Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/8080 E. 2023/1829 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8080
KARAR NO : 2023/1829
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/25 E., 2017/20 K.
KARAR : Kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki Kadastro Tespitine İtiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili ile davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Konya ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca 2010 yılında yapılan kadastro sırasında, 255 ada 28 parsel sayılı 18,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, havuz ve bahçesi vasfıyla, eşit paylarla … (… oğlu), … (… oğlu), … (… oğlu), … (… oğlu), … (… oğlu) ve … (… oğlu) adına; 255 ada 29 parsel sayılı 454,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, havuz ve bahçesi vasfıyla, eşit paylarla … (… oğlu) ve … (… oğlu) adına; 260 ada 7 parsel sayılı 1.554,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe vasfıyla … adına; 260 ada 8 parsel sayılı 1.404,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla, … (… oğlu) adına; 263 ada 11 parsel sayılı 2.437,83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla, … (… oğlu) adına; 264 ada 1 parsel sayılı 1.708,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla … (… kızı) adına; 264 ada 2 parsel sayılı 151,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla … (… oğlu) adına; 265 ada 1 parsel sayılı 630,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla, … (… oğlu) adına; 267 ada 1 parsel sayılı 322,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla, … (… oğlu) adına; 267 ada 7 parsel sayılı 401,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla, eşit paylarla … (… oğlu) ve … (… oğlu.) adına ve 268 ada 70 parsel sayılı 5.364,59 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla, eşit paylarla … (… oğlu) ve … (… oğlu) adına tespit edilmiştir.

2. Davacı … vekili dava dilekçesiyle; Konya ili … ilçesi … Mahallesi 255 ada 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazların babasından kendisine intikal ettiğini ve yaklaşık olarak 40 yıldan fazla bir süredir taşınmazlara zilyet olduğunu, babasından intikal eden 263 ada 11, 264 ada 2, 265 ada 1, 267 ada 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazların kendisi ve kardeşleri adına tespit edilmesi gerekirken yeğenleri adına tespit edildiğini ileri sürerek, 255 ada 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazların kadastro kaydının düzeltilerek tam hisse olarak adına kaydının yapılmasına, 263 ada 11, 264 ada 2, 265 ada 1, 267 ada 1 ve 267 ada 7 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili yapılan kadastro tespitinin iptali ile anılan taşınmazların davalılar …, …, … ve kendisi adına eşit hisselerle tesciline karar verilmesi istemiyle dava açtıktan sonra, yargılama sırasında, 11.08.2017 tarihli 34. celsede, dava konusu 260 ada 7, 8, 263 Ada 11, 264 ada 2, 265 ada 1, 267 da 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davasından feragat ettiğini beyan etmiştir.

3. Bozkır Kadastro Mahkemesi’nin 2013/26 Esas, 2014/39 Karar sayılı birleşen dosya davacısı … dava dilekçesiyle; Konya ili … ilçesi … Mahallesi 253 ada 11, 260 ada 7, 8, 265 ada 1, 264 ada 1 ve 2, 267 ada 1 ve 2 parsel sayıl taşınmazların murisi olan babası …’den intikal ettiğini belirterek, kadastro tespitlerini iptali ile taşınmazların miras payları oranında adlarına kayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açtıktan sonra, yargılama sırasında 11.08.2017 tarihli 34. celsede, çekişmeli 253 ada 1, 260 ada 7, 8 ve 263 ada 11 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davasından feragat ettiğini beyan etmiş ve bu dava dosyası eldeki dosya ile birleştirilmiştir.

4. … (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi’nin 2013/26 Esas, 2014/39 Karar sayılı birleşen dosya davacısı … dava dilekçesiyle; Konya ili … ilçesi … Mahallesi çekişmeli 260 ada 8 parsel sayılı taşınmazın babasından miras intikal etmediğini, yaklaşık olarak 50 yıldır taşınmaza zilyet olduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tescili istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında dava dosyası eldeki dosya ile birleştirilmiştir.

