YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17408
KARAR NO : 2007/2158
KARAR TARİHİ : 22.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: “Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, önceki orman sınırlarını daraltan aplikasyon veya her ne ad altında olursa olsun sınırlama işleminin yok hükmünde olduğu, bu nedenle 1942 orman kadastrosunu yok sayan 1976 yılında yapılan çalışmaya itibar edilemeyeceği, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1/e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceğinin benimsendiği, kararda öngörülen Özel Yasaların 4753 Sayılı Çiftçiyi Topraklandırma, 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı Yasaları olduğu, gerek Hukuk Genel Kurulunun gerekse ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlıkla sürdürdükleri içtihatlarına göre, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan her türlü kayıt ve belgeler ile mahkeme ilamları yasal değerlerini yitireceği, İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde açıkça maki komisyonlarınca yapılan işlerin sadece nitelik belirleme olup, orman dışına çıkarma işlemi olmadığı, makiye ayırma işleminin orman olarak kayıtlı tapulu taşınmazı tapusuz hale dönüştürmeyeceğinin vurgulandığı, İçtihadı Birleştirme Karanının konusunun makilik yerlerde zilyetliğe değer verilip verilmeyeceğiyle de ilgili olmadığı, 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi ve buna paralel olan ve o maddenin yerine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe konulan 6831 Sayılı Orman Yasasının 11. maddesinin 4. fıkrası gereğince kadastrosu yapılıp kesinleşen devlete ait ormanların tapu dairelerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın Hazine adına tapuya tescil olunacağı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 1942 yılında kesinleşmiş olduğundan, yasanın emredici hükmü gereğince, Hazine adına tapuya tescil edilmiş olmasının gerekeceği, tapulu devlet ormanının bir bölümünün makiye ayrılması halinde o yer orman değil ve fakat cinsi makilik yer olarak ve yine Hazinenin tapulu taşınmazı olmaya devam edeceği, bu konunun Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gerekçesinin 19. paragrafında da vurgulandığı, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki makilik alanın ayrılmasının, o yeri tapusuz hale getirmeyip, sadece niteliğini değiştirdiğinden makilik cinsi ile tapulu olma halini sürdürecek ve imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, orman kadastrosunun kesinleşmesi ile taşınmazın orman niteliğiyle mülkiyet hakkının Hazineye geçeceği, kesinleşen orman kadastrosunun sonradan tapuya tescil edilmesinin mülkiyet hakkının doğumu için zorunlu olmadığı, maki komisyonlarının yaptığı işlemin, 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin öngördüğü anlamda “orman sınırı dışına çıkarma” işlemi olmayıp “makilik yer olduğunu belirleme” işlemi olduğu, zira 5653 Sayılı Yasada ve ilgili yönetmelikte tahdit
-2- 2006/17408-2007/2158
komisyonlarına orman sınırı dışına çıkartma yetkisi verilmediği, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi hükmüne göre “Yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malların, tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılamayacağı, “yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malların” hangi malları kapsadığı sayılmamışsa da, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerler ile geçerli bir işlemle makiye ayrılan yerlerin de 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi anlamında “yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar” olduğunun kabulü gerektiği, Hazine vekili tarafından dava dosyası içine konulan 7. Hukuk Dairesinin aynı köy 815 sayılı parsel hakkındaki 01.10.1998 gün 3417/4045 ve 1289 sayılı parsel hakkında verdiği 06.04.2000 gün 1370/1711 sayılı kararların da … Köyünü … Büyükşehir Belediyesi sınırları içine alındığı ve bu yerde 1981 yılında imar planının yapılıp kesinleştiğinin anlaşıldığı, yürürlükten kaldırılan 766 Sayılı Yasanın 1617 Sayılı Yasa ile değişik 33. maddesi hükmüne göre bu tür yerlerin imar-ihya yoluyla edinilemeyeceği, 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi hükmüyle, imar-ihya yoluyla taşınmaz edinme olanağı sağlanmış ise de aynı maddenin 2. fıkrası ile “il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlarda bu hükmün uygulanmayacağı, somut olaya hangi yönden bakılırsa bakılsın çekişmeli taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/1 maddesi gereğince Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 720 sayılı parselin davalı gerçek kişiler adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, daha sonra 1952 yılında 5653 Sayılı Yasa gereğince yapılan maki çalışması sırasında maki alanı içinde gösterilmiş, 1976 tarihinde 1744 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmıştır.
1991 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında çekişmeli … köyü 720 parsel sayılı 113 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle paylı olarak … … ve arkadaşları adına tarla niteliğinde tespit edilmiş, kadastro tesbitine … Genel Müdürlüğü itiraz etmiş, … Yönetiminin vazgeçmesi nedeniyle, davanın reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.01.1992 gün ve 1991/274-602 sayılı kararının kesinleşmesiyle, davalılar adına tapu kaydı oluşmuştur.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 22/02/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.