YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/752
KARAR NO : 2023/2249
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Usulden ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesat aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 1978 tarihli satım sözleşmesi ile davaya konu 175 m² arsayı satın aldığını ve üzerine 2 katlı ev yaptırdığını, müvekkilinin bu evde 36 senedir oturmakta olduğunu, çekişmeli yere yönelik davalı belediye tarafından kamulaştırma nedeniyle yıkım kararı alındığını ve davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, müvekkilinin bu ev üzerindeki mülkiyetinin tespitine karar verilmesini ve yapılan bir kamulaştırma işlemi varsa bunun ücretinin dava sonuçlanıncaya kadar depo edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Belediye vekili, müvekkilinin, dava konusu yere ilişkin kamulaştırma işleminde taraf olmadığını, yıkım işi ile alakalı olarak da idari faaliyetinin olmadığını açıklayarak husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/72 Esas, 2015/824 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarih ve 2020/2577 Esas, 2020/5661 Karar sayılı kararı ile
mahkemece, dava konusu evin bulunduğu taşınmazın kamulaştırma alanında kalıp kalmadığının araştırılması ve kamulaştırma işleminin yapılmadığının kesin olarak tespiti halinde hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerektiğinden bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilgili taşınmazda kamulaştırma işlemi yapılmadığından bahisle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; riskli alan olarak ilan edilen bölgede bulunan taşınmazların üzerindeki yapılarla beraber Hazine adına tescili ve kamulaştırılması için davaların açıldığını, davacının evinin bulunduğu taşınmazın da bu riskli alan içerisinde kaldığını, mahkemenin her ne kadar ada parsel numarası vererek dava konusu taşınmazın kamulaştırma sınırı içerisinde kalıp kalmadığını ilgili kurumlardan sormuşsa da bu hususun hatalı olduğunu, zira davacının evinin bulunduğu taşınmazın tapu kaydında imar uygulamasından önce evin davacıya ait olduğu yazılı iken imar uygulaması ile dava konusu evin bulunduğu arsanın “yol” olarak tapuya tescil edildiğini, böylece tapu üzerindeki şerhin boşa çıktığını belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK’nın 718 inci maddesi). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukuku’nda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK’nın 722, 724, 729 uncu maddeleri), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı HMK’nın 106/2 nci maddesi ) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK’nın 114/1-h, 115 inci maddesi).
3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.