Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/1366 E. 2006/2278 K. 23.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1366
KARAR NO : 2006/2278
KARAR TARİHİ : 23.02.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.10.2004 gün ve 2004/3979-9873 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı … tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro sırasında Hazine adına tespit edilen … Köyü 127 ada 200 sayılı parselin içerisinde 2000 m2’lik bölümünün tapuda kayıtlı olduğu iddiasıyla Kadastro Mahkemesinde açtığı dava görevsizlik kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece 30/05/2002 gün ve 2001/536 – 188 sayılı kararda “davanın kabulüne, krokide (A) ile işaretli 2000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline” dair verildiği kararın Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12/11/2002 gün ve 2002/6922-9116 sayılı kararı ile “Davaya konu 127 ada 200 parsel hakkında başka kişi tarafından açılan dava sonucu … Kadastro Mahkemesinin 17.12.1992 gün ve 1989/93 – 34 sayılı kararı ile taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek gerçek kişinin davasının reddine dair verilen kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.05.1994 gün ve 1993/8275 – 5271 sayılı hükmü ile onanarak kesinleştiği, anılan davanın eldeki dava açısından (güçlü delil) niteliğinde olduğu ve dava açıldığı tarihte 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde tanımlanan tapuya dayalı 10 yıllık hak düşürücü süre aşılmış bulunduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği” ne işaretle bozulduğu, mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmekle dairece onanmıştır. Bu kez davacı … kararın düzeltilmesini istemektedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1990 yılında yapılıp 12.08.1991 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dava 16/02/2001 tarihinde tapu kaydına dayalı olarak açılmış tapu iptali ve tescili ve aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasıdır.
Çekişmeli 127 ada 200 parsel sayılı taşınmaz, kadastro sırasında önce 1109 parsel olarak … niteliği ve 41500 m2 yüzölçümü ile 07/04/1989 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, ilan süresi içinde açılan dava sonucu … Kadastro Mahkemesinin 07.12.1992 gün ve 1989/93-1992/34 sayılı kararı ile devlet ormanı olduğu saptanmış Dairece onanarak 13.05.1994 tarihinde kesinleşmiştir.
Yerel mahkemece yapılan keşifte, çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, … fotoğrafında … alanı olduğu,memleket haritasında zeytinlik alan olması nedeniyle yeşil renkli alanda göründüğünü, kesinleşen orman kadastro haritasında ise 155-158
OTS hattına göre orman sınırı dışında kaldığı, 19/04/1990 tarihli orman kadastro tutanaklarındaki tarife göre … Yörük zeytinliği olarak tahdit dışında bırakıldığının davacının dayandığı Eylül 1946 tarih, 5 nolu iskan yoluyla oluşan, tapudan gelen 1975 tarih 14 numaralı 2000 m2 yüzölçümünde, 50 ağaç zeytinlik vasıflı, hududu doğu batı ve güneyi fundalık kuzeyi Kapanca yolu olan tapu kaydının davaya konu 127 ada 200 sayılı parselin içerisinde kalan 2000 m2’lik kesime uyduğu ve halen üzerinde tapu tarihi ve tapudaki ağaç miktarıyla uyumlu olarak 50-80 yaşlarında 50 adet … ağacının bulunduğu saptanmıştır.
Dava konusu taşınmaz hakkındaki, Kadastro Mahkemesinin 1989/93- 1992/34 EK sayılı, dava dosyasında, davacının … olduğu ve çekişmeli taşınmazın farklı bölümü için ve başka dava sebebine dayanılarak dava açıldığı gözlenmiş olup, anılan davada verilen kesinleşmiş kararın, eldeki dava yönünden güçlü delil olarak kabulü olanaksızdır. Ayrıca, davaya konu parselin kadastro tespit tutanağı da 13/05/1994 tarihinde hükmen kesinleştiğine göre, eldeki davanın açıldığı 16/02/2001 tarihinde henüz 10 yıllık hak düşürücü süre de geçmemiştir. Bu durumda, Yargıtay kararlarının maddi yanılgıya dayanması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğinden usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnası sözkonusudur. Dairenin 12/11/2002 gün ve 2002/6922-9116 EK sayılı bozma kararı maddi yanılgı niteliğinde olup maddi yanılgı sonucu oluşturulan gerekçeye göre verilen bozma kararı da tarafları yönünden usuli kazanılmış hak doğurmaz
O halde, sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, maddi hataya dayanan bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Ferhunda Yörük’ün karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 15/10/2004 gün ve 2004/3979-9873 EK sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA 23/02/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.