5. Bozkır Kadastro Mahkemesi’nin 2014/30 Esas, 2014/120 Karar sayılı birleşen dosya davacısı … dava dilekçesiyle; Konya ili … ilçesi … Mahallesi 268 ada 70 parsel sayılı taşınmazın kendisinin zilyetliğinde bulunmasına rağmen kardeşi olan … ile birlikte adlarına tespit edildiğini belirterek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış; birleştirme kararından önce yapılan yargılama sonunda Mahkemece, 268 ada 70 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit tarihinde davacı … yararına 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş ve bu karar, davalı …’ ün temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 03.12.2013 tarihli ve 2013/751 Esas, 2013/20831 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, öncelikle tarafların babası olduğu belirtilen …’e ait verasete esas açık nüfus kayıtlarının Nüfus Müdürlüğünden getirtilmesi, akabinde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, kime ait olduğu, dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı …’ten mi geldiği, yoksa davacı tarafından imar ihya yoluyla mı kazanılıp kazanılmadığı, kısaca taşınmazın ortak miras bırakan …’ten mirasçılarına kalan tereke malı olup olmadığı, taşınmazın kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgilerin alınması, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık oluşması halinde bu çelişkinin duraksamasız giderilmesi, somut olayda dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı …’ten kaldığı saptandığı takdirde bu kez paylaşma olgusunun araştırılması, bu cümleden olarak kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlı olduğu gözetilerek yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazlarının hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiğinin tereddütsüz olarak belirlenmesi, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınması, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümünün taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişkinin giderilmesi, mirasçılar arasında, aynı nitelikte Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirilmesi gerektiğniin düşünülmesi, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak söz konusu bu hükümlerin de gözönüne alınması, özellikle, sözü edilen taşınmaz yada taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönünün üzerinde durulması, dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı …’ ten kalmadığı, tereke malı olmadığı veya ortak miras bırakan …’ten kalmış olsa bile mirasçıları arasında usulüne uygun olarak paylaşıldığı sonucuna varıldığı takdirde, bu kez yöntemince zilyetlik araştırması yapılarak dava konusu taşınmaz üzerinde davacı … yararına müstakilen 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuş olup, bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında dava dosyası eldeki dosya ile birleştirilmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde; taşınmazını, annesinin ve kayınbabası olan Süleyman Gökbelen’in, babası … Gökbelen’e verdiğini, taşınmaza 30 yıldır zilyet olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı … cevabında; taşınmazın kendisine ve diğer davalılara ait olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

3. Davalı … cevabında; davacının dava konusu ettiği 255 ada 28 parselde yer alan havuzda hakkı bulunduğunu, taşınmazda kendisi ile birlikte …, … ve …’ün hakkı olduğunu, taşınmazın yanlızca davacıya ait olmadığını, davacının açmış olduğu diğer yerlerde kendisinin hakkı bulunmadığını savunmuştur.

4. Davalı … cevabında; dava konusu 255 ada 28 parsel sayılı taşınmazlarda yer alan suda ve su havuzunun bulunduğu yerde davacının, kendisinin, … oğlu İbrahim’in, …’ün ve …’ ün hakkı bulunduğunu, davacının dava konusu ettiği diğer yerlerde kendisinin hakkını bulunmadığını savunmuştur.

5. Davalı … cevabında; davacının dava konusu ettiği yerlerde kendisinin hakkı bulunmadığını savunmuştur.

6. Bozkır Kadastro Mahkemesi 2013/26 Esas, 2014/39 Karar sayılı birleşen dosya davalısı … cevap dilekçesinde; taşınmazın kendi babasına ait olup mirasçılar arasında yapılan taksimle kendisine verildiğini ve taşınmaza 35 – 40 yıldır zilyet olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

7. Birleşen dosya davalısı … cevap dilekçesinde; taşınmazı, annesinin ve kayınbabası olan …’in, babası … ‘e verdiğini, taşınmaza 30 yıldır zilyet olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

8. Birleşen dosya davalısı … cevap dilekçesinde; taşınmazın babasından kendisine kendisine intikal ettiğini ve taşınmaza 50 yıldır zilyet olduklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

9. Birleşen dosya davalısı … cevabında; murisleri olan babalarından intikal eden taşınmazların taksim edildiğini, taksim sonucunda, davacı …’e 255 ada 30, 260 ada 9, 267 ada 4, 268 ada 33 parsellerin, davacı …’e 29 ada 255, 5 ada 260, 267, 33 ada 268 parsellerin, …’e 267 ada 3 parselin, Hatice Başaran’ın eşi …’a 268 ada 33 ve 272 ada 13 parsellerin ve …’ya 268 ada 33 parselin verildiğini belirtmiştir.

10. Birleşen dosya davalısı …; taşınmazın babasından kendisine intikal ettiğini ve 25 yıldır kendisinin zilyet olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

11. Birleşen dosya davalıları … ve … cevaplarında; babalarından mirasçılarına intikal eden taşınmazların mirasçılar arasında taksim edildiğini savunmuşlardır.

12. … (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi’nin 2013/26 Esas, 2014/39 Karar sayılı birleşen dosya davalısı … cevabında; taşınmazın yanlışlıkla adına tespit edildiğini, taşınmazın kardeşi olan davacıya ait olduğunu belirterek, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

