YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1690
KARAR NO : 2023/1415
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/753 E., 2021/1687 K.
DAVA TARİHİ : 21.01.2016
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/61 E., 2017/1163 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ortağı ve yetkilisi olduğu … Peyzaj Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’nin bazı projelerinde, müvekkilinin peyzaj mimarı olarak çalıştığı dönemde, müvekkilinden alınmış teminat senedinin icra takibine konu edildiğini, bononun taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile vadesiz ve adres kısmı boş olarak davalı tarafa verildiğini, sözleşmede yazılı proje sahibi olan firmalara, maliye ve SGK tarafından imalatlar nedeni ile kesilebilecek cezaların teminatı olarak bu bononun verildiğini, sözleşmede müvekkilinin 03.12.2013 tarihine kadar yapılacak imalatlardan kaynaklı cezalardan sorumluluğunun 1/3 olarak belirlendiğini ve kesilecek cezaların belgesi ibraz edildiği takdirde senetten tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını, 03.12.2013 tarihine kadar yapılan imalatlar ile ilgili herhangi bir ceza-i yaptırım uygulanmadığını ve kesin hak ediş işlemlerinin tamamlanarak teminat mektuplarının iade alındığını, ancak davalının bonoyu müvekkiline iade etmesi gerekirken, adres bilgileri ve vade ekleyerek takibe koyduğunu belirterek bono nedeni ile müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle müvekkilinin İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün 2016/643 esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinden dolayı ve takibe konu evrak nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine ve müvekkili hakkındaki icra takibinin iptaline, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile davalının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarında geçen sözleşmenin sahte olduğunu, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacının müvekkilinden ve müvekkilinin sahibi olduğu firmadan bir çok kez borç para aldığını, davalının sözleşme aslının dosyaya ibrazından sonra imza incelemesi yaptırılmasını, ardından davanın reddine ve dava değerinin %50 sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili daha sonra sunduğu 27.07.2016 tarihli dilekçesinde, davacının müvekkilinden ve dava dışı müvekkiline ait şirketten bir çok kez borç para aldığını, dava konusu bonoya istinaden de ayrıca 100.000,00-TL para aldığını, davacı tarafın iddialarında geçen sözleşmedeki “paraf”ın müvekkiline ait olduğunu, ancak davaya konu bononun, sözleşmede yazılı bono ile ilgisinin olmadığını belirterek, davanın reddine ve dava değerinin %50 sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamına göre bononun sözleşmede geçen teminat senedi olduğu kabul edilmiş olup, buna göre mahkemece sözleşmede geçen firmaların SGK ve maliyenin ceza-i yaptırım uygulayıp uygulamadığı yönünde araştırma yapılmış, firmaların SGK ve maliyenin cevabi yazılarında ceza-i yaptırım uygulanmadığının bildirildiği, davalı tarafça da sözleşmede yazılı firma ve kurumların ceza-i yaptırım uyguladığına dair bir belgenin dosyaya sunulmadığı, tüm dosya kapsamına göre davacının takibe konu bononun teminat senedi olduğunu ve bonodan dolayı borçlu olmadığını ispat etmiş olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün 2016/643 E. sayılı dosyasında takibe dayanak 03.12.2013 tanzim 31.12.2015 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 maddesi uyarınca 20.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava konusu senede istinaden 100.000,00- TL müvekkilinden borç aldığının sunulan dekontlarla kanıtlandığını, bilirkişi heyet raporunda özet olarak, üç ayrı tarihte 177.000 TL ve ayrıca …’e borç olarak ödenen açıklamasıyla 100.000 TL olarak toplam 277.000 TL para ödediği, bunun dekontlarla sabit olduğu, dava konusunun sadece 100.000 TL olması ve davacının bu yönde ödeme yaptığına dair bir belge sunulmaması da değerlendirildiğinde davacının davalıya 100.000 TL borçlu olabileceği yönünde görüş verildiğini, davacı tarafın, dosyaya sunulan senedin daha sonra doldurulduğunu veya dava konusu senedin sözleşmede yazılı senet olduğu iddia ediyorsa, bu hususu yazılı delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, keza dava konusu senet üzerinde, senedin sözleşmede yazılı senet olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığını, taraflar arasında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair başka bir sözleşme, mutabakat, yazışmanın da bulunmadığını, davacı tarafın borçlarını ödediğinden bahsetmediğini, huzurdaki davanın da bir menfi tespit davası olup, davacının dava konusu senetten kaynaklanan borcunu ödemediğini ve dava konusu senetteki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, bonoların, sebepten mücerret borç senetleri olmasına rağmen, davacının iddiaları doğrultusunda deliller toplanarak araştırma yapıldığını, senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü bu ilişkinin varlığını ispat yükü altında olduğu gözetilmeksizin, hukuka aykırı gerekçelerle davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiğini, kötü niyet tazminatının şartlarının da oluşmamasına rağmen davalı/alacaklının ayrıca tazminata mahkum edilmesinin kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sunulan ve re’sen bulunacak sebeplere binaen istinaf isteminin kabulüne, Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına, haksız davanın reddine, davacının %50 den az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzanın sahte olduğunu iddia ettiği, akabinde yargılama aşamasında davalının yukarıda yazılı sözleşmede geçen (Not: 100.000,00-TL’lik No:1 nolu senet) şeklindeki parafın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, davacının kendisi tarafından davalıya verilmiş bir teminat senedi iddiasını bu sözleşmeyle kanıtladığı, bu durumda ispat yükünün yer değiştirerek sözleşmede konu edilen senedin takip konusu senet olmadığını, bu iddiayı ileri süren davalı tarafın ispatlaması gerektiği, bu konuda davalı iki ayrı senet olduğunu savunmuş ise de dosyaya herhangi bir senet sunmadığı, bunun dışında sahibi, olduğu dava dışı … Peyzaj Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’nin davacıya verdiği borç para nedeni ile dava konusu bononun düzenlendiğini savunduğu, fakat dava dışı şirketin sözleşmenin tarafı olmadığı, bu sebeple dava dışı şirket tarafından davacıya yapılan ödemeler ve bu kapsamda yapılan para havalesine ilişkin banka dekontunun davacıyı ancak dava dışı şirkete karşı borçlu kılacağı, davalıya karşı bir borcun varlığına dair bir delil olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda davalı tarafın davacının kendisine olan borç sebebiyle senedi verdiğini ispat edemediği, davacının da davalıya söz konusu senetten dolayı borçlu olmadığının kabulü gerektiği, ayrıca davalının teminat senedi olduğunu bilerek bu senetten dolayı icra takibi başlatmasının iyi niyetli bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği, buna yönelik mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, bu doğrultuda ilk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 72 maddesi gereğince, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, İcra ve İflas Kanun (İİK) 72
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.