Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/4665 E. 2023/1128 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4665
KARAR NO : 2023/1128
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1677 E., 2021/1444 K.
KARAR : İstinaf talebinin kabulüne, davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 224 ada 1 parsel sayılı 1.269,77 m2 yüzölçümlü olarak davalı … adına tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; … ilçesi … Mahallesi 224 ada 1 parsel sayılı taşınmazın daha önce kadastro çalışmaları esnasında kadastroya tabi tutulmayarak tescil harici bırakıldığını, dava konusu taşınmazın son olarak 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi kapsamında kadastro çalışmasına tabi tutularak davalı adına tespitinin yapıldığını, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliğinin olmadığını, ham toprak vasfında olduğunu, kadastro çalışmasından kısa bir süre önce zilyetliğin ve imar ihya faaliyetlerinin başladığını, dava konusu taşınmazın bu haliyle özel mülkiyete konu teşkil etmeyen, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davalı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmediğini belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların öncesinde bir bütün halinde vekil edeninin annesi Zeynep (Ziynet) Avcı ya ait iken, 1976 tarihinde ölümünden sonra mirasçılarına kaldığını, mirasçıların birlikte arpa, buğday ekerek kullandığını, 3 yıl önce taksim yapıldığını ve taşınmazın vekil edenine düştüğünü, vekil edeninin taşınmazı iki yıl önce sera yapmak üzere terasladığını, zilyetlik süresinin eklemelerle birlikte 50 yıla ulaştığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahallinde yapılan keşif ve neticesinde alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazın yapılan teraslama çalışmasıyla eğiminin azaltıldığının, taşınmazda keşif günü eğime dik yönde bulunan alandaki toprak ve kayaların oyularak eğiminin azaltıldığının ve taştan teras yapıldığının, mevcut durumda taşınmazın boş arazi görünümünde olduğunun, geçmişe ait hava fotoğraflarının incelenmesinde parsel içerisinde bulunan ağaçların keşif günü itibariyle kesilerek alanın düzlendiğinin görüldüğünün, taşınmazda halihazırda tarımsal üretim olmadığının, hava fotoğraflarında evveliyatında taşınmazda tarımsal amaçlı terasların görüldüğünün, arazi tesviye çalışmalarının, zemin eğiminin azaltılmasının, taş terasların yapılmasının emek ve para harcanarak taşınmazda değer kazandıran faaliyetler olarak değerlendirileceğinin ancak tarımsal amaçlı imar ihyanın keşif günü itibariyle tamamlanmadığının tespit edildiği, bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerektiği, zilyet, masraf ve emek sarf etmemişse imar ve ihyadan söz edilemeyeceği, ihya edilen taşınmazın tarıma elverişli bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik ve tarla haline getirilmiş olması gerektiği, kültür arazisi niteliği kazandırılmayan bir yerin ihyasından söz edilemeyeceği, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin iktisap sağlaması için ekonomik amaca uygun olması ve 3402 sayılı Kanun’un 17 nci ve 14 üncü maddeleri ile öngörülen diğer şartları taşıması gerektiği, dava konusu taşınmaz üzerinde her ne kadar tarımsal üretime hazırlık için arazi tesviye çalışmaları, zemin eğiminin azaltılması, parselin taş ve kayalardan temizlenerek taş terasların yapılması gibi emek ve masraf sarf edilerek taşınmazın tarım arazisi haline getirilmesi yönünde faaliyetler yapılıyor ise de imar ve ihya tek başına mülkiyetin kazanılması için yeterli olmadığı kanaatine varılarak, davanın kabulü ile, dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesi 224 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahalli bilirkişi beyanlarının dikkate alınmadığını, taşınmazda çok önceleri teraslama yapıldığını, taşınmazda kaya olmasının imar ihyayı etkilemediğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, kabule göre de, Hazine adına tescil kararı verilirken davalının taşınmazda zilyet olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ziraat bilirkişi raporuna göre, esas yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu, yargılama konusu olayda, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu söz konusu olmayıp, yapılan işlem tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğundan bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde muhdesatın bulunması halinde bunun beyanlar hanesinde gösterilmesi mümkün olup, 3402 sayılı Kanun’un Ek-4 üncü maddesi kapsamı dışında tespiti yapılan taşınmazlarda beyanlar hanesine kullanıma ilişkin şerh verilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından beyanlar hanesine davalı adına kullanıcı şerhi verilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ancak mahkemece davanın kabulü kararına yönelik hüküm kurulurken, öncelikle itiraza konu olan ve doğru olmadığı belirlenen kadastro tespitinin de iptaline karar verilmesi gerektiği halde, tespit hakkında hüküm kurulmaksızın doğrudan tescil hükmü kurulmuş olunması yerinde olmayıp infazda tereddüt yaratacağından kamu düzenine aykırılık kapsamında görüldüğünden davalının istinaf başvurusunun hükümdeki kamu düzenine aykırılık nedeniyle kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesi 224 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitinin iptaline ve taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkili olan davacıya annesinden kaldığını ve uzun süredir zilyet olduğunu, teraslama ve taştan temizleme işlemlerinin taşınmazda uzun yıllardır tarım yapıldığının göstergesi olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının dikkate alınmayarak tek ziraat bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin yanlış olduğunu, dava konusu taşınmazın tarıma elverişli olduğunu, yeterli zilyetlik araştırması yapılmadığını, bilirkişi raporlarının bilimsel esaslara dayalı olmadığını, hava fotolarının açıklamalı olmadığını, müvekkilinin taşınmazda zilyet olduğuna dair şerh verilmemesinin de yanlış olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava,3402 Sayılı Kanun’un Geçici 8’inci maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraz davasıdır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 Sayılı Kanun’un Geçici 8, 14 ve 17 nci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin aşağı bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. 3402 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilirken taşınmazın niteliğinin yazılmamış olması usul ve kanuna aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin son kısmında yer alan ‘taşınmazın Maliye Hazinesine adına tesciline’ ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine ‘taşınmazın tespitteki gibi tarla niteliği ile Maliye Hazine adına tesciline’ kelimelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.03.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.