YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7353
KARAR NO : 2023/1518
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Samsun Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli bedel isteminin kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; vekil edenlerinin murisi … ile davalıların murisi Zahiret Aydın’ın (tashih ile …) kardeş olduklarını, dava konusu 225 ve 237 parsel sayılı taşınmazların tarafların murislerine babaları İshak Taşan’dan miras olarak kaldığını, Zahiret’in 20.03.1971 tarihli senet ile dava konusu taşınmazlardaki hisselerini kardeşi Şükrü’ye sattığını, Medeni Kanun’un 677 nci maddesine göre yazılı belgenin yeterli olduğunu açıklayarak; davalıların dava konusu parsellerdeki hisselerinin iptali ile vekil edenleri adına tesciline, mümkün olmaz ise senet bedelinin günümüz koşullarına uygulanarak dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, vekil edenlerinin murisi tarafından davacıların murisine dava konusu senedin verilmediğini, senedi kabul etmediklerini, Zahiret diye bir kişinin de olmadığını, taşınmazların vekil edenlerinin murisi Rabia’nın annesi Vahide’den kaldığını, yazılı şeklin yeterli olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2019 tarih ve 2013/267 Esas, 2019/11 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2019/2000 Esas, 2019/2337 Karar sayılı kararıyla; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.06.2021 tarih ve 2019/6668 Esas, 2021/4603 Karar sayılı ilâmında; “… davacıların miras payı devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır. Davacılar vekili, terditli talep olarak bedel isteğinde bulunmuştur… satış senedinde yer alan bedelin, denkleştirici adalet kuralları gereğince TEFE-ÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması ondan sonra davacılar vekilinin bedel isteği konusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda davacılar ve murislerinin zilyet oldukları, zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı ve bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak hazırlandığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli bedel isteminin kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili özetle;
a. Tapu iptali ve tescil taleplerinin reddi kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,
b. Tespit edilen bedelin denkleştirici adalet ilkesine aykırı olduğunu,
c. Bilirkişi kurulunun asgari ücrete ve memur maaşına göre yaptığı hesaplamanın doğru olmadığını,
d. Denkleştirici adalet ilkesini gerçekleştirilebilmek için sepette bir üst, bir orta, bir düşük değerin hesaplamalara dahil edilmesi gerektiğini,
e. Bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını,
f. Tespit edilecek zararın temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmelerine rağmen bu taleplerinin değerlendirilmediğini,
g. Taleplerinin belirsiz alacak olduğu ve fazlaya dair hakların da saklı tutulduğu hâlde talep gibi karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekili özetle;
a. Cevap dilekçesinde açıkça 20.03.1971 tarihli senedin kabul edilmediğini,
b. Dosya kapsamında bulunan 20.03.1971 tarihli adi senet üzerinde bulunan imzaların, imza atan şahıslara ait olup olmadığının araştırılmadığını,
c.Tazminat talebinin de reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, miras payının devrine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. TMK’nın 677/1 inci maddesi gereğince, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.
3. Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hâle getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Buna göre, davacı tarafından bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.