YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7402
KARAR NO : 2007/7866
KARAR TARİHİ : 11.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Beldesi 2541 parsel sayılı taşınmazın yörede 13.04.1999 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin (A) ile işaretli 336.22 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline, tapunun beyanlar hanesine 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığının şerh verilmesine, kalan bölümler hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm reddedilen bölüme yönelik olarak davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman ve harita mühendisi bilirkişileri ortak raporlarında çekişmeli parselin bir kısmının orman tahdit sınırları dışında kaldığını bildirmiş, ve orijinal orman tahdit hattı üzerinde basitçe yerini göstermişlerdir. Düzenlenen kroki ise, yalnızca çekişmeli parsel ve yakın çevresindeki bir-iki orman sınır hattını göstermekte olup komşu parsellerle birlikte geniş çevreye ait bir aplikasyon yapılmadığından denetlemeye elverişli bulunmadığı, ayrıca taşınmaz ile ilgili rapor içeriğindeki açıklamalar ile memleket haritasındaki konum gösteriminin çelişkili olduğu, bu çelişki üzerinde durulmadığı, bu nedenle, hükme esas alınan rapor ve ekindeki krokinin bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüştür. Yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulumaz.
Hazine, 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. bendinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiası ile her zaman dava açabilir ve dava çekişmeli parsellerin tamamına yönelik olarak açılmıştır. Başka bir anlatımla; dava, yalnızca 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan bölüm hakkında değildir. Çünkü, ilk orman tahdidi 1942 – 1943 yıllarında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmıştır ve bu yasaya göre sadece devlet ormanları belirlenmiş olup, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşan kesinleşmiş tahdit haritaları sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yeterli değildir. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme gerek olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilmiş ormanların bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece; öncelikle, “orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapıldığından” memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenejman planı ilgili yerlerden getirtilip; önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir uzman harita mühendisinden oluşacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde yeniden yapılacak inceleme ve keşifte yörede 1943 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşmiş tahdit haritası ile 1990 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B madde haritaları ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanmalı, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 3 yada 4 orman sınır noktasını gösterir biçimde çekişmeli taşınmazların ilk tahdit haritası ve 2/B madde haritasındaki konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmalı, eğer taşınmazların tamamının veya bir kısmının tahdit sınırları dışında kaldığı saptanırsa memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenejman planı çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak sureti ile taşınmazların bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, taşınmazların bu haritalar üzerinde konumlarının gösterilmesi sağlanmalı; sonuçta kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenen yerlerin orman; 2/B uygulama sınırları içinde kaldığı belirlenen yerlerin ise, bu niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksiz inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 11/06/2007 günü oybirliği ile karar verildi.