Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/3445 E. 2023/1299 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3445
KARAR NO : 2023/1299
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/901 E., 2022/201 K.
KARAR : İstinaf istemlerinin ayrı ayrı reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki Kadastro Tespitine İtiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1…. ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, 264 ada 57 parsel sayılı 255,86 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; öncesinde köy tüzel kişiliği olan davacı beldenin 1998 yılından itibaren belde tüzel kişilik kazandığını, bu taşınmazın uzun yıllardır davacı … sınırları içerisinde olup Hazineye geçecek vasıfta olmadığını, uzun yıllardır davacı … ve öncesinde de köy tüzel kişiliği hakimiyeti altında olduğunu, davalının taşınmazda bir hak ve ilgisinin bulunmadığını öne sürerek, çekişmeli 264 ada 57 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tapu kaydının ölçüm yapılarak davacı … adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle süre yönünden reddinin gerektiğini , aksi halde ise dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu ve evvelden beri Hazine mülkiyetinde bulunduğunu, taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne, dava konusu Kütahya ili … ilçesi … Mahallesi … Mevkii 264 ada 57 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 255,86 m2 yüzölçümü ile mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve davalı Hazine vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya dahilinde dinlenen tutanak bilirkişileri ve mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazın kadim zamandan beri müvekkili belediyenin tasarrufu altında olduğunu belirtmiş olmalarına rağmen mahkemece söz konusu arazilerin mera vasfına haiz olduğunun belirtildiğini, dosya dahilinde fen bilirkişisi ve ziraat bilirkişisi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda dava konusu alanın sürdürülebilir tarım arazisi vasfında olduğunu belirtildiğini, davanın kabul edilmesine rağmen tarafları lehine yargılama giderleri ve vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmediğini belirterek, bilirkişilerin de söz konusu alanın mera vasfından ziyade tarım arazisi olduğunu belirtmiş olmaları hasebi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu alanın vasfına uygun olarak davalı … adına tescil edilmesini istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alanın mülkiyetine dair davacı tarafın hakkı bulunmadığını, kararda 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 713 md. ve 3402 sayılı Kadastro Kanun’un (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddeden hareketle bu yerlerin zamanaşımı ile zilyetliğinin elde edilemeyeceği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında davanın kabulüne karar verilmesinin çelişkili olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ziraat bilirkişisi tarafından yapılan değerlendirmede hava fotoğrafları dosya içerisinde yer almasına rağmen dikkate alınmadığını, rapora itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ile kendileri adına tespiti istendiği ve mahkemece kabul kararı verilmesine rağmen taleplerine ilişkin değerlendirme yapılmadığını, kamu düzenine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24 üncü maddesine aykırı olarak ve 6100 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesine göre hâkim tarafların talebiyle bağlıdır kuralı gereğince talebi aşacak biçimde taşınmazın vasfının değiştirilmesi ve ham toprak olarak tesciline karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın özel mülkiyete tabi ve kazanmayı sağlayan ekonomik amaca uygun olacak şekilde tarım arazisi niteliği ile kullanıldığını ispat yükü üzerinde olan ve adına tescil isteyen davacı tarafça ispatlanamadığı gibi davacı kamu kurumu olup kadastro işlemi ile oluşan kaydın iptalini istemekle 3402 Sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereği lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinde, öte yandan davacı adına tescil istemi ile dava açmış ise de mera niteliğindeki taşınmazların yararlanma hakkı (intifa-ı) taşınmazın bulunduğu belde ya da köy tüzel kişiliğine ait olmakla çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince davacının tescil isteminin taşınmazın mera olarak özel siciline kaydı istemini de kapsadığını kabulde zorunluluk bulunmasına, davalı Hazine’nin ise istinaf dilekçesinde açıkça dava konusu alanın mera hükmünde olmasına karşı herhangi bir itiraz ve istinaf taleplerinin bulunmadığını bildirmesine, bu haliyle taraf iddia ve savunmaları, dinlenilen bilirkişi beyanları gözetildiğinde taşınmazın niteliğinin de kamu düzenine ilişkin bulunmamasına, yine az yukarıda açıklandığı üzere çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince mahkemece taşınmaz mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmakla verilen karar ile oluşturulan hükmün çelişkili olmamasına, sonuç olarak taşınmazın tespitteki niteliğinin değişmesine ve tarafların istinaf nedenlerine göre davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak Yerel İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; hakimin taleple bağlı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bahsedilen çoğun içinde az da vardır ilkesinin bu dava ile örtüşmediğini, zira davacının taşınmazın mülkiyetini talep ettiğini, davacının terditli dava açma imkanı varken bunu kullanmamasına ve açıkça talebi olmamasına rağmen mahkemece talepten bağımsız karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aksinin kabulü halindeyse davacının mülkiyet iddiası reddedildiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkeme kararının açık, net ve anlaşılır olmadığını öne sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Kadastro Tespitine İtiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanunu’ nun 14, 16 ve Geçici 8 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden 99,20 alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.