YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16489
KARAR NO : 2023/3058
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : …
SUÇ : 5607 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜM : Sanık … hakkında beraat, sanık … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında düşme; suça konu eşyaların müsaderesi
TEMYİZ EDENLER : Katılan … İdaresi vekili, suça sürüklenen çocuk …
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Suça sürüklenen çocuk …’un gıyabında verilen hükmün son fıkrasında tebliğden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle kanun yoluna başvurmada suça sürüklenen çocuğun yanıltıldığı ve gerekçeli kararın tebliği üzerine suça sürüklenen çocuğun temyizinin yasal süresinde olduğu belirlenerek hakkında kurulan düşme kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibarıyla eylemine uyan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası gereği belirlenecek cezanın türü ve üst haddinin 6 yıl olmasına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve ikinci maddesi gereği 7 yıl 6 aylık olağan, aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 10 yıl 15 aylık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, zamanaşımının kesildiği sanık … hakkındaki 11.03.2014 tarihli savunmadan itibaren incelemeye konu suça sürüklenen çocuk hakkındaki 17.12.2021 tarihli iddianame arasında 7 yıl 6 aylık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi yerine dosya kapsamına uygun olmayan 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve ikinci maddesine göre 4 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile suça sürüklenen çocuk hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilmesi neticeye etkili görülmemiş olup, suça sürüklenen çocuğun yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA,
II-Sanık … hakkındaki düşme kararına yönelik katılan … İdaresi vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık …’un suç tarihi itibarıyla eylemine uyan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası gereği belirlenecek cezanın türü ve üst haddinin 6 yıl olmasına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği 15 yıllık olağan, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin
dördüncü fıkrası gereği 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, zamanaşımının kesildiği sanık … hakkındaki 11.03.2014 tarihli savunmadan itibaren incelemeye konu sanık hakkındaki 17.12.2021 tarihli iddianame arasında belirtilen süre dolmadığı hâlde, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre zamanaşımı süresi olan 8 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile sanık hakkında davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA,
III-Sanık … hakkındaki beraat kararına yönelik katılan … İdaresi vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
1.Önleme araması kararına istinaden sanık …’ın içerisinde bulunduğu yolcu otobüsünde yapılan aramada, sanığa ait koltuk numarasının yazılı olduğu çuvaldan 48 karton sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda;
Her ne kadar sanık …’ın suça konu sigaraların kendine ait olmadığına dayanan savunması diğer sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından doğrulanmış ise de, “II” numaralı bozma gerekçesinde ayrıntısıyla belirtildiği üzere sanık … hakkındaki kamu davasında düşme koşullarının bulunmadığı nazara alınıp sanıklar … ve … hakkında esastan yapılacak inceleme sonucu hukuki durumları birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Dava konusu gümrük kaçağı sigaraların tamamının müsaderesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin imha edilen sigaralar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek numune alınan sigaraların müsaderesiyle yetinilmesi,
Kanuna aykırı, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, 22/03/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI DÜŞÜNCE
5607 sayılı Kanun’a muhalefet ettiği iddiası ile sanık … hakkında açılan kamu davasının açık yargılaması sonrasında Eleşkirt Asliye Ceza Mahkemesince verilen beraat hükmünün, katılan vekilince temyiz istemi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde eksik soruşturma ile karar verildiği gerekçe gösterilerek bozulmasına müteakip, bu kere sanıklar … ve SSÇ … hakkında da iddianame tanzim edilmek suretiyle iki dosya birleştirilerek birlikte yapılan değerlendirme neticesinde bu kere, mahkemece yine sanık … hakkında beraat, SSÇ … ve sanık … hakkında da ayrı ayrı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşme kararlarının taraflarca temyiz istemlerinin incelemesi esnasında,
Daha önce temyiz istemi ile ilgili olarak Dairemizce verilen bozma kararına konu sanık … hakkındaki temyiz isteminin Dairemizce yapılması gerektiği, diğer sanık ile SSÇ hakkında verilen ve ilk kez incelemeye konu edinilen kararın veriliş tarihi itibarıyla ise, Dairemizce temyiz incelemesine değil, öncelikle istinaf incelemesine tabi olacağı, bu sanık hakkında karar
tarihi itibarıyla CMK’da belirlenen istinaf yolu tüketilmeden, doğrudan temyize konu edinilemeyeceği gerekçesi ile sayın çoğunluk görüşünün onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Şöyle ki;
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 8/1. maddesinin, “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle:1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” şeklindeki düzenleme karşısında; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden sonra ve 07.12.2021 tarihinde verilmiş olan hükmün ÖNCELİKLE, istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, istinaf incelemesinin yapılması için dosyanın görevli ve yetkili Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili Ceza Dairesine gönderilmek üzere incelenmeksizin İADESİNE karar vermek gerektiği düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluk görüşünün hükmün onanmasına ilişkin kararına bu yönü ile katılmıyorum. 22/03/2023
(Muhalif)