YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15933
KARAR NO : 2023/1418
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/173 E., 2021/293 K.
SUÇ : 5187 sayılı Basın Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412
sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarihli ve 2015/40 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5187 sayılı Basın Kanunu’na (5187 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 18 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 50.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarihli ve 2015/40 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 2020/4515 Esas, 2021/1826 Karar sayılı ilâmıyla;
”…Sabah Gazetesi’nin 27/10/2014 tarihli nüshasının ilk sayfasında ve 8. sayfasında yayımlanan “Paralel’in En Büyük Vurgunu” başlıklı yazılar nedeniyle ilgilisi … vekili Avukat …’ın vaki düzeltme ve cevap isteminin kabulü ile tekzip metninin yayımlanmasına dair Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/11/2014 tarihli ve 2014/3984 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/12/2014 tarihli ve 2014/4470 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 18/08/2016 gün ve 6925 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/09/2016 gün ve KYB. 2016/ 349359 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmiş olup, Dairemizin 2016/13059 Esas, 2017/5902 Karar numaralı ilamı ile 19/06/2017 tarihinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi yerinde görülerek itirazın reddine ilişkin Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/12/2014 tarihli ve 2014/4470 değişik iş sayılı sayılı kararının CMK’nin 309/4-a maddesi uyarınca bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla atılı suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de,
1- Dairemizin 28.09.2020 tarihli 2020/1515 E. 2020/11589 K. sayılı kararında gerekçeleri belirtildiği üzere;
Basit yargılama usulüne dair esasları düzenleyen ve hükümden sonra (24.10.2019 tarihinde) yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı “basit yargılama usulü” başlıklı CMK’nin 251/3. maddesinin sadece bir usul hükmü olmadığı, aynı zamanda maddi ceza hukukuna dair bir hüküm olduğu, bu nedenle basit yargılama usulünün yürürlük tarihini gösteren Geçici 5/(1)-d. maddesinde yazılı “hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalar yönünden” kısmının Anayasa ve uluslararası sözleşme metinlerinde düzenlenen “suç ve cezaların kanuniliği” ve “lehe kanun” ilkelerine aykırı olduğu, Anayasa’ya ve tarafı olduğumuz temel haklara dair uluslararası sözleşmelere (ve özellikle AİHS’ye) aykırı bu durumun Yüksek Yargıtay tarafından dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla,
Mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi mecburiyeti,
2-Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 19/12/2014 yerine 18/12/2014 olarak yazılması…” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma uyarınca yapılan yargılama sonrasında İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2021/173 Esas, 2021/293 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5187 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’ un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.11.2022 tarihli ve 2021/121159 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri;
1.Haber ile katılanın kişilik haklarına saldırıda bulunduğuna, müvekkilinin FETÖ/PDY ile ilişkili gösterilerek ve bazı dayanaksız bilgiler ileri sürülerek kamuoyunda karalanmış olduğuna, söz konusu haberin basın özgürlüğü ve eleştiri kapsamında kalındığı ileri sürülse de bu iddiaların yerinde olmadığına,
2.Ankara 4.Sulh Ceza Hakimliğinin vermiş olduğu kararın isabetli olduğuna, anılan kararda, basın özgürlüğü, düşünce açıklama, haber verme ve eleştiri hususları yanında haberin gerçek ve güncel olması dayanağının gösterilmesi, haberde kamu yararın bulunması, haberin veriliş şekli ile özü arasında bağlantı bulunması ve kişilik haklarının korunması gerektiği ancak bahse konu haberde talepte bulunana ilişkin olarak çok ciddi ithamlarda bulunulmuş olmasına rağmen iddiaların doğruluğu hususunda somut bir dayanağın gösterilmediği, objektif olmayan şekilde suçlayıcı ifadeler kullanılmasının talepte bulunanın kişilik haklarının zedelenmesine neden olduğu kaanatine varıldığına, merci Ankara 5.Sulh Ceza Hakimliği de itirazı yerinde bulmayarak 08.12.2014 tarih ve 2014/4470 değişik iş sayılı kararıyla itirazı reddederek kararın kesinleştiğine, haberin basın özgürlüğü ve eleştiri seviyesinde kalmadığına, müvekkilinin FETÖ/PDY ile ilişkilendirilmiş olduğuna ayrıca mesnetsiz iddialarla şeref ve haysiyetine zarar verildiğine, haberin yapıldığı dönem müvekkilinin kamu görevlisi olduğu da göz önünde tutulduğunda lekelenmeme hakkının çiğnendiğine,
3.Yapılan haberin herhangi bir dayanağı olmamasına rağmen birçok haber sitesi tarafından Sabah Gazetesi dayanak gösterilerek haber konusu yapıldığına, katılanın, gerek görev yaptığı camiada gerek sosyal çevresinde bu tarz habere konu olduğu için maddi ve manevi yönden yıprandığına, çamur at izi kalsın mantığıyla yapılan karalamaların basın özgürlüğü ve eleştiri kapsamında değerlendirilmeyeceğinin yerleşik Yargıtay kararlarında da belirtilmiş olduğuna,
