YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5352
KARAR NO : 2008/9209
KARAR TARİHİ : 26.06.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, … Köyü 1556 parsel sayılı 6431 m2 yüzölçümündeki davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı adlarına müşterek mülk olarak tapuda kayıtlı olan taşınmazın yörede 1982 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, aynı parselin kadastro tespitine gerçek kişiler tarafından tesbit maliklerine karşı … Kadastro Mahkemesinde dava açtıkları, bu dava devamı sırasında yörede yapılan ve 09.03.1982 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda çekişmeli taşınmazın orman sınırları içine alındığı, bu dava da uzman bilirkişilerce amenajman planının uygulanması sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek 07.04.1983 gün ve 1983/2-78 sayılı kararla parselin kişiler adına tescile karar verildiği, bu kararda … taraf olmadığından kesin hüküm olmasa bile çekişmeli taşınmazın niteliğinin saptanması konusunda güçlü delil niteliğinde olduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmektedir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Yörede 09.03.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastro çalışması bulunmaktadır.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından yörede 1956 yılında yapılan kadastro çalışmasında çekişmeli 1556 parsel sayılı 9560 m2 yüzölçümlü taşınmaz sınırları, tarikiam, orman …, meclis katibi … … ve yüzölçümü de 7 dönüm olan tapu kaydı revizyon gösterilerek Sabiha Vecibe … adına tesbit edildiği, … … ve arkadaşları tarafından zilyetliğe ve vergi kayıtlarına dayanak kadastro tespitine itiraz davası açtıkları, bu davada Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olmadığı, mahkemece yapılan keşifte taşınmaz üzerinde orman ağaçları bulunduğu görülünce, Orman Bakanlığından çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı konusunda mütalaa istendiği ve Orman Bakanlığının Aralık
1975 tarih 2288 sayılı cevabi yazısı ile “çekişmeli taşınmazın devlet ormanından açma olduğu, üzerinde 10-200 yaşında 0.2-0.4 kapalılıkta kızılçam ve pırnal meşesi ağaçlarının mevcut olduğu ve orman sayılan yerlerden olduğunun” bildirildiği, mahkemece uzman orman bilirkişi marifeti ile keşif yapıldığı ve uzman orman bilirkişisi tarafından taşınmazın üzerinde kısmen orman ağaçları varsa da 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesinin (G) ve (F) bentlerine göre orman sayılmayan yerlerden olduğunun bildirilmesi üzerine mahkemenin 1958/1487-1979/26 sayılı karar ile “davacı gerçek kişilerin çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin bulunmadığı ve dayandıkları vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazı kapsamadığı gerekçeleri ile davanın reddine tesbit gibi tescile, müdahil gerçek kişinin talebi yönünden ise, kadastro tespit tutanaklarının düzenlenmesinden sonraki satış senedine dayandığından mahkemenin görevsizliğine” dair verilen kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 04.12.1979 gün ve 1979/8596-11939 sayılı ilamı ile “davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddine, ancak tapulama hakiminin gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olduğu, taşınmazın sınırında orman niteliğinde taşınmaz bulunduğu, revizyon tapu kaydının sınırı da orman okuması nedeniyle tapu miktar fazlasının ormandan kazanıldığının gözetilmesi, tapu miktarı kadar olan bölümünde tapu malikinin mirasçıları adlarına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, bozma ilamına uyularak mahkemece kurulan 1981/15-249 sayılı hükmün Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1981/14055 -1983-2334 sayılı ilamı ile “müdahil gerçek kişi ile ilgili olarak mahkemece verilen görevsizlik kararının onanmasına, ancak parselin revizyon tapu maliki kişinin mirasçıları adına değil, tesbit maliki olan gerçek kişinin mirasçıları adlarına tescili” gereğine işaret edilerek hükmün yine bozulduğu ve mahkemenin 07.04.1983 gün 1983/2-78 sayılı ilamı ile “çekişmeli taşınmazın (A) harfli 3129 m2’lik bölümün orman sayılan yerlerden olması nedeni ile tesbit dışı bırakılmasına, (B) harfli 6431 m2’lik bölümün ise, Hazinenin de tesbit malikinin yasal mirascısı olması nedeni ile paylı olarak Hazine ile … … ve arkadaşları adlarına müşterek mülkiyet olarak tapuya tescillerine” karar verildiği, daha sonra 1987 yılında kamp sahası olarak davalı Belediye Başkanlığı tarafından çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın kamulaştırılması nedeniyle ve … Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.07.1996 gün ve 1996/43-450 sayılı karar ile gerçek kişilerin paylarının davalı Belediye Başkanlığı adına tapuda tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin çoktan geçtiği anlaşılmaktadır. Burada çözümlenmesi gereken sorun, Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olmadığı, gerçek kişiler arasında görülen dava sonucu oluşan kesin hükmün, kesinleşen ve 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen hakdüşürücü süre de geçerek kesinleşen orman kadastrosu karşısındaki durumunun ne olacağıdır. Başka bir anlatımla Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olmadığı dava sonucu oluşan kesin hükmün hakdüşürücü süreden önce gelip gelmeyeceğidir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086 E. 1996/174 K. sayılı ilamında; kabul edilen ilkeye göre; bir davada hak düşürücü süre söz konusu ise; dava dinlenemeyeceği ve işin esası incelenemeyeceği gibi, kesin hükmün varlığı, orman
kadastrosunun kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağından kesin hüküm, yararına olan taraf yönünden, kesinleşen orman kadastrosu nedeniyle bir sonuç doğurmaz. Olayda gerçek kişiler arasında açılan kadastro tespitine itiraz davası devam ederken yörede 09.03.1982 tarihinde orman kadastro çalışması yapılarak ilan edilmiş ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları içine alınmıştır. O davanın taraflarından biri orman kadastrosuna itiraz etmediğinden çekişmeli taşınmazı içine alan orman kadastrosu kesinleşmiş ve orman kadastrosunun iptali konusunda açılacak bir davada hakdüşürücü süre çoktan geçmiştir. Kişiler arasında görülen dava orman kadastrosunun kesinleşmesini önlemez. O halde, Orman Yönetiminin taraf olmadığı Kadastro Mahkemesinin 07.04.1983 tarih 1983/2-78 sayılı ilamının … yönünden kesin hüküm oluşturmadığı, bu dava dosyasında yapılan orman incelemesinin kesinleşen orman sınırı içinde kalan parselin tapu kaydının iptali konusunda açılan bu dava için güçlü delil oluşturmayacağı, kesin hüküm ya da güçlü delilin varlığı halinde bunların hakdüşürücü süre içinde açılacak orman kadastrosuna itiraz davasında ileri sürülebileceği, kesin hüküm ya da güçlü delilin varlığının başlı başına, orman kadastrosunun iptali ya daa geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, aslı orman olan yer hakkında oluşturulan tapu kaydının sahibine mülkiyet … kazandırmayacağı (H.G.K. 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.) ve kesinleşen orman sınırı içinde kalan ve hukuken orman olan bir yerin kamulaştırılmasının da mümkün olmadığı ve çekişmeli taşınmazın uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, orman tahdidi içinde kaldığı, kesinleşen tahdit içinde kalan yerlere ilişkin tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitirdikleri, çekişmeli taşınmaz üzerinde 10-200 yaşında 0.4-0.2 kapalılıkta kızılçam ve pırnal meşesi ağaçlarının bulunduğundan, eylemli biçimde orman olduğu anlaşıldığına göre, mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken aksine düşünceler ile davanın reddi yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 26/06/2008 günü oybirliği ile karar verildi.