Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/12360 E. 2007/15476 K. 29.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12360
KARAR NO : 2007/15476
KARAR TARİHİ : 29.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.10.2004 gün ve 2004/11084-10727 sayılı bozma kararında özetle: “1951 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile daha sonra 2000 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde haritasında aynı hatların farklı çizildiği anlaşılmaktadır. Asıl olan kesinleşen orman tahdit hattının uygulanmasıdır. Bu nedenle, her iki harita tutanakları ve resmi belgelerin uygulanması ile çekişmeli taşınmazın konumunun belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu (A) harfli 13.459 m2’lik taşınmazın davacı gerçek kişiler adllarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1951 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 14.08.2001 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; tüm dosya kapsamında çekişmeli taşınmazın yörede 1973 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında sarıçam devlet ormanı ile birlikte orman olarak tesbit ve tescil harici bırakıldığı, daha sonra yörede 2001 yılanda ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucunda 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında kalması nedeni ile davacı gerçek kişinin bu tescil davasını açtığı anlaşılmaktadır. Dosya içinde yörede 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında 1953 ila 1959 nolu orman tahdit noktalarına ilişkin çalışma tutanakları bulunmadığı gibi, 1951yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 2001 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tahdit haritası arasında açı ve mesafe yönünden büyük farklılıklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazı ilgilendiren 1954, 1955,1956 ve 1957 nolu orman tahdit noktaları 1951 tahdit haritasında kuzeyden güneye doğru devam ettiği halde 2001 aplikasyon haritasında bu hat kuzey doğudan güneybatıya doğru devam etmektedir. Ayrıca, çekişmeli taşınmaza komşu olan 966 parsel arazi kadastro çalışmasında 67.300 m2 yüzölçümünde miktar fazlası olarak Hazine adına tesbit edildiği, Orman Yönetiminin ve gerçek kişilerin itirazı üzerine kadastro komisyonu tarafından bu taşınmazın 3000 m2 ve 1500 m2’lik bölümlerinin orman olarak Hazine adına tesciline,geriye kalan 62.800 m2’lik bölümünün ise, davacı ve davalı gerçek kişiler adlarına tesbitine karar verildiği, Orman Yönetimi ve Hazinenin kadastro tesbitine itiraz davası açması üzerine kadastro mahkemesinin 22.06.1995 tarih 1994/1143-97 sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın (B) harfli 39.925 m2’lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına, (A) harfli 25.875 m2’lik bölümünün ise davalı gerçek kişiler adlarına, (C) harfli 1500 m2’lik bölüme yönelik olarak dava açılmadığından bu bölümle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve hükmün derecaattan geçerek kesinleştiği, bu ilama göre 966 parselden ayrılarak 1531 ve 1532 sayılı orman parsellerinin oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu taşınmaza ilişkin dosya getirtilerek inceleme yapılmamıştır. Ayrıca, uzman orman bilirkişilerinin 1976 tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazı işaretledikleri yerin kısmen yeşile … ve bitişikteki ormanlık alanın devamı niteliğinde olduğu görülmektedir. Bütün bu hususlar gözönüne alındığında mahkemece ciddi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışmasındaki 1953 ila 1957 nolu orman tahdit noktalarına ilişkin çalışma tutanaklarının ilgili yerlerden istenmeli, ayrıca çekişmeli taşınmaza komşu olan 966 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro mahkemesinin 1994/1143-97 sayılı dosyasının Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, 1980 -1990’lı yıllara ilişkin memleket haritası ve … fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı orman sınır hattında daha önce dava konusu edilen 966 parsel sayılı taşınmaz bulunduğu anlaşıldığından sözkonusu kadastro mahkemesinin 1994/1143-97 sayılı dosyasında uzman orman bilirkişileri tarafından kesinleşen orman tahdit hattının ne şekilde uygulandığı incelenmeli, uzman bilirkişilerce sözkonusu dosyadaki tahdit hattı ile kendi uygulamaları birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli,çekişmeli taşınmazın 1951 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında kaldığı saptandığında ise, 1980-1990’lı yıllara ait memleket haritası ve … fotofrafında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer saptanarak, uzman bilirkişilerden bunu gösteren rapor ve kroki istenmeli, bu tarihlerdeki memleket haritası ve … fotoğraflarında çekişmeli yerin henüz hiç işlenmemiş durumda olduğunun saptanması ya da komşu 966 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dosyada yapılan keşifler sırasında yerel bilirkişilerin sınır tanımlamaları ve … bilirkişi krokilerinde dava konusu yerler kimse tarafından zilyet edilmeyen taşınmaz olarak gösterilmesi halinde o tarihlerde henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı ve dolayısıyla dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülmeli, bu belgelerde dava konusu taşınmazların kullanılmakta olan yerler olduğu belirlendiği takdirde, bu kez yapılacak keşifte … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ile Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 29/11/2007 günü oybirliği ile karar verildi.