Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2017/24810 E. 2020/10199 K. 20.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/24810
KARAR NO : 2020/10199
KARAR TARİHİ : 20.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında iftira suçundan kurulan hüküm açısından; savunmasında “şu aşamada beni bıçaklayan kişinin Adnan Mançu olduğundan emin değilim” şeklindeki sözlerinin suçunu kabul ederek gerçeğin ortaya çıkartmasını sağlamaya yönelik olması nedeniyle tebliğnamedeki TCK.nın 269/3-a maddesinin değerlendirilmesi gerektiğine yönelik bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, kastının olmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 20.02.2020 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(K.D.)

KARŞI OY GEREKÇESİ

Sanık … hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından TCK. nın 267/1-2, 109/1. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmünün onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.
03.11.2013 günü saat 21:40 sıralarında kasten yaralama suçunun ihbarı üzerine kolluk kuvvetlerince olay mahalline intikal edildiği ve yaralı …’nın devlet hastanesine intikalinin sağlandığı ve sorulduğunda kendisini yaralayan kişinin … olduğunu beyan ettiği, …’nın aynı gün saat 22:45 de alınan ifadesinde evinden çıkarken aralarında husumet bulunan …’nun bıçakla baldırından yaraladığını eşini arayarak polise haber vermesini istediği ve saat 21:43’te 11 Acil Servis’in arandığı adli muayene raporuna göre …’nın sağ bacak lateral bölgede en küçüğü 0,3 mm en büyüğü 30 mm derinlikte 12 adet kesici-delici alet yarası olduğu tespit edilmiştir.
Kasten yaralama suçunun şüphelisi … suçlamayı kabul etmemiş olay saatinde evinde bulunduğunu beyan etmiş ve gözaltına alınmıştır.
Sanık …’ya ait 03.11.2013 tarihli rapora göre sağ bacak lateral bölgede en küçüğü 0,3 mm en büyüğü 30 mm derinlikte 12 adet taze kesi mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın konutunun bulunduğu yerde güvenlik kamera kaydının bulunmadığı ve olay yerinde suçta kullanıldığı iddia olunan bıçağın olmadığı 03.11.2013 saat 22:45 tarihli araştırma tutanağı ile belirlenmiştir.
Polis memurları, … ve … tarafından düzenlenen 15.11.2013 günlü tutanağa göre …’nun ikamet ettiği konutun güvenlik kamera kayıtlarına göre adı geçenin saat 21.19 da giriş saat 22.45 de çıkış yaptığı ve kamera saatlerinin BİR SAAT İLERİ olduğu açıklanmıştır.
Polis memurları … … ve … … tarafından düzenlenen 21.12.2013 günlü araştırma tutanağında ise kamera saatinin güncel saatten 50 dakika ileri olduğu bilgisi yer almıştır.
Soruşturma Savcısı tarafından düzenlenen 23.02.2014 tarihli CD İZLEME TUTANAĞINA göre de kamera kayıtları göz önüne alındığında …’nun saat 21.19 da binaya giriş 22.42 de çıkış yaptığı yapılan kontrolde saatin 50 dakika ileri olduğu sonucuna varılmıştır.
İl Sağlık Müdürlüğünün cevap yazısına göre de acil servis çağrısının 03.11.2013 günü saat 21.43’te yapıldığı anlaşılmaktadır.
Şikayetçi ve sanığın … Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/38 (E), – 2014/41 (K) sayılı dosyasında cinsel istismar suçundan sanık sıfatıyla yargılandıkları ve her ikisinin de beraatine karar verildiği görülmüştür.
Sanık soruşturma evresinde kendisini yaralayan kişinin … olduğunu söylemiş kovuşturmada ise soruşturma evresindeki beyanını tekrarlamakla birlikte kendisini bıçaklayan kişinin Adnan Mancu olduğundan emin olmadığını söylemekle birlikte kesin bir beyanda bulunmamıştır.
