YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16689
KARAR NO : 2023/2887
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/880 E., 2022/444 K.
SUÇ : 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’na (1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu) muhalefet
HÜKÜM : Önödeme nedeniyle düşme
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2016 tarihli ve 2014/207 Esas, 2016/89 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’na (1447 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 12 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan davada, şikayetin yasal süre içerisinde yapılmadığı gerekçesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 73 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir.
2.Anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 29.06.2021 tarihli ve 2021/2404 Esas, 2021/16176 Karar sayılı ilâmıyla; ”…Dosya kapsam ve içeriği uyarınca, suç tarihinin 29.08.2012 olduğu ve katılan vekilinin şikayetinin TCK’ nin 73. maddesinde belirtilen 6 aylık yasal süre içerisinde yapıldığı anlaşılmakla, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı hususunda gerekli tahkikat yapıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine hatalı kabul ile düşme kararı verilmesi,” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma uyarınca yapılan yargılama sonrasında Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/880 Esas, 2022/444 Karar sayılı kararı ile atılı suçun önödeme kapsamında olduğu ve sanık tarafından önödemede bulunulduğu gerekçesi ile 5237 sayılı Kanun’ un 75 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.12.2022 tarihli ve 2022/118121 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II.TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
Kararın yeniden incelenmesi talebine ilişkindir.
2.Katılan vekilinin temyiz sebepleri;
Sanığın cezalandırılması talep edilen suçun önödeme kapsamında olmadığına, buna rağmen sanık hakkında verilen düşme kararının Kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III.GEREKÇE
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’ nun 12 nci maddesinin ” Madde 12 – (Değişik fıkra: 23/01/2008-5728 S.K./343.mad) Ticari işletme sahibi işletmesini veya rehne dahil münferit unsurları alacaklının muvafakatı olmaksızın başkalarıyla değiştirir veya temlik, ayni bir hakla takyit veya alacaklıyı ızrar kastıyla tahrip veya imha ederse bu yüzden alacağını tamamen veya kısmen tahsil edemeyen alacaklının şikayeti üzerine uğranılan zararın miktarı nazara alınmak suretiyle bir yıldan beş yıla kadar hapis ve yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.
Uğranılan zarar fahiş olduğu takdirde yukarıda yazılı cezaların azamisine hükmolunur.
Ayrıca talep üzerine hakim ticari işletme sahibini, kusurunun ağırlığını gözönünde tutarak rehinle temin edilen alacak miktarına kadar munzam bir tazminata da mahkum eder.” hükmünü, 28.10.2016 tarihli ve 29871 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren ve 17 nci
maddesi ile 1447 sayılı Kanun’ u yürürlükten kaldıran 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun Müeyyideler başlıklı 16 ncı maddesinin” MADDE 16- (1) Rehin veren veya taşınırı rehin yüklü olarak devralan;
a) Rehinli varlığı bu Kanunun hilafına kullanması,
b) Borcu ödememesi hâlinde rehinli varlığın mülkiyetini devretmemesi,
c) Rehinli varlığı alacaklıya zarar vermek kastıyla tahrip veya imha etmesi,
ç) Rehinli taşınır varlığın devri ile alacağın devrini Sicile tescil ettirmemesi,
d) Sicili yanıltmaya yönelik fiillerde bulunması,
hâllerinde alacağını tamamen veya kısmen tahsil edemeyen rehin alacaklılarının şikayeti üzerine güvence altına alınan borç tutarının yarısını geçmemek üzere adli para cezası uygulanır.
(2) İlgili kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir taşınırı rehin almak suretiyle ödünç para verme işini devamlı yapan kişi, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 241 inci maddesine göre cezalandırılır.” hükmünü amir olduğu, yine aynı Kanun’ un geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…dava ve…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 11.4.2019 tarihli ve 2019/9 Esas, 2019/27 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiği anlaşılmakla; gerek suç tarihinde yürürlükte bulunan 1447 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinde yer alan düzenlemede sanık hakkında öngörülen cezanın nevi ve miktarına göre suçun önödemeye tabi olmaması gerekse sonradan yürürlüğe giren 6750 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesine yer alan suçun uzlaştırma hükümlerine tabi olması nedeni ile 5237 sayılı Kanun’ un 75 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca önödemeye tabi olmamasına karşın, sanık hakkında önödeme nedeni ile düşme kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/880 Esas, 2022/444 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.