4.Anayasanın 17 nci maddesi kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı olduğunu düzenlemiş olup kişilik haklarına herhangi bir saldırı halinde bunun en kısa sürede sonlandırılmasının amaçlandığına, müvekkilinin Sabah Gazetesi sürmanşetinde FETÖ’cü ilan edildiğine ve hakkında asılsız iddiaların ortaya atılmış olduğuna, haberin en azından düzeltilmesi ve yine yayınlanması kişinin zedelenen kişilik haklarının tam karşılığı olmasa da bir nebze olsun adaletin yerini bulmuş ve toplum nezdindeki itibarının iade edilmiş olacağına, buna rağmen Sabah Gazetesinin cevap ve düzeltme yazısını yayınlamadığına ve yapılan hukuka aykırılığın devam ettiğine,
5.Somut dayanaklar olmadan yapılan ve ağır itham içeren yazıların haber niteliğini yitirmiş, adeta kişilerin onur ve haysiyetlerine yönelik yapılan saldırı niteliğinde olduğuna, müvekkilinin haberle hiçbir ilgisinin bulunmadığına, habercilik adı altında kişilik haklarına saldırıdan başka birşey olmadığına, bu tarz haberlerin yapılmasında hiçbir kamu yararının bulunmadığına ve açıkça iftira niteliğinde olduğuna,
6.Haber ile müvekkilinin kişiliğinin küçük düşürüldüğüne, 5187 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca Ankara 16. Noterliği tarafından gönderilen ihtarnameye rağmen cevap ve düzeltme yazısı yayınlanmadığına, süresinde Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesine başvurulduğuna, 10.11.2014 tarih, 2014/3984 D. İş. sayılı karar ile talep kabul edilerek tekzibin yayınlanmasına karar verildiğine, yapılan itirazın da Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.12.2014 tarih ve 2014/4470 Değişik İş sayılı kararı ile reddedildiğine, kararın 15.12.2014 tarihinde gazeteye tebliğ edildiğine ancak sonraki üç gün içinde ve 18.12.2014 tarihinde düzeltme ve cevap yazısı yayımlanmayarak 5187 sayılı Kanunun 18 inci maddesine aykırı davranılmış olunduğuna,
7.Yargıtay ilamında ”…Basit yargılama usulüne dair esasları düzenleyen ve hükümden sonra (24.10.2019 tarihinde) yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı “basit yargılama usulü” başlıklı CMK’nin 251/3. maddesinin sadece bir usul hükmü olmadığı, aynı zamanda maddi ceza hukukuna dair bir hüküm olduğu, bu nedenle basit yargılama usulünün yürürlük tarihini gösteren Geçici 5/(1)-d. maddesinde yazılı “hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalar yönünden” kısmının Anayasa ve uluslararası sözleşme metinlerinde düzenlenen “suç ve cezaların kanuniliği” ve “lehe kanun” ilkelerine aykırı olduğu, Anayasa’ya ve tarafı olduğumuz temel haklara dair uluslararası sözleşmelere (ve özellikle AİHS’ye) aykırı bu durumun Yüksek Yargıtay tarafından dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla, Mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi mecburiyeti…” ifadelerine yer verilmiş olunmasına karşın, yerel mahkemenin Yargıtay ilamına uymadığına ve ilamdan sanki sanığın beraat etmesi gerektiği sonucuna varmış ve sanık hakkında beraat kararı vermiş olduğuna,
8.Kararın açıkça hukuka aykırı olduğuna,
9.Re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine, ilişkindir.
III.OLAY VE OLGULAR
1.Katılan vekilinin, Sabah Gazetesinin 27.10.2014 tarihli nüshasında yer alan haber nedeni ile katılanın kişilik haklarının ihlal edildiğini gerekçesi ile hazırlamış olduğu düzeltme ve cevap yazısı, Ankara 16. Noterliğinin 31.10.2014 tarih ve 25916 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile birlikte 04.11.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
2.Katılan vekilinin, anılan tebliğ işlemine rağmen süresi içerisinde düzeltme ve cevap metninin yayımlanmadığı belirtilerek yayımın yapılmasına yönelik talebi uyarınca, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/3984 Değişik İş sayılı kararı ile katılan vekilinin talebinin kabulüne ve düzeltme ve cevap metnin yayımlanmasına karar verilmiştir.
3.Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/3984 Değişik İş sayılı kararına yönelik itirazın ise merci Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.12.2014 tarihli ve 2014/4470 değişik iş sayılı kararı ile kesin olarak reddine karar verildiği görülmüştür.
4.Merci Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.12.2014 tarihli ve 2014/4470 Değişik İş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığının 18.08.2016 tarihli ve 6925 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2016 gün ve KYB-2016/349359 sayılı ihbarnamesi ile Yargıtay’a gönderilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesi’nin 19.06.2017 tarihli ve 2016/13059 Esas, 2017/5902 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi yerinde görülerek itirazın reddine ilişkin Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.12.2014 tarihli ve 2014/4470 Değişik İş sayılı sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’ un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2021/173 Esas, 2021/293 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.