13. Bozkır Kadastro Mahkemesi’nin 2014/30 Esas, 2014/120 Karar sayılı birleşen dosya davalısı … cevap dilekçesinde; taşınmazın babalarından intikal ettiğini ve taşınmaz üzerinde tüm mirasçıların paylarının bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararlıya; dava konusu taşınmazların tarafların ortak mirasbırakanı …’ten kaldığının anlaşıldığı, davacı …’ün dava konusu 255 ada 28 ve 29, 263 ada 11, 264 ada 2, 265 ada 1, 267 ada 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar hakkında dava açtığı ancak keşif sırasında 263 ada 11, 264 ada 2, 265 ada 1, 267 ada 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasından vazgeçtiği, davacı …’ün dava konusu 253 ada 11, 264 ada 1 ve 2, 265 ada 1, 267 ada 1, 260 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar hakkında dava açtığı ancak keşif sırasında 260 ada 7 ve 8, 263 ada 11 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasından vazgeçtiği, davacı … lehine dava konusu 255 ada 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazlar yönünden zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, davacı …’ün ise feragat ettiği taşınmazlar haricindeki diğer taşınmazlar yönünden iddialarının sübut bulmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, dava konusu 255 ada 28 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişinin 27.07.2017 tarihli raporunda ve ekli krokide gösterilen 118,82 metrekarelik kısmının havuz ve bahçesi vasfıyla ve 255 ada 29 parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli raporda gösterilen 454.42 metrekarelik kısmının bahçe vasfıyla davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, 260 ada 7 ve 8, 263 ada 11, 264 ada 2, 265 ada 1, 267 ada 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara açılan davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 253 ada 11 parsel sayılı taşınmaza karşı açılan dava hakkında … İlçesi … Mahallesinde bu ada ve parsel numarası altında herhangi bir taşınmaz olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 264 ada 1 parsel sayılı taşınmaza karşı açılan davanın sübut bulmadığından reddine, taşınmazın aynı tarihli bilirkişi raporunda ve ekli krokide 264/1 = 1A+1B = 1.708.73 metrekarelik taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 268 ada 70 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile aynı tarihli bilirkişi raporunda 5.364,59 metrekarelik kısmının tarla vasfıyla davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, süresi içinde davacı … vekili ve davalı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının 263 ada 11, 264 ada 2, 265 ada 1, 267 ada 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davası yönünden feragat nedeniyle red kararı verilmiş ise de keşif sırasında yakın akrabalarının baskıları sebebiyle bu şekilde beyanda bulunduğunu, ancak sonradan davalıların anlaşmayı kabul etmediklerini, bu nedenle davacının iradesinin fesada uğratılarak yanıltıldığını, davacının bu parsellerle ilgili davasından gerçekte feragat etmediğini, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davacı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; gerekçeli kararın tebliğinden sonra, gerekçeli kararın 12 inci fıkrasının değiştirilerek farklı bir karar oluşturulduğunu, birleşen dava dosyaları olmasına rağmen karar başlığında davacı ve davalıların isimlerinin düzgün bir şekilde gösterilmediğini, birleşen dosya davalısı …’ün karar başlığında gösterilmediğini, yargılama giderleri ve harçlar yönünden kabul ve red durumlarına göre tarafların sorumlu olduğu tutarların gösterilmediğini, birleşen dava dosyaları yönünden davalı taraf lehine ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, Bozkır Kadastro Mahkemesi’nin 2013/25 Esas sayılı dosyası yönünden; 263 ada 11, 264 ada 2, 265 ada 1 parsel yönünden verilen kararın doğru olduğunu, ancak lehlerine yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 267 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden red kararı verildiği için … ve … adına tesciline karar verilmesi ve lehlerine yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 267 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden red kararı verildiği için … adına tescil karar verilmesi ve lehlerine yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Bozkır Kadastro Mahkemesi 2014/30 dosyası yönünden; 268 ada 70 parsel hakkında verilen kararın doğru olduğunu, ancak lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediğini, Bozkır Kadastro Mahkemesi 2014/30 dosyası yönünden; 264 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden red kararı verildiği için … adına tesciline karar verilmesi ve lehlerine yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 260 ada 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Dava, Kadastro Tespitine İtiraz istemine ilişkindir.

2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi,

3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, (III.) nolu başlık altında belirtilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verildiği gibi, karar başlığının da usul ve kanuna uygun olarak düzenlenmediği anlaşılmaktadır.

2. Şöyle ki, kadastro tespitine itiraz davalarında husumetin, tespit maliklerine, tespit maliklerinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun yargılamanın her safhasında İlk Derece Mahkemesince re’sen dikkate alınması gerekir.

4. Somut olayda; çekişmeli 255 ada 28 parsel sayılı taşınmazın bir kısım tespit maliklerine husumet yöneltilmek suretiyle dava açılmış olup, tespit maliklerinden … ve …’ ün davada taraf olarak yer almadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.

5. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davacı …’ e, davasını, dava konusu 255 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki … ve …’e, ölü olmaları halinde mirasçılarına yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, anılan davalılardan savunma ve delilleri sorulup saptanmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

6. İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi; kabule göre de, birleşen dosya davacıları …, … ve … ile asıl ve birleşen dava dosyalarındaki davalılarının tamamının karar başlığında gösterilmeyerek 6100 sayılı Kanun’un 297 nci maddesine aykırı şekilde karar başlığı oluşturulması ve çekişmeli 260 ada 7, 8, 263 ada 11, 264 ada 1 ve 268 ada 70 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak asılları dosya içerisinde bulunmasına rağmen, anılan parsellere ilişkin kadastro tutanakların ihya ettirilerek ikinci kez tutanak düzenlettirilmesi de isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.