YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/540
KARAR NO : 2023/1652
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar Maliye Hazinesi vekili ve kayyım vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, terditli olarak açılan davada, tapu iptali ve tescil, kamulaştırma bedelinin davacıya aidiyetinin tespiti taleplerinin reddine, taşınmaz üzerindeki yapıların tespiti talebinin ise kabulüne, davaya konu 19 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki, 16.04.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda belirtilen tek katlı dükkan ve müştemilatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, fen bilirkişisi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 345 ada, 19 parsel sayılı taşınmazın müvekkili tarafından …’nin mirasçıları olduğunu iddia eden … ve …’ndan satın alındığını, müvekkilinin arsa niteliğindeki taşınmaz üzerine iki katlı dükkan ile sundurma inşa ettiğini, taşınmazın 26.09.1980 tarihinden günümüze kadar müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, nizasız ve fasılasız olarak 36 yıldır malik sıfatıyla zilyet olduğunu belirterek, 345 ada 19 parselde kayıtlı taşınmazın olağanüstü zamanaşımı nedeni ile tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, kamulaştırma sebebiyle tescilin mümkün olmadığı takdirde depo edilen kamulaştırma bedeline itiraz etme hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline aidiyetinin tespitine, mümkün olmadığı takdirde muhdesatın davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan Maliye Hazinesi vekili davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı … kızı Nafia’ya atanan kayyım vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yeterli ve gerekli araştırma yapılmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılardan Maliye Hazinesi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğini, taşınmazın malik hanesinde yazılı İsmail kızı Münire’nin açık kimliği, ölüm tarihi, çocuklarının doğum tarihinin belli olduğunu, diğer malikler Nafia ve Fazıl’ın da kimliklerinin belli olduğunu, İsmail kızı Münire’nin bir kısım mirasçılarının taşınmazı haricen sattıklarını kabul etmesinin tüm mirasçılar açısından hüküm doğurmayacağını, davacının dava konusu taşınmazı haklı bir nedene dayanarak elinde bulundurduğuna dair delil bulunmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince; “…davaya konusu taşınmazın 2/4 payının İsmail oğlu Fazıl, 1/4 payının İsmail kızı Münire adına, 1/4 payının ise İsmail kızı Nafia adına kayıtlı olduğu, adres ve kimlik bilgilerine ulaşılamadığı, 22/12/1961 tarihli tapulama tutanağında ise taşınmaz İsmail’in tasarrufunda iken 1330 yılında ölümü ile evlatları Fazıl, Münire ve Nafia’ya kaldığının yazılı olduğu, tapu malikinin tapu kütüğünden anlaşılmayan kişi olarak kabulüne imkan bulunmadığı, kayıt maliklerinin belli olduğu gerekçesiyle tapu kaydının iptali ve tescil talebinin reddine, kamulaştırma bedelinin aidiyetin tespiti taleplerinin reddine; taşınmaz üzerindeki tek katlı dükkan ve müştemilatın ise, davacı tarafindan meydana getirildiğinin dosya kapsamından belli olduğu” gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince doğru karar verildiğini savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil, kamulaştırma bedelinin aidiyetinin tespiti, mümkün olmazsa muhdesatın aidiyetinin tespiti istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile dava konusu taşınmaz malikinin bilinen kişi olması nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddinde bir isabetsizlik bulunmamasının, taşınmazda bulunan muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin sabit olması nedenleriyle verilen karar belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.