Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/7534 E. 2007/9551 K. 03.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7534
KARAR NO : 2007/9551
KARAR TARİHİ : 03.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Orhanlı Köyünde 1968 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, 460 parsel sayılı 42.250 m2 yüzölçümündeki taşınmaz belgesizden köy tüzelkişiliği adına tesbit edilmiş, Orman Yönetiminin orman olduğu iddiası ile yaptığı itiraz komisyonun 10/05/1971 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine, Yönetiminin açtığı dava Kartal Tapulama Mahkemesinin 19/09/1974 gün ve 1971/37 – 1974/13 sayılı kararıyla reddedilerek, 460 nolu parselin tesbit gibi Orhanlı Köyü tüzelkişiliği adına tesciline dair verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Şimdi davacı … çekişmeli 460 nolu parselin 2/B madde uygulaması sonucu orman sınırları dışına çıkarılmışsada, fiilen orman niteliğini koruduğunu, bu nedenle 2/B uygulamasının geçersiz sayılarak tapu kaydının iptali ve taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece, daha önce Orhanlı Köyü tüzelkişiliği ile Orman Yönetimi arasında Kartal Tapulama Mahkemesinde görülen davada taşınmazın orman olmadığının belirlendiği, Orhanlı Köyünde Belediye teşkilatı kurulmasından sonra taşınmazın, Belediye Encümeninin 26/12/2002 gün ve 388 sayılı kararıyla davalı şirkete satıldığı, bu hali ile dava koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan ve daha sonra 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olan taşınmazın tapusunun iptali ile tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 2896 Sayılı Yasaya göre yapılıp 15/08/1985 tarihinde ilanı edilmekle itirazsız kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 04/09/1991 tarihinde ilan edilerek itirazsız kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece, taşınmaz başında herhangi bir keşif ve uygulama yapılmadan ve çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1948 yılında 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1985 yılında, yada 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1991 yılında yapılan hangi orman kadastro sınırı içine alındığı belirlenmemiş, bu işlemlerle ilgili orman tahdit harita ve tutanakları ile kadastro paftası ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine çakıştırıldıktan sonra çekişmeli taşınmazın konumu belirlenmemiştir.
O halde, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu Orhanlı Köyünde, 3116 Sayılı Yasaya göre, 1948 yılında yapılan orman kadastrosu 1744 Sayılı Yasaya göre 1981 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde ve 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde ile 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 04/09/1991 tarihinde ilan edilmekle itirazsız kesinleştiği anlaşılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına ait orman tahdit harita ve tutanaklar ile 1968 yılında yapılan genel arazi kadastro paftaları ilgili yerlerden temin edilerek dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra, bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla taşınmaz başında keşif yapılarak, 3116 Sayılı Yasa, 1744 Sayılı Yasa ve 2. madde, 2896 Sayılı Yasa ve 2/B madde, 3302 Sayılı Yasa ve 2/B madde uygulamalarına ait orman tahdit harita ve tutanakları ile 1968 yılında yapılan genel arazi kadastro paftası bilirkişiler aracılıyla yöntemince ayrı ayrı yerine uygulanmalı, bu haritaların ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de tahdit haritaları ölçeğine çevrilip herbir uygulama kroki üzerinde ayrı renklerle gösterilmek suretiyle birbiri üzerine çakıştırılarak aplike edilmeli, çekişmeli taşınmazın konumunu gösterir şekilde tahdit hattı ile irtibatlı kroki çizdirilerek keşfin izlenip denetlenmesi olanağı sağlanmalıdır.
1) Bilirkişiler tarafından yukarıdaki hususlar dikkate alınarak düzenlenecek rapor ve krokide, çekişmeli taşınmazın yörede 1948 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdit sınırları içinde kaldığı, daha sonra 2 ya 2/B madde uygulamalarına konu edildiğinin anlaşılması halinde, 1968 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Orman Yönetimi ile köy tüzelkişiliği arasında görülüp kesinleşen Kartal Tapulama Mahkemesinin 19/09/1974 gün ve 1971/37-1974/13 sayılı kararı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmelidir.
2) Yapılan uygulamada çekişmeli parselin Kartal Tapulama Mahkemesinin kararından sonra yörede 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre yapılan ve her hangi bir nedenle tahdit dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapmakla görevlendirildiği anlaşılan kadastro komisyonunca orman kadastro sınırı içinde alınıp daha sonra 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığının belirlenmesi halinde, hak sahiplerinin bu işleme karşı belirtilen mahkeme kararına dayanarak 2896 ve 3302 Sayılı Yasalardaki hak düşürücü süreler içerisinde yetkili ve görevli mahkemede hak düşürücü süre içerisinde bir dava açmadıklarından tahdidin kesinleştiği, bu durumda kesin hüküm olmamakla birlikte, bir an için kesin hüküm olduğu varsayılsa bile, kesin hükmün varlığının tahdidin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı, yanlışlığın süresinde açılacak bir dava ile düzeltilmesi gerektiği H.G.K.nun 20/03/1996 gün ve 1995/20- 1086- 174 sayılı kararında belirtildiği gibi hak düşürücü sürenin kesin hükümden önce geleceği, hak düşürücü süre nedeniyle davanın esasına girilemeyeceğinden, daha önce mevcut olan kesin hükmün incelenemeyeceği, yolsuz tescil sonucu oluşan tapuyu devir ve satın alanların da M.Y.nın 1023 (E.M.Y.931) maddesindeki iyiniyetle edinme koşullarından da yararlanamıyacakları gözönünde bulundurularak, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03/07/2007 günü oybirliği ile karar verildi.