YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/123
KARAR NO : 2023/1603
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında yeniden kurulan hükümle davanın kabulüne dair verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin … Mahallesi 39662 ada 2 parsele kayıtlı taşınmazın hissedarı olduğunu, müvekkili idarenin ilgili birimlerce yapılan araştırmalar neticesinde dava konusu parselde bir kısım hisselerin davalılara satıldığının tespit edildiğini, satış işlemlerinin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiğini, müvekkili idarenin önalım hakkına sahip olduğunu bu sebeplerle müvekkili idareye önalım hakkı tanınarak dava konusu taşınmazın tapuda idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini savundular.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/467 Karar sayılı kararıyla; “…davacı vekiline 7.372.050,00 TL bedeli depo etmek üzere 1 aylık kesin süre verilmesine karar verildiği, duruşma zabtına (kesin sürenin sonuçları hatırlatıldı. Verilen kesin süre içerisinde yerine getirilmediği takdirde davanın reddine karar verileceği hususu ihtar edildi)” şeklinde davacı vekiline depo bedelinin bütün ayrıntıları ile miktarı da yazılmak suretiyle ihtarat yapıldığı ve kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı, ancak kesin süreye rağmen belirlenen bedelin depo edilmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili katıldığı oturumda; ara kararında belirlenen bedeli depo etmediklerini, önceki beyanlarını tekrarla tapudaki satış bedeli üzerinden depo kararı verilmesini talep etmişse de dava dilekçelerinde ve duruşma sırasındaki taşınmazın keşfen belirlenecek bedelini yatırmaya hazır olduklarına ilişkin beyanları karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak kabul edilmiş ve bu talepleri kabul edilmeyerek…” davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2019 tarihli ve 2019/1831 Esas, 2019/1684 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafından 10.000,00 TL üzerinden dava açılıp, keşfen belirlenecek değer üzerinden harcın tamamlanacağı belirtilmişse de, belediyenin vekile verdiği vekaletnamede davayı kabule ya da bedel arttırılacağına ilişkin yetki verilmediğinden beyanını bedelde muvazaa olarak kabul etmek gerekeceği, dava dilekçesinde değerin az gösterilmesinin bedelde muvazaa iddiasına bir karine olduğu, keşifte satış bedelinden az miktar olursa bunun kabul edileceği, aksi durumda satış senedindeki bedelin kabul edildiği gerekçeleriyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın resmi senetteki bedeller üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 29.04.2019 tarih ve 2018/2021 Esas, 2019/3713 Karar sayılı ilamında; taleple bağlılık ilkesine aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
B. Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesini 24.09.2019 tarih ve 2019/1831 Esas, 2019/1684 Karar sayılı ilamı ile direnme kararı verilmiştir.
C. Direnme Kararı Üzerine Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk genel Kurulu, 08.03.2022 tarih, 2020/(14)7-77 Esas 2022/271 Karar sayılı ilamı ile; “…usulî kazanılmış hak kurumu ve taleple bağlılık ilkesi birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin keşfen belirlenecek değer üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğine ilişkin beyanının davacıyı bağlayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davacı tarafa önalım bedelini depo etmesi için usulüne uygun süre verilmiş olmasına rağmen önalım bedelinin depo edilmediği anlaşılmakla davanın reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle Dairemiz bozma kararı gibi direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyizi; dava dilekçesinde ve sonraki aşamalarda ileri sürdüğü nedenlerle birlikte tapudaki satış bedelleri üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekilleri; Keşifte belirlenen miktar, dava değeri olduğundan, bu değer üzerinden eksik harcın hükümle tamamlanması ve vekalet ücretinin belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davasında, davanın reddine ilişkin verilen kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 732, 733,734 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.