Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/3772 E. 2023/1210 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3772
KARAR NO : 2023/1210
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/91 E., 2022/184 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı …, … ve … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı …, … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında … ili, … ilçesi, … Mahallesi, … çalışma alanında bulunan 409 ada 10 parsel sayılı 244,02 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, zilyetlik durumu net bilinmediğinden kullanıcısız olarak Hazine adına tespit edilmiştir..

2. Davacı … dava dilekçesinde; kullanım kadastrosu sırasında … iİi … ilçesi … Mahallesi … Mevkii 409 ada 10 parselde kayıtlı taşınmazın Kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını ve şahsıyla birlikte davalı … ve …’in kullanımında olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit edildiğini, ancak söz konusu taşınmazın yaklaşık 40 senedir kendi kullanımında olduğunu belirterek, bu nedenlerle dava konusu ettiği taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, kendi adına tespitine ve bu yönde şerh düşülmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Birleşen 2020/16 E sayılı dosyada davacı … dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yaklaşık 35-40 yıldır kendi zilyetliğinde ve tasarrufunda olduğunu, 35-40 yıldır aralıksız fasılasız taşınmazı kullandığını, bir başka kişinin taşınmazında hakkı ve ilgisi olmadığını ileri sürerek taşınmazın adına tespitine ve tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 11.12.2020 tarihli ve 2020/16 Esas 2020/31 Karar sayılı kararı ile dosyanın işbu dava dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

4. Birleşen 2020/17 Esas Sayılı dosyada davacı … vekili Av. … dava dilekçesinde; kullanım kadastrosu sırasında … ili … ilçesi … Mahallesi … mevkiinde bulunan 409 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve müvekkili ile bilikte davalı … ve …’in kullanımında olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit gördüğünü; ancak dava konusu taşınmazın yaklaşık 50 yıldır müvekkilinin kullanımında olduğunu ve kadimden beri tarım arazisi olarak kullandığını ileri sürerek, 409 ada 10 parsel sayılı taşınmaz hakkında yapılan kadastro tespitinin iptali ile yalnızca müvekkili adına tespit görmesine ve bu yönde tapu kaydına şerh düşülmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 19.02.2021 tarihli 2020/17 esas 20201/11 karar sayılı kararı ile dosyanın işbu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesi ile; davanın reddini savunmuştur

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kullanım kadastrosu sırasında asli zilyet olarak fiilen kullanan kişi adına şerh verilmesi gerektiği, somut olayda kullanım kadastrosu sırasında taşınmazın boş olduğu, üzerinde sürdürülen zilyetlik bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine, … ili, … ilçesi, …/… Mahallesi 409 ada 10 parselin tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili ile davacılar … ve … tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı … vekilinin istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, delillerin yeterince incelenmeden salt bilirkişi raporları doğrultusunda karar cihetine gidildiği, tanık beyanları tamamen tesbit öncesi bu taşınmazın müvekkil tarafından kullanıldığı yönünde olmasına rağmen yerel mahkemece bu durum dikkate alınmadan karar tesisine gidilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2.Davacı … vekilinin dilekçesinde; yerel mahkemece delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, dava konusu yer müvekkiline ait 1976 senesinden bu yana müvekkilinin zilyetliğinde olan bir taşınmaz olduğu iddia edilerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

3. Davacı …’in istinaf dilekçesinde özetle; kullanım kadastrosu sırasında taşınmazın boş olduğu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin bulunmadığı gerekçesinin haklı olmadığı, davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Davacıların fiiili kullanımlarını ispat edememelerine göre asıl dosya ve birleşen dosyalardaki davaların reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili ve davacı … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … vekili ve davacı …’in temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep edilmiştir. .

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların fiili kullanımının olup olmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370, 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … vekili ve … temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL’şer peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20’şer TL’nin temyiz eden davacı … ve …’den ayrı ayrı alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.