Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/7689 E. 2023/1553 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7689
KARAR NO : 2023/1553
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 14.03.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan 21.05.2015 tarihinde tutuklandığını, 19.06.2015 tarihinde tahliye edildiğini, 30 gün tutuklu kaldığını, davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiğini, kararın 27.12.2017 tarihinde kesinleştirilerek daha sonraki bir tarihte davacıya tebliğ edildiğini, üç aylık süre içerisinde davayı açtıklarını, davacının . ve …’da … yapan; . Süt A.Ş., . Döviz A.Ş. ve. İnşaat A.Ş’nin yönetim kurulu başkanı olduğunu, …’da yazlık ve lüx inşaat işleri yaptığını, diğer şirketlerin de Bolu’da önemli ticari faaliyetlerde bulunan şirketler olup, kendisinin de tanınmış ve saygın bir işadamı olduğunu, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu şirketlere ait gayrimenkul, konut ve villaların satış döneminde tutuklanması nedeniyle gerekli satışların yapılamadığı ve bu nedenle şirketlerin kredi kullanmak zorunda kaldığını, bu itibarla şirketlerin kredi kullanmak zorunda kaldığı için ciddi anlamda faiz ödeyerek zarara uğradığını, ayrıca satış mevsiminin kaçırılması nedeniyle bu zararın yaklaşık bir yıl süre ile devam ettiğini, tutuklu kaldığı Mayıs ve Haziran aylarının inşaat sezonunun en yoğun olduğu taleplerin ve satışların revaçta olduğu günler olup bu günlerde tutuklu kalmasının işlerin akamete ve sekteye uğramasına ve planlanan … programının ve şirket işlerinin tamamen tersine dönmesine ve zarara sebebiyet verdiğini, bu nedenle 50.000,00 TL maddi tazminatın ve davacının uğradığı itibar kaybı ve manevi üzüntü nedeniyle 2.000.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 14.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içinde açılıp açılmadığının tetkiki ile süresi içinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davacının gözaltına alınması ve devamı işlemlerlede devlete izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığından ve dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar ile davacının gözaltına alınması arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, talep edilen maddi-manevi tazminata ilişkin olarak hükmolunan tazminatın zenginleşmeye neden olmaması kuralının göz ardı edilmemesi gerektiğini ve davanın kısmen dahi kabulüne karar verilmesi halinde davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesini gerektiğini beyan etmiştir.

3. Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2018/153 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/593 Esas, 2019/735 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddini talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğine, manevi tazminatın eksik olduğuna ve vekalet ücretinin hatalı hükmedildiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının hakkında yürütülen dolandırıcılık suçundan 21.05.2015 tarihinde tutuklandığı, 19.06.2015 tarihinde tahliye edildiği, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan hakkında … 9. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı ve hakkında açılan kamu davasından beraat ettiği, beraat kararının 07.12.2017 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihinin davacıya tebliğ edilmediği, davacının 14.03.2018 havale tarihli dilekçesi ile tazminat davası açtığı, davanın süresinde açıldığı kabul edilmiştir.

Davacı dava dilekçesinde özetle, 50.000 TL maddi, 2.000.000 TL manevi olmak üzere toplam 2.050.000 TL’nin faizi ile birlikte kendisine verilmesini talep etmiştir.

Maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede, davacının tacir olması nedeniyle … ve . Vergi Dairesi Müdürlüklerinden 2015 yılında şahsi veya kurumlar vergisine tabi olup olmadığı ve 2015 yılında beyan ettiği yıllık geliri sorulmuş, . Vergi Dairesi Müdürülüğünce davacının 2015 yılında 320.207,07 TL gelir vergisi matrahının bulunduğu bildirilmiştir. Davacı hakkında sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırılmıştır. Davacının talebi konusunda bilirkişi raporu aldırılmış, bilirkişi davacının tutuklu kaldığı süre nedeniyle 5.000 TL maddi zararının bulunduğunu bildirmiştir. Davacı vekili ise bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmuş ve davacının aylık kazançlarına ilişkin belgeleri mahkemeye sunmuştur. Bu belgelerde yapılan incelemede davacının tutuklu kaldığı sürelerde de gelirinin devam ettiği, ödemelerini tam olarak aldığı anlaşılmıştır. Bunun yanında davacı, dilekçesinde belirttiği kredilere ve villa satışı yapılamadığına ilişkin herhangi bir belge ibraz etmemiştir. Bu doğrultuda her ne kadar davacı tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davacının tutuklu kaldığı bir aylık sürede şirketlerinden hak ettiği ödemeleri almaya devam ettiği, bu bakımdan herhangi bir zararının bulunmadığı, villa ve gayrimenkul satışı yapılamadığına dair herhangi bir belge ibraz edilmediği gibi aksi düşünülse dahi bu hususun davacının tutuklu kalması ile doğrudan bir alakasının olduğunun da söylenemeyeceği anlaşıldığından, haksız tutukluluk nedeniyle maddi bir zararı olmayan davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede, davacının manevi tazminata yönelik talebinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği yerinde olduğu kanaatine varılmış ve talebinin kısmen kabulüne hükmedilmiştir. Davacının hürriyetinin tahdit edildiği süre göz önünde bulundurularak; davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutuklulukta geçirilen süre, olayın cereyan tarzı, davacının yargılandığı suçun niteliği, gözaltında kalınan süre içerisinde duyulan manevi ızdırap ve acı, hak ve nesafet kuralları ile hükmolunacak tazminat miktarının zenginleşme sonucunu doğurmaması gerektiğine ilişkin tazminat hukuku ilkesi ve yerleşik yargı içtihatları da dikkate alınarak 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş ve dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesi nedeniyle bu yönde karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarının 5.000,00 TL’ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan … 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/313 Esas – 2016/447 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının nitelikli dolandırıcılık suçundan 21.05.2015 – 19.06.2015 tarihleri arasında 29 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 07.12.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve tazminat talep edilebilmesi bakımından kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

2. Davacının tutuklu kaldığı dönemde yönetim kurulu başkanı olduğu şirketlerden maaşlarını almaya devam ettiği ve tutuklu kalması nedeniyle gayrimenkul satışı yapamadığına ilişkin talebinin gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, davacının maddi tazminat talebinin reddine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

3. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

4. 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşıldığından davacı lehine hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan vekalet ücretinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten az olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/593 Esas, 2019/735 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.