluşa ve dosya içeriğine uygun mahkememizce de kabul edilen raporuna göre sanığın olayda tali derecede kusurlu olduğu, sonuç itibariyle sanığın ölüme neden olma suçunu işlediği alınan bilirkişi raporu, beyanlar, otopsi raporu ile sabit görülmüştür. Sanığın, müştekinin ölçülebilir ve belirlenebilir maddi zararını gidermemiş olması, daha önce hakkında işlemiş olduğu suçtan dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın varlığı ve ayrıca kişilik özelliklerine göre yeniden suç işleyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığından CMK’nun 231/5 maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Sanığa verilen süreli hapis cezasının sanığın kişiliğine sosyal ve ekonomik durumuna göre TCK nun 50/1-a ve 52/2 maddeleri gereğince adli para cezasına çevrilmesine karar vermek germekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

2.Sanık savunmasında “…sabah saat:08.00 sıralarında aracımla … yolu üzerinden … istikametine seyir halinde iken Harikalar Diyarı’nın karşısındaki Şhell benzinliğin önüne gelmeden, önce yoldan iki-üç çocuk karşıya geçti. Süratim 60-70 km civarındaydı. Aracımda yolcu olarak bulunan yeğenim … ile sohbet ederek hızımı azalttım. Çocukların neden bu şekilde geçtiklerini kendi aramızda konuşurken sağ taraftan gürültü duydum ve el frenini çekip aşağıya indiğimde maktülün araca çarptığını gördüm, yanına gittim ve nabzına baktım, kanlar içerisindeydi. 112 yi aradık, ambulans geldi, ambulans görevlileri o an nabzının attığını söylemişlerdi. Daha sonra hastanede vefat etmiş. Olayda benim kusurum bulunmamaktadır. Suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Üzgünüm… ” demiştir

3.Sanığın aracında yolcu olarak bulunan yeğeni …’nun olay günü karakolda verdiği ifadesinde “…dayımın kullanmış olduğu fiat ducato … ile … yolu’nun en sol şeridinde 70-80 km hızla seyir ettiğimiz sırada, üst geçide yaklaştığımız da 7-8 çocuk grubu sağımızdan sola doğru şeritlerden akan trafik içinde geçmeye çalışıyorlardı. Az ileride de üst geçit vardı. Çocuklardan birine başka bir oto çarpma tehlikesi geçirdi. Bizim şerit kısmımıza gelen öğrenci grubu durdu ve içlerinden olan bayan kafasını önüne eğerek birden karşılya geçmeye çalıştı. Yaralı bayanın kuzeni bize şahsı tutuğunu ve elini kurtararak karşıya geçmek istediğini söyledi. Yaralının şeritte beklerken aniden karşıya geçmesi üzerine kaza olmuştur….” şeklindedir.

4. Olay tarihinde 13 yaşında olan ölen …’nin kuzeni … Kılınç’ın olay günü karakolda verdiği ifadesinde “…Hatice ile kol kola girdik ve karşıya geçmek için yürümeye başladık. Birlikte iki şeridi geçtik ve üçüncü şeride geldiğimizde Hatice ben çocukmuyum kolumu bırak diyerek yürümeye devam edince yolun en sol şeridindeki oto hızlı gelerek Hatice’ye çaptı. Hatice’ nin yükseklik korkusu olduğundan üst geçidi kullanmadık….” şeklindedir.

5. Kaza tespit Tutanağında, olay yerine 98 metre uzaklıkta yaya üst geçidinin bulunması nedeni ile ölen yayanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 68-1-B-3 fıkrasını ihlal ettiğinden kusurlu, sanığın ise kusursuz olduğu şeklinde görüş verilmiştir.

6. Soruşturma aşamasında, Trafik Bilirkişisinden alınan kusur raporunda, ölen yayanın, yakındaki yaya üst geçidin kullanmadığı için asli kusurlu olduğu ; yolun kenarındaki ve yol şerit çizgisi üzerinde beklemekte olan yayaları gördüğü halde fren tedbirine başvurmayan, hızını ayarlamayan ve yola gereken dikkati vermeyen … sürücüsünün ise tali kusurlu olduğu yönünde görüş verilmiştir.

7. … Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunda, sanık sürücü … sevk ve idaresindeki … ile seyir halinde iken yayaları gördüğünde zamanında etkin fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmemesi ve yola yeteri kadar dikkatini vermemesi neticesinde karşıdan karşıya geçen yayalara rağmen kontrolsüzce seyri esnasında meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile olayda alt düzeyde tali derecede kusurlu; müteveffa yaya …’ın ise yol üzerinde gerekli önlemli alarak, kendi can güvenliği açısından, yaklaşmakta olan aracın hız ve mesafesini dikkate alması, yayalar için ayrılan noktalardan ve kaplama üzerinde seyir halinde bulunan araca ilk geçiş hakkını vererek aracın geçmesini beklemesi gerekirken, ilk geçiş hakkını … sürücüsüne vermediği, kontrolsüzce geçiş için kaplamaya girdikleri olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile olayda asli derecede kusurludur.” şeklinde görüş vermiştir.

8. Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde, 12.03.2013 tarihinde, taksirle bir kişinin ölümüne neden olduğu, yayaya çarparak kaçtığı , bu suçtan aldığı mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ve eşe karşı kastan yaralama suçundan iki ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu görülmüştür.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden;
Serbest meslek sahibi olan ve asli kusurlu olan sanığın sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B.Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden;
Katılan vekilinin yüzüne karşı 26.04.2016 tarihinde verilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 17.06.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı kanun’un 317 inci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden;
1-Kusura İlişkin Temyiz Sebepleri;
Olay tarihinde, sanığın idaresindeki kamyonet ile saat 08: 03 sıralarında, hız limitinin 70 km/s olduğu meskun mahalde, tek yönlü yolun sol şeridinde seyir halinde iken, olay yeri T kavşağa geldiğinde, seyrine göre yolun sağından, kavşak (sokak) başında bekleyen 7-8 kişinin, yolun karşısına ( . Parkı tarafına) geçmek için bekledikleri, bir kısım yayaların geçerek orta refüje çıktığı, 13 yaşındaki Hatice’nin ise kuzeni …’in elinden tutarak üç şerit geçtikleri, en soldaki şeride geldiklerinde akan trafıği kontrol etmek için bekledikleri, sanığın ve yanında yolcu olarak bulunan yeğeni tanık Serdar’ın ifadesine göre, yayaları gördükleri, ölen …’nin kuzeninin elinden elini çekerek yola girdiği sırada, sanığın aracının sağ ön tarafı ile ölene sol şeritte , fren izi olmadan çarptığı ve öleni 19 metre sürüklediği, Olay yerine 98 metre ileride yaya üst geçidinin olduğu anlaşılmıştır.

Soruşturma, ve kovuşturma aşamasında alınan ve sanığın tali kusurlu olduğu yönündeki bilirkişi raporlarının oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunun tespit edildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2-Re’sen Gözetilecek Sebepler Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
A. Katılan Vekili Yönünden
Katılan vekilinin temyiz isteminin, Gerekçe bölümünün (A) bendi uyarınca, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca süre yönünden, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafii Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan açıklanan nedenlerle, … Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/679 Esas, 2016/376 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.05.2023 tarihinde karar verildi.