Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7060 E. 2023/1443 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7060
KARAR NO : 2023/1443
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen elatmanın önlenmesi davasında istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacıya ait 497 ada 21 parselde zeytin bahçesi bulunduğunu, davacının yaşlılığı sebebiyle 2016 yılı zeytin mahsulünü kendisi toplayamadığından, davalı …’a yarıcılık, masraf ve mahsulde ortaklık olarak adlandırılan sözleşme ile işlemesi için verdiğini ve 2016 yılı ürününün Kasım-Aralık-Ocak aylarında toplanıp paylaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşme sona ermesine rağmen her iki davalının el ve işbirliği yaparak zeytinliğe el koyduklarını, zeytinleri müvekkilin rızası dışında keserek odun edip sattıklarını beyanla, davalıların dava konusu taşınmazda hiçbir üstün hakka dayanmadan devam eden vaki müdahalelerinin men’ine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının … Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde taşınmazı 2016 yılının Ağustos ayında ortağa verdiğini kabul ettiğini, zeytin ağacının 2 yılda bir mahsul verdiğini, bir önceki yıl verim alınmadığını, bu dönemden sonra davalı …’un ağaçların imarını ve sulamasını yapıp ilacını attığını, aralarını sürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2017/648 Esas, 2018/749 Karar sayılı kararıyla; işgal olgusu netleştiğinden davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2019/909 Esas, 2020/398 Karar sayılı kararıyla; davalıların hasılat kirası sözleşmesine dayalı olarak taşınmazda kiracı sıfatıyla bulunup bulunmadıklarının kira davasında araştırılması gerektiği, mevcut davanın reddinin gerektiği belirtilerek 6100 sayılı Kanunun 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilerek davacının davasının reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 09.05.2022 tarih ve 2021/3859 Esas, 2022/3297 Karar sayılı ilamı ile “…Taraflar arasında 2016 yılına ilişkin hasılat kira sözleşmesi olduğuna dair ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı taraf söz konusu sözleşmenin iki yıl süreli olduğunu savunmuşsa da, taraflar arasında 2017 yılı sezonuna ait bir hasılat kirası sözleşmesinin bulunduğu iddia eden tarafça ispat edilememiştir. Davacının davalılara gönderdiği 11.02.2017 tarihli ihtarname ile dava konusu 497 ada 21 parsel sayılı taşınmazdaki zeytin mahsulünün toplanmamasını ihtar etmesine rağmen davalıların taşınmaz üzerinde tasarruflarına devam ettikleri, özellikle davalılar vekilinin cevap dilekçesinde de açıklandığı üzere davalı …’un ağaçların imarını ve sulamasını yapıp ilacını attığını, aralarını sürdüğünü, diğer davalı …’nın ise davalı …’un çalışanı olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesi gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların hasılat kirası sözleşmesine dayalı olarak taşınmazda kiracı sıfatıyla bulunup bulunmadıklarının kira davasında araştırılmasının gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2016 yılı için geçerli hasılat kirası olduğu uyuşmazlık dışı olduğu, davalı tarafın kira sözleşmesinin 2 yıl süreli olduğuna ve 2017 yılı sezonu için hasılat kira sözleşmesi bulunduğuna yönelik iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, zeytin yetiştiriciliğinde iki yılda bir verim alındığını kira sözleşmesinin her iki tarafın da kabulü olan dönemde verim alınmayan yıl olduğunu, verim alınacak yıl için davacının dava açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, elatmanın önlenmesi istemli açılan davada, davalı tarafın devam eden kira sözleşmesi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.