Sanık … Yukarının sağ bacak lateral bölgede kesici aletle 12 yerinden bıçaklandığı dosyada mevcut adli muayene raporu ile sabittir.
Kolluk tutanakları ile acil servis çağrı belgesi göz önüne alındığında olayın saat 21.40- 43 de resmi kurumlara intikal ettirildiği görülmektedir.
Soruşturma evresinde düzenlenen iddianame tamamen kamera kayıtlarındaki şikayetçinin evinden çıkış saati olan 21.42 esas alınarak düzenlenmiştir.
Kamera kayıtları ile ilgili dosyada ikisi kolluk biri Cumhuriyet Savcısı tarafından suç tarihinden çok sonra düzenlenen kolluk memurları ile Cumhuriyet Savcısının kendi kişisel bilgisine dayalı tutanakları mevcuttur. Bu tutanaklarda kamera saatinin güncel olmadığı 15.11.2013 günlü tutanakta saatin bir (1) saat, diğer tutanaklarda 50 dakika ileri olduğu bilgisine yer verilmiştir. Tutanaklarda kamera saatleri arasındaki çelişkinin nasıl oluştuğu belli değildir. Diğer yandan tutanağı düzenleyen kolluk memurları ile Cumhuriyet Savcısı bu konuda uzman kişiler olmadığı gibi tutanak tarihleri itibariyle kameralarda oynama olup olmadığı da saptanmamıştır.
Bu sebeple, kameralar üzerinde uzman kişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılıp kamera saatlerinde oynama olup olmadığı ve saatinin tam olarak belirlenmesi kasten yaralama suçunun şüphelisi olan şikayetçinin konutundan çıkış yaptığı saat ile sanık …’ın yaralanması fiilinin saatlerinin örtüşmesi karşısında, …’nun konutundan çıktıktan sonra nereye gittiği, kiminle görüştüğü, araştırılarak HTS kayıtları temin edilerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur.
Sanık …’ın yaralanması sabit olup CMK. 170/2. maddesi gereğince bu hususta yeterli şüphe bulunmasına rağmen iddianame düzenlenmemiş, bıçak darbelerinin uzunluğu, derinliği ve şüpheli …’ün evinde olması, hayatın olağan akışına uygun olmadığı şeklindeki hukuki olmayan gerekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek sanık hakkında iftira suçundan iddianame düzenlenmiştir.
Yukarıdaki delillerden anlaşılacağı üzere sanık …’ın yaralanması fiili sabit olup saat 21.40’da kolluğa ihbarın yapıldığı, kamera kayıtları üzerinde yapılan incelemelerin olaydan çok sonra ve uzman olmayan kişilerce yapılmış olması ve de kameralarda aradan geçen süre itibariyle müdahale olup olmadığı belirlenmemiş olması karşısında bu delillere dayanılarak mahkumiyet kararı verilmesi doğru değildir. Maddi gerçek ortaya çıkarılmış ve konulmamıştır.
Sanıkta 12 adet bıçak yarası mevcut olup, bir kimsenin bir başkasına iftira etmesi için kendi kendini yaralaması düşünülemez. İftira için başka bir çok yol ve yöntem bulunabilir. Bu sebeple de böylesi bir iddia ve kabul hukuki olmaktan uzak olup tahmin ve varsayımdan öteye geçmemektedir.
Diğer yandan böyle bir uygulamanın kabulü halinde, herhangi bir suçun mağduru olan kişilerin anayasada güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve yetkili mercilere şikayet hakkı engellenmiş olacaktır.
Tüm bu nedenlerle sanığın yaralandığına ilişkin şikayetinin maddi vaka ve olgulara dayandığı, üzerine atılı iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi de göz önüne alınarak beraatine karar verilmesi gerektiğinden yerel mahkeme mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Bu itibarla, yerel mahkeme mahkumiyet hükmünün onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 20.02.2020

Muhalif Üye