Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/15563 E. 2023/2836 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15563
KARAR NO : 2023/2836
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/468 E., 2016/364 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ordu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/468 Esas, 2016/364 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı olmak suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin son cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; dosya kapsamında bulunan tecil ve öğrenci belgelerinin suçu işlemediğine delalet ettiğine, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması kararını gerektirecek yargılama sürecine yansıyan bir davranışının bulunmadığına, adli sicil kaydında yer alan ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmayacağı anlamına gelmediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Askerlik yükümlüsü sanığın birlikte sevke tabi olduğu emsallerinin celp ve sevk tarihinin son gününe kadar sevk işlemini yaptırmadığı ve mazeretine ait belgeyi askerlik şubesine ibraz etmediği, sanığa (mülga) 1111 Sayılı Askerlik Kanunu’nun 45 inci maddesi gereğince celp ve sevkini yaptırması konusunda tebligat yapıldığı, sanık hakkında daha önce Altınordu İlçe İdare Kurulu Başkanlığı tarafından yoklama kaçağı kaldığı gerekçesiyle idari para cezası da düzenlendiği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık savunmasında özetle; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, diş protez teknolojisi bülümünü bitirdikten sonra tecil hakkını kullandığını, 2014 yılının Eylül ayında da işletme fakültesine kayıt yaptırdığını, kendisine gerekli kayıtların askerlik şubesine gönderildiğinin söylendiğini, bu sebeple herhangi bir işlem yaptırmadığını, hakkında düzenlenen idari para cezasını ödediğini, babasının 2013 yılında vefat etmiş olduğunu ve bu süre zarfında bütün ailesine baktığını beyan etmiştir.

3.Altınordu Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Başkanlığının, 29.01.2014 tarihli ve 375 Esas, 10 Karar sayılı idari para cezası kararı, idari para cezasının tebliğ edildiğine dair tebligat parçası ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan yoklama kaçağı olmak suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idari para cezası bulunması gerekmektedir.

2. Somut olayda; sanık hakkında yoklama kaçağı kabahatinden verilen Altınordu Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Başkanlığının, 29.01.2014 tarihli ve 375 Esas, 10 Karar sayılı idari yaptırım kararı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10 uncu maddesine göre öncelikle sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkartılması, ancak bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılması gerekirken doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkartılması ve bu adreste 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre 12.02.2014 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında doğrudan MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan idari yaptırım kararının tebligatının usulüne uygun olmadığı dolayısıyla sanık hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir idari yaptırım kararının bulunmadığı anlaşılmakla unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ordu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/468 Esas, 2016/364 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.