Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/16012 E. 2009/19427 K. 24.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16012
KARAR NO : 2009/19427
KARAR TARİHİ : 24.12.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı – davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı ve davalı Hazinenin temyizi üzerine verilen ve hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 07.11.2006 gün ve 2006/4338-8186 sayılı bozma kararında özetle; “Çekişmeli taşınmaz üzerinde davacının 20 yıldan fazla … sıfatı ile zilyetliğinin bulunduğu anlaşılmış ise de, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı diğer koşullar yönünden araştırmanın yetersiz olduğuna” değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı Hazinenin davasının reddine, davacı gerçek kişinin Kadastro Müdürlüğüne yönelik davasının husumet yönünden reddine, davacı gerçek kişinin Hazineye yönelik davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı – davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmişse de, davacı gerçek kişi … Köyü 101 ada 708 parsel sayılı 5704.44 m2 yüzölçümündeki bağ nitelikli 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve davacı gerçek kişinin kullanımında olduğu şerh edilerek Hazine adına tesbit edilen taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek adına tescili talebi ile dava açmış, davacı Hazinenin çekişmeli taşınmaz üzerindeki şerhlerin kaldırılması talebi ile açtığı dava da bu dava ile birleştirildiği, mahkemece Hazinenin davasının reddine, davacı gerçek kişinin davasının kabulüne ve çekişmeli taşınmazın davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline yolunda kurulan hüküm davacı ve davalı konumunda olan Hazinenin temyizi üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile bozulduğu, ancak; kesinleşen orman kadastro haritasının uygulanmasının yeterli olduğuna değinilen ilamın maddi yanılgıya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki; H.G.K. 28.09.2005 gün ve 2005/8-512-535 sayılı kararında belirtildiği gibi, davanın niteliğine göre bu tür bozma kararlarına uyulması kişi yararına usulü kazanılmış hak da oluşturmaz. Daha önce hükme esas alınan uzman orman ziraat ve fenni bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında 2251 ve 2252 nolu orman tahdit noktalarının kuzeyinde orman sınırları dışında kaldığı, eğiminin %15-20 ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, dosya içindeki 1949 yılına ilişkin orman tahdit haritasında 2250 nolu orman tahdit noktasından düz hatla doğuya doğru gidilerek 2251 nolu orman tahdit noktasına, buradan da kuzey doğuya doğru yine düz hatla 2252 nolu orman tahdit noktasına ulaştığı, yörede 1976 yılında 1744 Sayılı Yasa gereğince düzenlenen aplikasyon haritalarında ise aynı hattın çok farklı çizildiği ve mahkemenin de bu 1976 yılı aplikasyon hattını esas alarak hüküm kurduğu anlaşılmaktadır. Uzman bilirkişiler 2249, 2250, 2251, 2252 nolu orman tahdit hatlarının değişik tarihlerde yapılan orman kadastro çalışmalarında neden farklı çizildiği hususlarını değinmeden güneydeki 2251, 2252 nolu orman tahdit hattını göstererek kroki düzenlemişler, kadastro paftası ile orman tahdit haritalarının ölçeklerini eşitlemek sureti ile bir uygulama yapmamışlar, yapılan uygulamanın hangi tarihteki çalışmaya ilişkin olduğu da belirlenememiştir. Bu hali ile yapılan uygulamanın ve düzenlenen raporların yetersiz olduğu anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 22/1 maddesinde “evvelce tesbit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış yerlerin kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve TMK nun 1026.ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı taktirde, ikinci defa yapılan kadastro, Tapu Sicil Müdürlüğünce re’sen iptal edilir.” denilmektedir. Dava konusu taşınmaz 1949 tarihli orman kadastro sınırları içinde kalıyorsa daha sonra yapılan genel kadastro ikinci kadastro sayılacağından bütün sonuçlarıyla hükümsüzdür. Bu konu kamu düzenine ilişkindir. Aynı hattın uygulanmasıyla ilgili olarak mahkemece verilen bir çok karar Dairece incelenmiş ve kesinleşmiştir. (Örneğin; Dairenin aynı köy ve aynı hatla ilgili 2006/11328 E, 2006/11230 E sayılı karar) 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu o yer ile ilgili tüm orman kadastro tutanakları ve haritalarının yasa ve yönetmelikte belirlenen yöntem ile uygulanması sonucu belirlenir.
Bu dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2. ve 2/B madde uygulaması sırasında bağlantı kurularak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup, bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur (02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin 44. md.). Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları daraltılamaz. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz.
O halde öncelikle; mahkemece Orman İşletme Müdürlüğünden, orman sınır noktaları okunaklı olarak işlenmiş ve aslına göre renklendirilmiş 1949, 1977, 1984 ve 1995 yıllarına ilişkin onaylı orman tahdit harita örnekleri, orman tahdit noktalarına ilişkin çalışma tutanakları, işe başlama, ilan tutanakları getirtilmeli, 1984 yılında yapılan çalışmada orman sınırları dışında kalan yerlerin orman kadastrosunu yapmak üzere orman kadastro komisyonuna yetki verildiği gözönüne alınarak 1984 yılında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek 2 uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte; 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama yönetmeliğinin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların arza uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır” hükmü gereğince 1949 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman tahdit haritası, tutanakları ve kadastro paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak ilk tesis edilen orman sınır noktasından hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunarak ve ölçülerek en az ada bazında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki orman sınır noktaları birer birer zeminde bulunmalı ve yeri işaretlenmeli, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde nedenleri üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri ve yer değiştirip değiştirmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, tereddütsüz olarak zeminde yeri saptanabilen en yakın sabit orman sınır noktalarından hareketle, yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup, 1949 orman kadastrosunda uygulanan yöntem ve araçlar ile ölçülerek orman sınır noktaları birer birer bulunup zeminde işaretlenmeli, 1949 tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1977, 1984 ve 1995 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile oluşturulan ve aynı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattına göre çekişmeli taşınmazın konumunu ada bazında gösteren, orman sınır hatları ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli, 1984 yılında yapılan orman kadastro çalışmasının ilan edilmediği ve kesinleşmemiş olması halinde, 1949 yılından sonra yapılan çalışmaların sadece aplikasyon uygulaması olduğu ve yapılan aplikasyon uygulaması ile kesinleşmiş orman tahdit hattının değiştirilemeyeceği ve bu çalışma ile düzenlenen aplikasyon haritasının hukuki geçerliliğinin olmadığı gözönüne alınmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, bilimsel verileri bulunan rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yetersiz araştırma ve incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı – davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/12/2009 günü oybirliği ile karar verildi.