Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/9605 E. 2023/1177 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9605
KARAR NO : 2023/1177
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle yaralama

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2015 tarihli ve 2014/548 Esas, 2015/918 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

2. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2015 tarihli ve 2014/548 Esas, 2015/918 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 20.05.2019 tarihli ve 2017/9454 Esas, 2019/6379 Karar sayılı ilâmıyla özetle; duruşmadan bağışık tutulmaya yönelik bir talebi bulunmayan sanığa, talimat mahkemesince savunmasını esas mahkemesi huzurunda yapmak isteyip istemediği sorulmadan, sanığın, 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı şekilde yapılan sorgusuna dayalı olarak yokluğunda mahkumiyet kararı verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Dairemizin bozma kararı üzerine … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2021/710 Esas, 2022/489 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.11.2022 tarihli ve 2022/135968 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
1.Meydana gelen kazada sanığın kastının bulunmadığına,

2.Temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılmasına,

3.Verilen cezanın 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca artırılması hususunda sanığa ek savunma hakkı tanınmamasına,

4.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine

5.Geçimini şoförlük mesleği ile sağlayan sanığın sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. … 1. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “İddia, savunma, katılan beyanı, Adli Tıp Kurumu raporu, keşif, bilirkişi raporu, uzlaşma raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan yakıt tankeri ile seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde meydana gelen kaza nedeniyle yanında yolcu olarak bulunan katılanın yaşamını tehlikeye sokacak, basit tıbbî müdahale ile giderilemeyecek, vücudunda kemik kırığı oluşacak ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına, kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu ve katılanın yaralanmasının niteliği göz önünde bulundurularak temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılmasına, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri ile birlikte 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendini ihlal ettiği görülmekle, aynı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi gereğince verilen cezanın bir kat arttırılmasına, sanığın sabıkasının da bulunduğu gözetildiğinde kişilik özellikleri itibari ile yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluşmadığından ve katılanın zararı giderilmediğinden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmiştir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suça konu olayda kusur oranlarının tespiti ve diğer hususlar adına keşfe gidilmesi mahkememizce gerekli görülmekle takdiren … bu dava dosyasında basit yargılama usulü uygulanmamıştır.” şeklinde karar verilmiştir.

2. Kaza tespit tutanağı ve eki kroki dosya kapsamında mevcuttur.

3. Katılan hakkında düzenlenen 21.05.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu … Şube Müdürlüğü raporunda; katılanın yaralanmasının, kişinin hayatını tehlikeye sokan bir durum olduğu, vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olduğu belirtilmiştir.

4. Dosya kapsamında yer alan, 24.03.2015 tarihli, trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; sanığın aracının hızını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması ve hız sınırını yüzde otuzdan fazla aşması sebebiyle aslî kusurlu olduğu belirtilmiştir.

5. Katılanın sanık hakkında şikayetçi olduğu, uzlaşmayı istemediği ve katılma talebinde bulunduğu görülmüştür.

6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmına uyulmasına karar verilmediği ancak gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, yasaya aykırı olmakla birlikte ilamda gösterilen esaslara uygun karar verildiği anlaşılmakla, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanık müdafinin temyiz isteği yönünden;
1.Sanığın, meydana gelen kazada aracında yolcu olarak bulunan katılanın yaralanmasına sebebiyet
veren eyleminin taksirle yaralama suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; mahkemece sanığın taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Somut olayda, Mahkemece sanık hakkında tayin edilen ceza miktarı yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı ve 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi göz önünde bulundurularak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanması için ek savunma verilmesinin gerekli olmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4.Mahkemece sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile uygulanmamasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5.Mahkemenin sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanması yönündeki takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

6.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2021/710 Esas, 2022/489 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.04.2023 tarihinde karar verildi.